Skandal kararlarla gündeme gelen Anayasa Mahkemesi, Türkiye'nin sözde gazeteci Deniz Yücel'e 25 bin TL tazminat ödemesine karar vererek bir skandala daha imza attı.
Oğuzhan Gültekin Ankara
Son dönemlerde verdiği kararlarla gündeme gelen Anayasa Mahkemesi yine bir skandal karara imza attı.
Sözde gazeteci Deniz Yücel’in yaptığı bireysel başvuruyu değerlendiren AYM, Deniz Yücel’in haklı olduğunu ve Türkiye’nin kendisine 25 bin TL tazminat ödemesine karar verdi. Daha önce MİT TIR’ları davasında Can Dündar’ın haklı olduğunu iddia eden ve tahliye kararı veren AYM, yine tepki çeken bir karara imza attı. “Silahlı terör örgütü propagandası yapma, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçlarından yakalanan ve 1 yıl hapis yattıktan sonra serbest bırakılan sözde gazeteci Deniz Yücel’in bireysel başvurusunu değerlendiren AYM verdiği kararda, sözde gazetecinin, basın ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ve kendisine 25 bin TL tazminat ödenmesine karar verdi.
Gezi parkı olaylarının organizatörü Osman Kavala hakkında da benzer kararlar veren AYM, Gezi olaylarına katılmanın tek başına suç olmadığına işaret ederek, ‘Öncelikle, başvurucunun Gezi olaylarına katılmış ve bu olayları desteklemiş olmasının tek başına bir suç işlediğinin belirtisi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira barışçıl olmak kaydıyla herkes toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyebilir, düzenlenenlere katılabilir ve bunların yaygınlaşmasını isteyebilir” diyerek Osman Kavala’yı haklı bulmuştu.
“Milletin adalete olan güveni sarsılıyor”
AYM’nin verdiği kararların milletin adalete olan güvenini sarstığını vurgulayan Avukat Bülent Demir, “Milletin menfaatlerine karşı eylem yapan kişiler; her ne kadar yargı önünde haklı çıkmış olsa da, verilen kararların kamu vicdanını yaraladığı ortadadır. O kararların içeriği, kamu vicdanından uzak kararlardır. Tabi ki görünen resimde milli iradeye karşı saygısızlık yapılmıştır. Bu eylemleri yapan kişilerin milli birlik ve beraberliğimize kasteden eylemlerine karşı bu şekilde karar verilmesi, vatandaşlarımızın adalete olan güvenini sarsmıştır. Ben bir hukukçu olarak bu noktada hakkaniyet ile karar verilmesini beklerdim. Bu şekilde karar verilmesi ne yazık ki ülkemizin içinde bulunduğu konjonktürde adalete olan inancımızı sarsmıştır” değerlendirmesinde bulundu.
