Yunan-Roma sentezinin en ünlü eseri: Afrodisias Antik Kenti

  • Adını Yunan mitolojisindeki aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit'ten alan Afrodisias Antik Kenti, Yunan-Roma dönemine ait mimari özellikleri en iyi şekilde yansıtmaktadır.

  • "Tüm Asya’dan kendime bu kenti seçtim" sözleriyle M.Ö. 1. yüzyılda Roma İmparatoru Augustus tarafından özel olarak koruma altına alınan kent, 2017 yılında bölgede yer alan antik mermer ocakları ile birlikte UNESCO tarafından koruma altına alınarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne eklendi.

  • Afrodisias Antik Kenti, Aydın’ın, Karacasu ilçesinde Menderes Irmağı’nın bir kolu olan Dandalaz Çayı vadisinde, denizden yaklaşık 600 metre yükseklikteki bir platoda yer alıyor.

  • Ülkemizin önemli arkeolojik alanlarından olan ve günümüze kadar korunarak ulaşmayı başaran antik kentin yerleşim tarihi MÖ 5000’li yıllara kadar uzanmaktadır.

  • Başlarda küçük bir köy olan kent, vadideki şehirleşme döneminde gelişmeye başladı. M.Ö. 2. yüzyılda bir kilometrelik alana yayılarak 15.000 kişinin yaşadığı bir kent devleti haline büründü.

  • İlerleyen yıllarda Roma İmparatorluğu ile girdiği yakın politik ilişkiler sonucu Roma İmparatoru Augustus tarafından kişisel korumaya alındı.

  • M.Ö. 39 yılında ise Roma Senatosu tarafından vergi muafiyeti, özerklik ve tapınağa sığınma hakkı gibi ayrıcalıklar edinmesiyle de kentin gelişmesi hız kazandı ve altın çağlarını yaşadı. Kent, 3. yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun Karia eyaletinin başkenti oldu.

  • Roma İmparatorluğu'nun böünmesiyle birlikte önce Doğu Roma ardından Bizans'ın hakimiyeti altına girdi. 4. yüzyılın ortalarına kadar gelişimini sürdüren kent, 6. yüzyıldan itibaren Arap ve Vizigot akınlarının yol açtığı siyasi, dini ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle önemini yitirmeye başladı.

  • Kent, 7. yüzyılda geçirdiği deprem sonrası ağır tahribata uğrayıp bir daha inşa edilemedi. 11. yüzyıldan itibaren Selçuklu Devleti hakimiyetine giren antik kent, Türkmen boyları tarafından yerleşim yeri olarak kullanıldı. Zamanla küçük bir kasabaya dönüşen Afrodisias, 12. yüzyılda tamamen terkedildi.

  • Afrodisias Antik Kenti'nde yer alan mermer yapıların, heykellerin, kabartma ve yazıtların günümüze kadar iyi korunmuş olarak ulaşmış olması, kentin arkeolojik açıdan önemini daha da artırmaktadır.

  • Kentteki kalıntıların ilk çizimleri 1835 yılında İngilizler tarafından alınmış. Sonrasında Fransızlar ve İtalyanlar tarafından kazılar yapılmış.

  • 1961 yılında ise Kenan Evrim’in girişimleri ile New York Üniversitesi tarafından bölgede çalışmalar başlatılmış ve uzun yıllar devam ettirilmiş.

  • Kazılarda, Demir Çağı, Bronz Çağı, Arkaik ve Klasik Dönem yerleşimleri tespit edilmiş; özellikle de Bronz Çağı’nın tüm tabakalarını kapsayan önemli buluntular gün ışığına çıkarılmıştır.

  • Afrodisias’ın en büyük önemi, kentin kuzeydoğusunda, Babadağ eteklerinde yer alan mermer ocaklarından gelmektedir.

  • Mermer yataklarının zenginliği kenti heykel alanında yüksek kalitede bir merkez haline getirmiştir.

  • Özellikle birinci ve üçüncü yüzyıllar arasında kentteki heykeltıraşlık okulunun ünü her yere yayılmış; tüm Akdeniz çevresinde tanınan onlarca heykeltıraş bu kentte yetişmiştir.

  • Heykel alanındaki bu önderlik zamanla “Afrodisias Stili” adı verilen, tamamen Afrodisias’a özgü bir yontu ekolünü ortaya çıkmıştır.

  • Antik Çağın önde gelen mimarlık, sanat, heykeltıraşlık ve din merkezlerinden olan Afrodisias, ızgara planlı olarak kurulmuş; sokak düzeni ise önemli yapıların etrafına yerleştirilmiştir.