Baharat ticaretinin tarihindeki ilginç olaylardan biri de New Amsterdam’ın el değiştirmesiyle bağlantılı. Hollandalılar, 1667 yılında İngilizlerle yapılan Breda Antlaşması kapsamında Kuzey Amerika’daki New Amsterdam üzerindeki haklarını İngiltere’ye bıraktı. Buna karşılık İngilizler, Banda Adaları’ndaki Pulau Run üzerindeki iddialarından vazgeçti. İngilizlerin kontrolüne geçen New Amsterdam’ın adı daha sonra New York olarak değiştirildi. Böylece bugün dünyanın en tanınmış şehirlerinden biri olan New York’un geçmişinde bile muskat ticaretinin dolaylı bir izi bulunuyor. Osmanlı İmparatorluğu da baharat ticaretinin önemli aktörlerindendi Baharatların Asya’dan Avrupa’ya uzanan yolculuğunda Orta Doğu ve Doğu Akdeniz önemli ticaret güzergâhlarıydı. Osmanlı İmparatorluğu da özellikle 16. yüzyılda bu ticaret ağında etkin bir konuma geldi. 1516-1517 yıllarında Mısır ve Levant’ın Osmanlı hâkimiyetine girmesiyle imparatorluk, Hint Okyanusu ile Akdeniz arasındaki ticaret yollarıyla daha doğrudan ilişki kurmaya başladı. Kızıldeniz ve Basra Körfezi üzerinden ilerleyen baharat ticaretinde devletin gelirini artırmaya yönelik düzenlemeler yapıldı. Yemen’den Mısır’a, oradan da İstanbul’a uzanan ticaret ağı bu dönemde önem kazandı. Tarihçi Giancarlo Casale’nin araştırmaları, Osmanlı yönetiminin 16. yüzyılda Portekiz’in baharat ticaretindeki hâkimiyetini sınırlandırmak için çeşitli ekonomik ve idari politikalar geliştirdiğini gösteriyor. Dolayısıyla bugün mutfaklarımızda kullandığımız baharatların geçmişinde İstanbul’un da yer aldığı geniş bir ticaret ağı bulunuyor. Balkabağının Osmanlı mutfağına uzanan yolculuğu Türkiye’de balkabağı denildiğinde akla ilk olarak pumpkin spice kahveleri değil, tahinli ve cevizli kabak tatlısı geliyor. Ancak bu sebzenin Anadolu mutfağındaki geçmişi de kıtalar arası bir yolculuğun parçası. Öncelikle balkabağının Amerika kıtasına özgü bir bitki olduğunu belirtmek gerekiyor. Amerika’nın keşfinden sonra Avrupa’ya ulaşan bu kabak türü, 16. yüzyılda Osmanlı coğrafyasında da tanınmaya başladı. Osmanlı mutfağında daha önce kullanılan kabak türleriyle bugünkü bal kabağını birbirine karıştırmamak önemli. XV. yüzyıla ait mutfak kayıtlarında geçen kabaklar, Amerika kökenli bal kabağı değil, Asya kökenli asma kabağı gibi türlerdi. Amerika kökenli bal kabağı ise 16. yüzyılın ortalarında Osmanlı kaynaklarında mısır kabağı adıyla görülmeye başladı. Hatta dönemin Avrupa’sında balkabağının Türk kabağı olarak adlandırıldığı örnekler de bulunuyor. Alman botanikçi Leonhart Fuchs’un 1542 tarihli eserinde bu bitkinin Türk hıyarı anlamına gelen bir isimle anılması, yeni ürünün Avrupa’da nasıl algılandığını gösteren ilginç ayrıntılardan biri. Zamanla Osmanlı mutfağında da kendine yer bulan balkabağı, farklı tariflerde kullanılmaya başlandı. 16. yüzyıl saray kayıtlarında bal kabağına rastlanması, bu yeni ürünün mutfak kültürüne girişini belgeleyen örneklerden biri. 1930’lardan bugüne uzanan pumpkin spice modası Pumpkin spice’ın tarihini iki ayrı dönemde değerlendirmek gerekiyor. Baharatların yemeklerde kullanımı binlerce yıl öncesine uzansa da bugün bildiğimiz hazır karışımın ticari geçmişi çok daha yakın. Amerikan mutfağında balkabağı turtası, 18. yüzyıldan itibaren çeşitli yemek kitaplarında yer alıyordu. 1798 tarihli American Cookery kitabında da balkabağıyla hazırlanan ve zencefil, muskat gibi baharatlarla tatlandırılan tarifler bulunuyordu. O dönemde aşçılar baharatları ayrı ayrı ölçerek kullanıyordu. 1930’lu yıllarda ise baharat şirketleri bu işlemi kolaylaştırmak için hazır karışımlar üretmeye başladı. McCormick, 1934 yılında Pumpkin Pie Spice adıyla hazırladığı karışımı piyasaya sundu. Böylece balkabağı turtası hazırlamak isteyenler, farklı baharatları tek tek almak yerine hazır bir karışım kullanabilir hale geldi. Ancak pumpkin spice’ın bugünkü küresel popülerliğine ulaşması için bir süre daha geçmesi gerekti. 2003 yılında Starbucks’ın Pumpkin Spice Latte adlı içeceği menüsüne eklemesi, bu lezzeti kahve kültürünün de önemli bir parçası haline getirdi. Başlangıçta mevsimsel bir içecek olarak sunulan Pumpkin Spice Latte, zamanla farklı ülkelerde de tanınan bir ürüne dönüştü. Ardından aynı aromayı taşıyan kekler, bisküviler, çikolatalar ve çeşitli içecekler piyasada daha görünür hale geldi. Bir baharat karışımından çok daha fazlası Bugün pumpkin spice adıyla tanınan karışım, aslında birbirinden farklı coğrafyalarda yetişen baharatların ortak bir lezzette buluşmasını temsil ediyor. Endonezya’da 3.500 yıl önce yemeklerde kullanılan muskat, yüzyıllar boyunca ticaret yollarında dolaştı. Tarçın, zencefil ve karanfil gibi diğer baharatlarla birlikte farklı mutfak kültürlerinin parçası haline geldi. Osmanlı’nın da içinde bulunduğu ticaret ağları, Avrupa’nın sömürge mücadeleleri ve Amerika’da gelişen balkabağı turtası geleneği bu hikâyenin farklı durakları. Bugün bir kahveye eklenen birkaç baharatın arkasında, binlerce yıllık mutfak alışkanlıkları ve kıtalar arasında şekillenen uzun bir ticaret geçmişi bulunuyor