• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
4
Yeniakit Publisher
Turgay Yazıcı'dan Atina'ya sert mesaj: Kimi yamyam, Kimi Hindu! Sonları hüsran olur

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Turgay Yazıcı'dan Atina'ya sert mesaj: Kimi yamyam, Kimi Hindu! Sonları hüsran olur

Abdülhamid Han Kültür Eğitim Derneği Genel Başkanı Turgay Yazıcı, Girit açıklarında gerçekleştirilen Yunanistan-Hindistan ortak deniz eğitimine ve Doğu Akdeniz’deki NAVTEX gelişmelerine ilişkin açıklamasında Yunanistan’a tarihî göndermelerde bulundu.

#1
Foto - Turgay Yazıcı'dan Atina'ya sert mesaj: Kimi yamyam, Kimi Hindu! Sonları hüsran olur

Abdülhamid Han Kültür Eğitim Derneği Genel Başkanı Turgay Yazıcı, “Bu defa İzmir’i değil, Adriyatik’e kadar uzanan bir stratejik sonuçla karşılaşırsınız. Başkalarının dolduruşuna gelmeyin” dedi. Yunanistan Deniz Kuvvetleri’ne ait LIMNOS fırkateyni ile Hindistan Deniz Kuvvetleri’ne ait INS Trishul fırkateyninin Girit açıklarında gerçekleştirdiği müşterek deniz eğitimi Türkiye’de de gündeme geldi. Abdülhamid Han Kültür Eğitim Derneği Genel Başkanı Turgay Yazıcı, söz konusu askerî faaliyetin yanı sıra Doğu Akdeniz’de yaşanan son gelişmeleri değerlendirerek Yunanistan’ın Türkiye karşıtı askerî iş birlikleri üzerinden bölgesel gerilimi artırmaması gerektiğini söyledi.

#2
Foto - Turgay Yazıcı'dan Atina'ya sert mesaj: Kimi yamyam, Kimi Hindu! Sonları hüsran olur

Mehmet Âkif Ersoy’un tarihî mısralarına atıfta bulunan Yazıcı, Yunanistan ve Hindistan’ın ortak deniz faaliyetinin yalnızca iki savaş gemisinin eğitiminden ibaret görülmemesi gerektiğini belirterek Türkiye’nin tarihî hafızasına ve askerî kararlılığına dikkat çekti. “BAŞKALARININ DOLDURUŞUNA GELMEYİN!” Mehmet Âkif Ersoy’un “Kimi yamyam, kimi Hindu, kimi bilmem ne belâ...” mısralarını hatırlatan Yazıcı, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Mehmet Âkif’in yıllar önce kaleme aldığı bu mısralar, bugün yaşanan bazı gelişmeleri yeniden düşünmemize vesile oluyor. Yunanistan ve Hindistan’ın Girit açıklarında gerçekleştirdiği müşterek deniz eğitimini dikkatle takip ediyoruz. Ancak mesele yalnızca iki savaş gemisinin birlikte manevra yapması değildir. Asıl mesele, bu askerî iş birliklerinin hangi stratejik hesapların parçası hâline getirileceğidir. Yunanistan’a açıkça sesleniyorum: Başkalarının dolduruşuna gelmeyin! Türkiye karşıtlığını dış politikanızın merkezine yerleştirmeyin. Hindistan, Fransa veya başka ülkelerle geliştirdiğiniz ilişkileri Türkiye’ye karşı bir cepheleşmenin aracı hâline getirmeye kalkışmayın. Türkiye’nin tarihini, askerî kapasitesini ve kararlılığını doğru okuyun.

#3
Foto - Turgay Yazıcı'dan Atina'ya sert mesaj: Kimi yamyam, Kimi Hindu! Sonları hüsran olur

Biz kimsenin toprağında göz sahibi değiliz. Ancak kendi haklarımızdan, deniz yetki alanlarımızdan ve Mavi Vatan anlayışımızdan da vazgeçmeyiz. Türkiye’yi tehditlerle, askerî gösterilerle veya geçici ittifaklarla geri adım attırabileceğini düşünenler büyük bir yanılgı içerisindedir. Türkiye’nin egemenlik haklarına yönelik her türlü teşebbüs, devletimizin kararlılığıyla karşılık bulur.” DOĞU AKDENİZ’DE NAVTEX GERİLİMİNE DİKKAT ÇEKTİ! Doğu Akdeniz’deki gelişmelere de değinen Yazıcı, Girit-Kıbrıs elektrik bağlantısı projesi kapsamında Fransız bayraklı Abeille Marengo araştırma gemisinin faaliyetlerinin yeni bir tartışmayı beraberinde getirdiğini ifade etti. Yunanistan’ın araştırma gemisi için yayımladığı NAVTEX’e Türkiye’nin Antalya NAVTEX istasyonu üzerinden karşı bildirimle yanıt verdiğini hatırlatan Yazıcı, araştırma güzergâhının bir bölümünün Türkiye’nin 18 Mart 2020 tarihinde Birleşmiş Milletler’e bildirdiği kıta sahanlığı içerisinde kaldığına dikkat çekti. Yazıcı, konunun yalnızca bir enerji projesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Girit-Kıbrıs hattındaki enerji bağlantısı, deniz tabanı araştırmaları, deniz yetki alanları üzerindeki karşılıklı iddialar ve bölgedeki askerî iş birlikleri birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle Yunanistan’ın Fransız araştırma gemisine askerî koruma sağlaması ihtimali üzerinden ortaya çıkan senaryolar, bölgede istenmeyen bir askerî karşılaşma riskini gündeme getirmektedir. Denizde yaşanabilecek küçük bir yanlış hesaplama, kısa sürede diplomatik ve askerî bir krize dönüşebilir. Türkiye’nin egemenlik haklarını korumak için gerekli diplomatik, hukuki ve askerî imkânlara sahip olduğu unutulmamalıdır. Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi hesaba katmadan hiçbir projenin hayata geçirilemeyeceği bilinmelidir. Türkiye, kendisine rağmen oluşturulmak istenen hiçbir oldubittiyi kabul etmek zorunda değildir.” “ÇANAKKALE’DE GELDİLER, GEÇEMEDİLER; ANADOLU’DA SONLARI HÜSRAN OLDU!” Yunanistan yönetimine tarihî hatırlatmalarda da bulunan Yazıcı, 1897 Osmanlı-Yunan Harbi’nden Çanakkale Savaşları’na ve Millî Mücadele dönemine uzanan sürecin dikkatle incelenmesi gerektiğini söyledi. Çanakkale’de Türk milletinin bütün imkânsızlıklara rağmen işgal girişimlerine karşı koyduğunu hatırlatan Yazıcı, şu ifadeleri kullandı: “Çanakkale’de geldiler, geçemediler! Bu milletin iradesini kıramadılar. Anadolu’ya yönelik işgal ve istila girişimlerinin sonu tarih boyunca hüsran olmuştur. Çanakkale, Türk milletinin vatanını savunma iradesinin bütün dünyaya ilan edildiği yerdir. Anadolu ise bu toprakları istila etmek isteyen yabancı askerlerin mezarlığına dönüşmüş tarihî bir coğrafyadır. Bu topraklara gelenler, Türk milletinin bağımsızlık iradesini hesaba katmadıklarında nasıl bir sonuçla karşılaşacaklarını tarih boyunca görmüştür. 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgaliyle başlayan süreç, 9 Eylül 1922’de Türk ordusunun İzmir’e girmesiyle sona ermiştir. Yunanistan yönetimi bu tarihi yeniden okumalıdır. 9 Eylül 1922, yalnızca bir askerî zafer değil, Türk milletinin bağımsızlık kararlılığının bütün dünyaya ilanıdır. Biz savaş aramıyoruz. Ancak tarihî hafızamızı da unutmuyoruz. Türkiye’nin barış iradesini yanlış yorumlayanlar, tarihî gerçekleri yeniden hatırlamak zorunda kalabilir.” “YUNAN BASINI GERÇEKLERİ ÇARPITARAK HALKI GALYANA GETİRMEMELİ!” Yunanistan’daki bazı medya organlarının Türkiye’ye yönelik yayınlarını da eleştiren Yazıcı, haber ve yorumların kamuoyunu bilgilendirmek yerine gerilimi artıran bir üsluba dönüşmemesi gerektiğini ifade etti. Yazıcı, Yunan basınına şu sözlerle seslendi: “Yunan basınındaki bazı yayınları ibretle takip ediyoruz. Türkiye’yi sürekli tehdit olarak gösteren, askerî gelişmeleri tek taraflı yorumlayan ve tarihî gerçekleri çarpıtan yayınlar, iki ülke halkı arasındaki güvensizliği artırmaktadır. Basın mensuplarına sesleniyorum: Kendi halkınızı gerçeklerden uzak bilgilerle galeyana getirmeyin. Kamuoyunu askerî gerilim senaryolarıyla yönlendirmeye çalışmayın. Gazetecilik, toplumu paniğe sürüklemek veya siyasi ihtiraslara malzeme üretmek değildir. Yunan halkı şunu bilmelidir: Türk milleti Yunan halkıyla düşmanlık arayışında değildir. Bizim itirazımız, Türkiye’nin egemenlik haklarını hedef alan politikalara ve bu politikaları körükleyen anlayışadır. İki ülkenin halklarının huzurunu, birkaç siyasetçinin siyasi hesabına veya bazı medya kuruluşlarının sansasyonel yayınlarına kurban etmeyin.” “BU DEFA İZMİR’İ DEĞİL, ADRİYATİK’E KADAR UZANAN BİR STRATEJİK SONUÇLA KARŞILAŞIRSINIZ!” Açıklamasının son bölümünde Türkiye’nin askerî kapasitesine, Mavi Vatan anlayışına ve egemenlik haklarına vurgu yapan Yazıcı, Yunanistan’a yönelik mesajını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin sabrını zayıflık, barış arzusunu da geri adım olarak değerlendirmeyin. Türkiye’nin kararlılığını sınamaya kalkışanlar, karşılarında yalnızca bir ülkeyi değil, 2200 yıllık devlet geleneğine sahip bir milletin iradesini bulacaklarını bilmelidir. Bu defa İzmir’i değil, Adriyatik’e kadar uzanan bir stratejik sonuçla karşılaşırsınız! Yunanistan yönetimine açıkça söylüyorum: Türkiye ile hesaplaşma üzerine kurulan hiçbir strateji size kazanç sağlamaz. Türkiye’nin egemenlik haklarını hedef alan adımların sonuçlarını göze almadan hareket etmeyin. Bölgede gerilimi tırmandıracak girişimlerden uzak durun. Bizim tercihimiz savaş değil, barış ve diplomasidir. Ancak barış istemek, egemenlik haklarımızdan vazgeçmek anlamına gelmez. Türkiye, Mavi Vatan’daki haklarını uluslararası hukuk çerçevesinde savunmaya ve gerekli gördüğü bütün tedbirleri almaya devam edecektir. Yunanistan halkına da çağrımızdır: Siyasi ihtirasların, dış güçlerin hesaplarının ve geçici askerî ittifakların peşinden gitmeyin. Komşuluk hukukunu, bölgesel barışı ve tarihin gerçeklerini göz ardı etmeyin. Türkiye’nin dostluğu kıymetlidir. Ancak Türkiye’nin egemenlik haklarını ve kararlılığını sınamak kimseye kazanç sağlamaz. Türk milleti tarih boyunca bağımsızlığından vazgeçmemiştir. Türkiye bugün de kendi haklarını koruyacak güce, iradeye ve devlet tecrübesine sahiptir. Mavi Vatan’da geri adım yok! Egemenlik haklarımızdan taviz yok! Türkiye’yi çevreleme hesaplarına teslimiyet yok!”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23