• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
8
Yeniakit Publisher
Siyonistlerin varlık sebebi İsrail’in 'Düşmanlaştırma' Retoriği
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Siyonistlerin varlık sebebi İsrail’in 'Düşmanlaştırma' Retoriği

Mustafa Metin Kaşlılar, İsrail’in son yıllarda giderek daha belirgin hale gelen dış politika yaklaşımında “düşmanlaştırma” retoriğinin merkezî bir rol oynadığını savunarak, bu söylemin yalnızca askeri güvenlik gerekçeleriyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirmeye yönelik kapsamlı bir stratejinin parçası olduğunu ifade etti. Kaşlılar’a göre İsrail, tarihsel süreçte yaşanan çatışmaları ve güvenlik tehditlerini sürekli canlı tutarak hem iç kamuoyunu konsolide ediyor hem de uluslararası alanda kendi politikalarına yönelik eleştirileri “antisemitizm” başlığı altında etkisizleştiren bir algı yönetimi yürütüyor.

#1
Foto - Siyonistlerin varlık sebebi İsrail’in 'Düşmanlaştırma' Retoriği

SEBAHATTİN AYAN/İSTANBUL Kurulduğu günden beri kendi güvenliğini sağlamak için Gazze başta olmak üzere türlü iftiralarla coğrafyamızda kan akıtan ve nükleer silah bahanesiyle İran’a saldırarak eli boş dönen aynı senaryoyu ülkemiz içinde dillendirmeye başlayan Siyonist alçaklar, yıllardır aynı politikayı izliyor. Siyonist İsrail, kurulduğundan bu yana komşu ülkeleri düşmanlaştırarak savaş ilan ediyor.

#2
Foto - Siyonistlerin varlık sebebi İsrail’in 'Düşmanlaştırma' Retoriği

İsrail’in sözde güvenlik doktrininin “önleyici saldırı” ve “caydırıcılık” üzerine kurulu olduğu ve bunun da zaman zaman askeri operasyonların ve savaşların artmasına neden olurken tarihsel süreçte yaşanan 1948 Arap-İsrail Savaşı, 1967 Altı Gün Savaşı ve 1973 Yom Kippur Savaşı gibi büyük çatışmalar, bu tartışmaların temel referans noktaları arasında yer alıyor. Bu kapsamda değerlendirmelerde bulunan Türk Dış Politikası Araştırma Merkezi (TUDPAM) Başkan Yardımcısı Mustafa Metin Kaşlılar, İsrail’in son dönemde giderek artan şekilde bölgesel dengeleri değiştirmeye yönelik bir strateji izlediğini ve bu stratejinin merkezinde “düşmanlaştırma” retoriğinin yer aldığını ifade etti. Kaşlılar, İsrail’in söz konusu söylemi yalnızca askeri değil, aynı zamanda diplomatik ve psikolojik bir araç olarak kullandığını, bu sürecin ABD ve Avrupa’daki lobiler üzerinden de desteklendiğini belirtti. İsrail’in kuruluş sürecine de değinen Kaşlılar, Holokost hafızasının özellikle 1948 sonrasında güçlü bir siyasi retoriğe dönüştürüldüğünü ve bu söylemin günümüze kadar aktif biçimde kullanıldığını vurguladı. İsrail’e yönelik eleştirilerin çoğu zaman “antisemitizm” olarak kodlandığını ifade eden Kaşlılar, bunun karşı tarafı dışlayan ve uluslararası alanda yalnızlaştırmayı hedefleyen bir mekanizma haline geldiğini söyledi.

#3
Foto - Siyonistlerin varlık sebebi İsrail’in 'Düşmanlaştırma' Retoriği

7 Ekim sonrası sürece dikkat çeken Kaşlılar, Gazze’de yaşanan ağır insani tablonun ardından İsrail’in güvenlik politikaları çerçevesinde Lübnan, Suriye ve İran üzerindeki baskıyı artırdığını dile getirdi. 28 Şubat 2026 itibarıyla İran’a yönelik müdahale sürecinin de bu zincirin bir parçası olduğunu savunan Kaşlılar, “İsrail’in bu sert politikalarını anlamak için öncelikle bugün Hükümet çerisinde olan Netanyahu hükümetini iyi incelemek gereklidir. Netanyahu sağ grupları ve dini Yahudi grupları bir çerçeve etrafına toplayarak bir siyaset yürütüyor ve bunu da doğrudan bölgedeki savaş ile göstermeye çalışıyor bu siyasi artı bir puan için fakat bunun yanında Netanyahu hükümeti yolsuzlukla itham ediliyor burası oldukça kritik zira Netanyahu bölgede savaşmaya devam ettikçe bu ithamlardan sıyrılıyor, İsrail halkını konsolide edebiliyor. Barış dönemi demek Netanyahu için büyük sorun demek zira Netanyahu 2019’da açılan ve 2020 tarihinde başlayan üç ana dosya kapsamında yargılanmayı sürdürüyor. Bunlar Rüşvet, Dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçları.28 Şubat tarihinde İran’a saldırı sonrasında mahkeme duruşmaları ertelenmişti bu Netanyahu’nun savaşı bir kalkan olarak kullandığının net resmi dikkat edildiyse İran ile müzakereler sırasında Lübnan’da katliam yaparak süreci çıkmaza sürüklemiş ve Lübnan’ın müzakere içerisinde yer almadığını söylemişti İsrail’in barışa yanaşmaması ve sürekli düşman söylemi yaratması bununla da doğrudan bağlantılı bir süreç içeriyor. Netanyahu bu süreç içerisinde savaşı olabildiğince sürdürmeye çalışarak kendi suçlarından yargılanmaktan kurtuluyor ve halka kesin zafer sunabilene kadar buna devam etmeyi planlıyor bu yüzden düşman söylemlerine her gün yenisi ekleniyor bu da son olarak Türkiye oldu” ifadelerini kullandı.

#4
Foto - Siyonistlerin varlık sebebi İsrail’in 'Düşmanlaştırma' Retoriği

Kaşlılar ayrıca, İsrail’in bölgedeki “düşman üretme” stratejisinin son dönemde Türkiye’ye yönelmeye başladığını belirterek, “Türkiye bölgede bir oldu bittiye aman vermemek adına hem dış politikasını aktif tutuyor hem de istihbarat ve askeri gücünü doğrudan sahaya yansıtıyor. Bu da İsrail’in bölgedeki emelleri için en kritik engellerden biri konumunda. İran’ın saldırılar sonrasında bölgesel gücünü kaybetmesi bölgede en büyük gücün Türkiye olarak öne çıkmasını beraberinde getirmekte.

#5
Foto - Siyonistlerin varlık sebebi İsrail’in 'Düşmanlaştırma' Retoriği

İsrail bu süreçte Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ilişkilerini geliştirerek Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi yalnız bırakma çabaları içerisinde yer alırken Batı ülkelerine de İsrail’in varlığının tehdidi olarak Türkiye’nin dış politikasını pazarlıyor. İsrail’in Türkiye’ye karşı düşmanlaştırma söylemleri sadece Netanyahu hükümeti çerçevesinde değil İsrail muhalefeti arasında da geniş yankı buluyor zira sürekli düşman hattı yaratarak İsrail lobisini ve sağ görüşlü çevresini hareket halinde tutabiliyorlar” şeklinde konuştu.

#6
Foto - Siyonistlerin varlık sebebi İsrail’in 'Düşmanlaştırma' Retoriği

Hakan Fidan’ın da işaret ettiği üzere İsrail’in düşmanlaştırma stratejisinin yayılmacı politikalarla bağlantılı olduğunu belirten Mustafa Metin Kaşlılar, “Türkiye’nin 7 Ekim’den bu yana Gazze meselesini sürekli gündemde tutarak bir soykırım davası süreci yönetmesi, Gazze’de insani yardımlar, İsrail ile ticaretin tamamen durdurulması süreci, Suriye’de İsrail’in durdurulması, İran’da müzakere süreci Türkiye’nin aktif diplomasisi ile İsrail’e karşı net duruş sergilediğini belirtmemiz gereklidir. Bu kısım önemli zira bölge ülkelerinde İsrail’e karşı çekince barınırken Türkiye bölgede aktif rol alarak süreci yönetmeye çalıştı.

#7
Foto - Siyonistlerin varlık sebebi İsrail’in 'Düşmanlaştırma' Retoriği

Sayın Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bir televizyon programında söylediği İsrail’in düşman yaratma stratejisi sürekli hareket halinde zira yayılma stratejisinin temelinde bu var. Lübnan’da işgal hamlesi de bu yayılma planının bir parçası ve “düşman” söylemi ile Lübnan’ın güneyinde bir güvenlik kılıfı çerçevesinde ilerletilmekte. Türkiye’nin bölgede etkin gücü, savunma sanayii gelişmeleri Türkiye’yi güçlü kılan bir nokta fakat Türkiye dış politika teamülleri gereği olabildiğince savaş dışında kalma gayretinde ve barışı mümkün olacak şekilde yayma stratejisi izliyor. Bugün Türkiye’nin artan bölgesel gücü İsrail’in bölgede ki amaçlarını baltalamaya devam ettiği sürece de bu “düşman” söylemi devam edecektir” dedi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23