Bugün araştırmacılar, yalnızca magnezyum değil, denizlerde çözünmüş hâlde bulunan lityum, nikel, platin grubu metaller ve nadir toprak elementleri gibi kritik minerallerin de çıkarılmasını inceliyor. Kuzeybatı Pasifik Ulusal Laboratuvarı’ndan kimyasal oşinograf Jessica Cross, deniz suyunun yalnızca yüzde 0,1’inde bulunan kritik minerallerin bile tam olarak çıkarılabilmesi hâlinde insanlığın elli bin yıllık ihtiyacını karşılayabilecek ölçekte olduğunu belirtiyor. Deniz suyundan mineral çıkarmanın önündeki temel zorluk, bu maddelerin çok düşük yoğunluklarda bulunması. Kuzeybatı Pasifik Ulusal Laboratuvarı’nda araştırmaları yöneten kimyager Chinmayee Subban, bu nedenle büyük miktarda deniz suyunun işlenmesi gerektiğini söylüyor. Örneğin olimpik ölçekte bir yüzme havuzunu dolduracak kadar deniz suyunda yaklaşık 2.980 kilogram magnezyum bulunabiliyor. Ancak aynı miktardaki suda nikel ve lityum çok daha düşük miktarlarda yer alıyor. Bu durum, teknolojinin ekonomik ve enerji açısından verimli hâle getirilmesini kritik kılıyor. Subban’a göre seyreklik sorunu aşılabilirse, kritik mineraller birçok kıyı bölgesinden elde edilebilir. Deniz suyunun dünya genelinde kimyasal bileşiminin görece benzer olması, geliştirilen teknolojilerin farklı bölgelerde uygulanmasını kolaylaştırabilir.