Fransa ve İspanya'yı kasıp kavuran orman yangınlarının ardından yaşanan bu gelişme, iklim değişikliğinin dünyanın en hızlı ısınan kıtası olan Avrupa üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Nehirlerde yaşanan aksaklıklar, bölgenin 20. yüzyıl koşullarına göre inşa edilmiş altyapısını, aşırı düşük su seviyelerinin giderek daha yaygın hale geleceği yeni iklim koşullarına ne kadar hızlı uyarlayabileceğinin de bir sınavı olarak görülüyor. Batı Avrupa'yı bu yaz etkisi altına alan dördüncü sıcak hava dalgasının hafta boyunca sürmesiyle durumun daha da kötüleşme riski bulunuyor. Bu da İsviçre Alpleri'nden Kuzey Denizi'ne kadar yaklaşık 1.290 kilometre boyunca uzanan Ren Nehri üzerinde ciddi lojistik darboğazlar yaratabilir. 2018 yılında Almanya'daki Ludwigshafen tesisinde faaliyet gösteren BASF, Ren Nehri'ndeki tarihi düşük su seviyeleri nedeniyle gemi ulaşımının kısıtlanması sonucu üretimini azaltmak zorunda kalmıştı. Dünyanın en büyük kimya şirketi, bugün ise daha pahalı olsa da alternatif taşımacılık seçenekleri geliştirdi. BASF Mali İşler Direktörü Dirk Elvermann, çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, "Elbette Ren Nehri'ndeki düşük su seviyeleri bizi endişelendiriyor" derken, mevcut durumun "kontrol altında" olduğunu söyledi. Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü araştırmacısı Saskia Meuchelböck'e göre, 2018'de Ren Nehri'ndeki düşük su seviyesi Almanya'nın sanayi üretimini yüzde 1,5'e kadar düşürdü. Ancak birçok şirket o tarihten bu yana tedarik zincirlerini uyarladı. Almanya'da iç su yollarının toplam yük taşımacılığı içindeki payı da 2017'deki yüzde 4,7 seviyesinden 2024'te yüzde 4,1'e geriledi.