"Nalları Dikmek" deyiminin anlam ve hikâyesi
Geçmişten günümüze kadar kullanılagelen bazı deyimler var ki; her birisinin çok ayrı bir anlam ve hikâyeleri vardır. İşte onlardan biri de 'Nalları Dikmek' deyimidir.
Geçmişten günümüze kadar kullanılagelen bazı deyimler var ki; her birisinin çok ayrı bir anlam ve hikâyeleri vardır. İşte onlardan biri de 'Nalları Dikmek' deyimidir.
Atların dizlerinde bir tür kilit mekanizması vardır. Bu sebeple ayakta uyurken hiç enerji harcamazlar. Atlar öldüklerinde dizleri kitlenmiş haldeyse sırtüstü devrildiğinde bacakları havaya kalkmış halde durur. 'Nalları Dikmek' deyimi buradan gelir.
DEYİMİN HİKÂYESİ: Zamanın birinde padişahın gözü gibi sevdiği bir atı varmış. Bu doru kısrak bir gün hastalanmış, pek iyileşeceği de benzemiyormuş. Fakat padişah çok sevdiği atının bu halini kabullenemiyormuş: “Atımı iyileştirmenin bir yolunu bulun” diye etrafına talimatlar yağdırıyor: “Ona bir şey olursa, biri gelip atın öldü derse sonu iyi olmaz bilesiniz” diye emrindekileri tehdit ediyormuş. Ne kadar uğraşı Isa da at bir türlü iyileşememiş ve bir kaç gün sonra ölmüş.
Saray halkı bu haberi padişaha nasıl vereceklerini bilemiyor, korkudan ölüyorlarmış. Nihayet sarayın akıllı mabeyincisi “Tamam korkmayın ben hallederim” deyince millet rahat bir nefes almış. Mabeyinci padişahın huzuruna çıkıp: “Efendimiz” demiş “az önce sevgili kısrağınızı görmek için yanına gittim. Bir de ne göreyim? Hayvancağız ‘nalları dikmiş’ sessiz soluksuz uyuyor. Sanki çok derin bir uykuda.” Padişah hemen vaziyeti anlamış, sinirle mabeyinciye çıkışmış: “Desene be herif ‘atın öldü’. Ne kıvırıyorsun” deyince mabeyinci, kendini kurtarmak için hemen cevabı yapıştırmış: “Yok, Efendim, benim ağzımdan öyle bir söz çıkmadı, siz öyle buyurdunuz!” demiş.
Osmanlı Devleti'nde padişahların dışarıyla olan ilişkilerine bakan, buyruklarını ilgililere bildiren, bazı kişilerin dileklerini kendisine ileten görevli kişi.
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23