Schiffer’e göre İran’da olası bir rejim değişikliği bile ABD için yeni ve karmaşık sorunlar doğurabilir. 90 milyonu aşan nüfusa sahip bir ülkenin yeniden inşası, nükleer programın kontrol altına alınması ve İran Devrim Muhafızları ile bölgesel milis ağlarının yönetimi son derece maliyetli bir süreç anlamına geliyor. ABD istihbarat değerlendirmeleri, mevcut liderliğin yerini alabilecek bazı isimlerin de yine Devrim Muhafızları içinden gelen sertlik yanlısı komutanlar olabileceğini ortaya koyuyor. Bu da askeri müdahalenin beklenen siyasi sonuçları üretmeyebileceği ihtimalini güçlendiriyor. Schiffer’e göre ABD ile Çin arasındaki rekabet yalnızca iki ülke arasındaki güç dengesiyle sınırlı değil. Yarı iletken üretimi, nadir toprak elementleri, yatırım sermayesi ve pazar erişimi gibi alanlarda geniş bir uluslararası işbirliği gerekiyor. Bu nedenle Avrupa, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Hindistan gibi müttefiklerle güçlü ekonomik ve teknolojik ortaklıklar kurmak ABD için kritik önem taşıyor. Ancak tek taraflı askeri müdahaleler veya müttefiklere yönelik sert siyasi söylemler bu koalisyonun dayanıklılığını zayıflatabiliyor.