Kanser hastalığıyla savaşırken arı zehrindeki o şeyi keşfetti: Şimdi taleplere yetişemiyor
Kanserle savaşırken arı zehrindeki şifayı keşfetti...
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Kanserle savaşırken arı zehrindeki şifayı keşfetti...
Kayseri'nin İncesu ilçesinde hem kalp rahatsızlığı bulunan hem de göğüs kanseriyle mücadele eden 1 çocuk annesi Zehra Kocabaş (36), okuduğu bilimsel çalışmalarda arı iğnesi ve arı zehrinin tedavi sürecine yardımcı olabileceğini öğrenince arıcılığa başlamaya karar verdi. Ailesinde genetik olarak kalp ve kanser rahatsızlıkları olduğunu belirten Zehra Kocabaş, “Arı iğnesindeki zehrin göğüs kanserinin tedavi sürecine katkı sağlayabileceğini öğrenince, 'Ben bu işi kesinlikle yapmalıyım' dedim ve arıcılığa başladım” dedi.
İlçenin Kızılören Mahallesi'nde yaşayan 1 çocuk annesi Zehra Kocabaş, kalp krizi geçirip, kanser hastalığına yakalandı. Hem kalp rahatsızlığı hem de göğüs kanseriyle mücadele etmek için araştırmalar yapan Kocabaş, bilimsel çalışmalarda arı iğnesi ve arı zehrinin tedavi sürecine yardımcı olabileceğini öğrenince bu yıl nisan ayında arıcılığa başlamaya karar verdi. İlk başta 60 kovanla işe koyulan Kocabaş, kısa sürede kovan sayısını 100’e çıkardı. Girişimci Zehra Kocabaş’ın şimdiki hedefinde ise arıcılıkta kovan sayısının 500’e çıkarabilmek var.
Yaşadığı süreci anlatan Zehra Kocabaş, "12 yıldır özel sektörde çalışıyordum. Bir hafta sonuydu, eşimle birlikte spora gitmiştik. Spor salonunda sırtımda saplanır şekilde bir ağrı ve sol tarafımda uyuşma başladı. Nefes almakta çok zorlandım. Başta bunun sporun verdiği yoğunluktan kaynaklandığını düşündüğüm için pek dikkate almadım. Ancak eve gelip dinlendikten sonra şikayetlerim artarak devam edince hastaneye gittik. Hastanede yapılan tetkiklerde kalp krizi geçirdiğim ve emboli attığı tanısı konuldu. Embolinin ana atar damarlara değil, organ içerisindeki atar damarlara attığını öğrendik. Bu nedenle herhangi bir anjiyo yapılmadı. Ancak 6 aylık kan sulandırıcı iğne tedavim başladı. Bu süreç bizim için gerçekten çok zordu. Hayatımda birçok kısıtlama başladı. Fazla efor harcayamadım, stresten uzak durmam gerekti ve yaşamımı çeşitli kısıtlamalarla sürdürmek zorunda kaldım. Bunun üzerine iş hayatımda da çok zorlanmaya başladım. Doktorlarım bana daha sakin, stressiz ve efor gerektirmeyen bir yaşam sürmemi önerdi” dedi.
Yaşadığı süreci anlatan Zehra Kocabaş, "12 yıldır özel sektörde çalışıyordum. Bir hafta sonuydu, eşimle birlikte spora gitmiştik. Spor salonunda sırtımda saplanır şekilde bir ağrı ve sol tarafımda uyuşma başladı. Nefes almakta çok zorlandım. Başta bunun sporun verdiği yoğunluktan kaynaklandığını düşündüğüm için pek dikkate almadım. Ancak eve gelip dinlendikten sonra şikayetlerim artarak devam edince hastaneye gittik. Hastanede yapılan tetkiklerde kalp krizi geçirdiğim ve emboli attığı tanısı konuldu. Embolinin ana atar damarlara değil, organ içerisindeki atar damarlara attığını öğrendik. Bu nedenle herhangi bir anjiyo yapılmadı. Ancak 6 aylık kan sulandırıcı iğne tedavim başladı. Bu süreç bizim için gerçekten çok zordu. Hayatımda birçok kısıtlama başladı. Fazla efor harcayamadım, stresten uzak durmam gerekti ve yaşamımı çeşitli kısıtlamalarla sürdürmek zorunda kaldım. Bunun üzerine iş hayatımda da çok zorlanmaya başladım. Doktorlarım bana daha sakin, stressiz ve efor gerektirmeyen bir yaşam sürmemi önerdi” dedi.
Hastalığının genetik bir hastalık olduğuna da dikkat çeken Kocabaş, “Ailemizde genetik olarak kalp ve kanser rahatsızlıkları var. Göğsümde bulunan kitle benim için hem psikolojik hem de bedenen ciddi bir rahatsızlıktı. Arı zehrindeki şifaya inanarak bu yola girdim. Yaptığım araştırmalarda bazı bilimsel çalışmalara rastladım. Bu çalışmalarda arı iğnesindeki zehrin göğüs kanserinin tedavi sürecine katkı sağlayabileceğini öğrenince, 'Ben bu işi kesinlikle yapmalıyım' dedim ve arıcılığa başladım. İlk olarak arı ve arı ürünlerinin faydalarını araştırdım. Bu araştırmalar sırasında arı iğnesindeki şifayı öğrendim. İncesu Aksu Bağları'nda ilk etapta 60 kovanla üretime başladık. Polen, perga, arı sütü ve propolis ürettik. Ürettiğimiz ürünlere o kadar yoğun talep oldu ki siparişlere yetişemedik. Hatta evimize kendimize bile ayıramadık. Beklediğimizin çok üzerinde ilgi gördü. Bulunduğumuz bölgenin iklimi gerçekten çok verimli” ifadelerini kullandı.
Yenişafak'a göre; Hastalığının genetik bir hastalık olduğuna da dikkat çeken Kocabaş, “Ailemizde genetik olarak kalp ve kanser rahatsızlıkları var. Göğsümde bulunan kitle benim için hem psikolojik hem de bedenen ciddi bir rahatsızlıktı. Arı zehrindeki şifaya inanarak bu yola girdim. Yaptığım araştırmalarda bazı bilimsel çalışmalara rastladım. Bu çalışmalarda arı iğnesindeki zehrin göğüs kanserinin tedavi sürecine katkı sağlayabileceğini öğrenince, 'Ben bu işi kesinlikle yapmalıyım' dedim ve arıcılığa başladım. İlk olarak arı ve arı ürünlerinin faydalarını araştırdım. Bu araştırmalar sırasında arı iğnesindeki şifayı öğrendim. İncesu Aksu Bağları'nda ilk etapta 60 kovanla üretime başladık. Polen, perga, arı sütü ve propolis ürettik. Ürettiğimiz ürünlere o kadar yoğun talep oldu ki siparişlere yetişemedik. Hatta evimize kendimize bile ayıramadık. Beklediğimizin çok üzerinde ilgi gördü. Bulunduğumuz bölgenin iklimi gerçekten çok verimli” ifadelerini kullandı.
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23