Göz çevresindeki yağ ve destek dokuları, yüzün anatomik görünümünün oluşmasında rol oynuyor. Yüzdeki hacmin azalmasıyla birlikte gözlerin daha çukurda olduğu izlenimi ortaya çıkabiliyor. Yaşla birlikte cilt ve bağ dokusunda meydana gelen değişiklikler de bu görünümü belirginleştirebiliyor. Görünümdeki değişiklik ile gözün işlevindeki değişikliğin birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Diri, “Bir kişinin göz altlarının çökmesi ya da torbalanmanın daha görünür hale gelmesi, tek başına retina, göz merceği veya görme sinirinin hasar gördüğü anlamına gelmez. Göz çevresindeki yapısal değişikliklerle görme fonksiyonuna ilişkin belirtileri ayrı değerlendirmek gerekir.” ifadelerini kullanıyor. Hızlı kilo kaybı sonrasında göz çevresinde meydana gelen çökme ve boşalmalar, günümüzde medikal estetik ve cerrahi yöntemlerle yönetilebiliyor. Göz çevresindeki doku kaybının derecesine göre kişiye özel planlamalar yapıldığını belirten Op. Dr. İsmail Diri, tedavi yaklaşımları hakkında şu bilgileri veriyor: “Eğer kişide sadece hacim kaybı ve hafif morluklar mevcutsa, göz altı ışık dolgusu veya hyaluronik asit içerikli dermal dolgu uygulamalarıyla bu boşluklar doldurularak daha dinç bir görünüm elde edilebiliyor. Ancak kilo kaybı çok yüksek miktarlarda olmuşsa, deri elastikiyetini kaybetmiş ve alt göz kapağında belirgin torbalanmalar veya sarkmalar meydana gelmişse medikal dolgular yetersiz kalabilir. İleri derece durumlarda ise alt göz kapağı estetiği (blefaroplasti) ameliyatları veya cerrahi yağ enjeksiyonu yöntemleri tercih edilmektedir. Burada en kritik nokta, bu tarz estetik veya cerrahi müdahalelere başlamadan önce kişinin hedef kilosuna ulaşmış ve kilosunun tamamen sabitlenmiş olmasıdır.”