Eskiden altı yedi pazardan ziyaretçi alıyorduk. Şimdi 200’e yakın ülkede çok yoğun tanıtım yapan, kırmızı bayrağın üstü her noktadan ziyaretçi getiren bir ülke haline geldik. Krizlere karşı olan bağışıklığımız arttı. Savaşın kazananı olmaz, savaşta kaybetmedim diyen de olmaz. Herkesin savaş noktasına olan uzaklığı, savaşta almış olduğu pozisyona göre etkileşimleri oluyor. Ama Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde, Türkiye’nin izlemiş olduğu barışçıl dış politika çok etkili oluyor. İstikrar adası şeklinde olan Türkiye’nin yakın çevresinde son birkaç yıldır çok yoğun çatışmalar var ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz, son zamanlarda uyguladığı politikayla savaşları bitirmeye çalışan “peace maker” görevi üstlenen, barışı getirmeye çalışan ülke konumunda. Türkiye’nin İstikrar Adası olması için yaptığı şey şu: Bir savaşa girmemek için güçlü olmanız gerekiyor, güçlü değilseniz zaten bir şekilde sizi savaşa dahil ediyorlar. O açıdan Türkiye’nin savunma sanayinde yaptığı yatırımlar çok çok önemli. “Yurt dışından rezervasyon akışı, ciddi oranda hızlanmış durumda” Yurt dışından rezervasyon akışı, savaşın ilk günlerindeki seviyede değil; ciddi oranda hızlanmış durumda. Hatta bazı günlerde geçen yılın rakamları da yakalanmaya başlandı. Bu sürecin tamamen normale dönmesi ise nihai ateşkesin sağlanmasına bağlı. Ancak ateşkes henüz sağlanmamış olsa da, biz konaklama sektöründe bu yıl erken rezervasyon kampanyalarını nisan ve mayıs aylarına kadar sürdürme kararı almıştık. Savaşın etkisiyle bu süreç biraz daha uzadı. Şu anda rezervasyon akışı bazı günlerde geçen yılki seviyeleri yakalamaya başladı. “Türkiye, tüm hedef destinasyonlarında tanıtım yoğunluğunu ve etkileşimini iki katına çıkardı, stratejimizi değiştirdik” İlk çeyrek turizm verilerini açıkladık ve yüzde 4,2’lik bir büyüme yakaladık. Eğer savaş 28 Şubat’ta başlamamış olsaydı, bu rakam çok daha yüksek seviyelere ulaşabilirdi. Ülkemiz, olumsuzlukları mart ayı itibarıyla hissetmeye başladı. İkinci çeyrek ise savaşın etkilerinin daha yoğun hissedileceği bir dönem olacak. Buna rağmen savaşın başladığı ilk andan itibaren Türkiye, tüm hedef destinasyonlarında tanıtım yoğunluğunu ve etkileşimini iki katına çıkardı. Olumsuz etkilenen ya da büyüme potansiyeli görülen her pazarda çok yoğun tanıtım faaliyetleri yürütüyoruz. Ülke bazında farklı yöntemler kullanıyoruz; strateji değişikliğine gidiyoruz, çünkü her pazarın öncelikli tercih sebepleri farklılık gösteriyor. Bu nedenle farklı ürünlerle ve farklı iş birlikleriyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.