• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
5
Yeniakit Publisher
 ‘Az ye, çok hareket et’ neden yetmiyor: Kilo vermenin ardındaki gerçekler
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

‘Az ye, çok hareket et’ neden yetmiyor: Kilo vermenin ardındaki gerçekler

Bilim insanları, kilo kaybının yalnızca irade gücüyle açıklanamayacağını, egzersizin sağlık için büyük faydalar sağlasa da vücudun “obezite hafızası” nedeniyle eski kiloya dönme eğilimini tek başına engelleyemediğini vurguluyor. Kilo vermek, dünya genelinde en yaygın egzersiz hedeflerinin başında geliyor. Ancak hedef göbek yağlarından kurtulmaksa ve bunun anahtarının egzersiz olduğunu düşünüyorsanız, uzmanlara göre yeniden düşünmenin zamanı gelmiş olabilir. The Independent'ta yer alan habere göre, Kopenhag Üniversitesi’ne bağlı Novo Nordisk Vakfı Temel Metabolizma Araştırmaları Merkezi’nden Prof. Christoffer Clemmensen, “Kendimiz için yapabileceğimiz en iyi şey egzersizdir. Ölçebildiğimiz neredeyse tüm hastalıklarda etkilidir, ancak kilo kaybı için değil” diyor.

#1
Foto - ‘Az ye, çok hareket et’ neden yetmiyor: Kilo vermenin ardındaki gerçekler

Bilimsel çalışmalar, vücut yağını azaltmak isteyenlere sıkça söylenen “daha az ye, daha çok hareket et” yaklaşımının çoğu zaman etkili olmadığını ortaya koyuyor. Aynı şekilde, kilo vermenin yalnızca irade gücüne bağlı olduğu düşüncesi de uzmanlar tarafından sorgulanıyor. Clemmensen’in çalışma arkadaşı, doktora araştırmacısı Valdemar Brimnes Ingemann Johansen ise “Kilo kaybı bir irade meselesi değildir” diyerek ekliyor: “Vücut büyüklüğümüzü ve görünümümüzü belirleyen güçlü biyolojik mekanizmalar var ve bunların önemli bir kısmı bireyin kontrolü dışında.” İkili, Cell dergisinde yayımlanan kapsamlı bir literatür taramasında, kilo kaybının ardındaki daha az bilinen biyolojik mekanizmaları ele aldı.

#2
Foto - ‘Az ye, çok hareket et’ neden yetmiyor: Kilo vermenin ardındaki gerçekler

KALORİ AÇIĞI NEDEN YETMİYOR? Kilo kaybının temelinde kalori açığı olduğu gerçeği tartışmalı değil. Yani alınan kaloriden daha fazlası yakıldığında kilo veriliyor. Ancak Clemmensen’e göre sorun, bu dengenin gerçek hayatta sürdürülememesi. “İnsanları kısıtlayıcı bir ortama koyarsanız kilo verirler; bu termodinamiğin yasalarıdır” diyen Clemmensen, “Ama serbest bir dünyada insanlara sürekli negatif enerji dengesinde kalmalarını söyleyemezsiniz. Biyoloji, sizi tekrar yemeye zorlar,” ifadelerini kullanıyor. Uzmanlara göre kalori açığı kısa vadede işe yarasa da, uzun vadede çoğu insan eski kilosuna geri dönüyor.

#3
Foto - ‘Az ye, çok hareket et’ neden yetmiyor: Kilo vermenin ardındaki gerçekler

VÜCUDUN “OBEZİTE HAFIZASI” Dünya Sağlık Örgütü, obeziteyi kronik ve tekrarlayıcı bir hastalık olarak tanımlıyor. Kuruma göre yalnızca 2021 yılında yüksek vücut kitle indeksi, kalp-damar hastalıkları, diyabet ve kanser gibi bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı yaklaşık 3,7 milyon ölüme yol açtı. Peki, vücut neden sağlığa zararlı olduğu bilinen bir durumu korumaya çalışıyor? Johansen’e göre bunun kökeni insan evrimine dayanıyor. Atalarımız için yağ depolamak, kıtlık dönemlerinde hayatta kalmayı sağlıyordu. Bu nedenle vücut, kilo kaybını bir tehdit gibi algılıyor; açlık hormonlarını artırıyor, iştahı güçlendiriyor ve enerji harcamasını azaltıyor. Clemmensen, bu durumu “obezite hafızası” olarak tanımlıyor. “Bu hafızanın tam olarak nerede saklandığını bilmiyoruz,” diyor. “Ama aşırı kilo kaybı yaşayan insanların büyük kısmının zamanla eski kilosuna çok yakın bir noktaya geri döndüğünü görüyoruz.”

#4
Foto - ‘Az ye, çok hareket et’ neden yetmiyor: Kilo vermenin ardındaki gerçekler

PEKİ NE İŞE YARIYOR? Uzmanlara göre “tek bir çözüm” yok. Genetik farklılıklar nedeniyle herkesin aynı yönteme aynı yanıtı vermesi mümkün değil. Ancak sağlıklı ve sürdürülebilir alışkanlıkların birleşimi en gerçekçi yol olarak görülüyor. Besin değeri yüksek, sebze ağırlıklı ve yeterli protein içeren bir beslenme; düzenli fiziksel aktivite; yeterli uyku gibi alışkanlıklar genel sağlığı iyileştiriyor ve iştah düzenlemesine katkı sağlayabiliyor. Ancak egzersiz, tüm faydalarına rağmen, vücudun geçmiş kiloya dair “hafızasını” tek başına silemiyor. Clemmensen ve Johansen’e göre uzun vadede obeziteyle mücadelede bireysel çabaların yanı sıra çevresel ve toplumsal düzenlemeler ile ilaç tedavileri de önemli rol oynayacak. Sonuç olarak uzmanlar, kilo vermenin yalnızca “daha çok hareket edip daha az yemekle” açıklanamayacak kadar karmaşık bir biyolojik süreç olduğunu vurguluyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23