Numan Kurtulmuş'tan İngiltere Başbakanı David Cameron'a cevap
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, İngiltere Başbakanı David Cameron'ın "Türkiye 3 bin yılında AB'ye girer" şeklindeki alaycı ifadelerine tokat gibi cevap verdi.
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "Biz Türkiye olarak üzerimize düşen sorumlulukları yerine getiriyoruz. Birileri, '3 bin sene sonra Türkiye Avrupa Birliği'ne girer' diyorsa, bu bizim ayıbımız değil, bunu söyleyenlerin ayıbıdır. Türkiye'ye 3 bin yıl sonra Avrupa Birliği'nin kapılarını gösterenlere şu soruyu da sormak hakkımızdır: Acaba 30 sene sonra Avrupa Birliği ne halde olacak? Siz önce Avrupa Birliği'nin 30 sene sonraki halini düzeltmeyi başarın." dedi.
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "65. Hükümetin ana görevi, Türkiye'yi, sizlerin de katkısıyla süper lige çıkarmak, yani dünyanın 10 büyük ülkesinden birisi yapmaktır." dedi.
Kurtulmuş, 65. Hükümet Programı üzerinde TBMM Genel Kurulunda Hükümet adına yaptığı konuşmada, bugünün 27 Mayıs darbesinin yıl dönümü olduğunu anımsattı.
Türkiye siyasi tarihinin bu kara gününü lanetle, ibretle hatırladıklarını ifade eden Kurtulmuş, 27 Mayıs darbesinde milletin emeğini, siyasi iradesini yok sayan, milletin canından çok sevdiği siyasi liderlerini darağacında şehit eden anlayışı, darbeci, baskıcı anlayışı bir kere daha lanetlediklerini belirtti.
Kurtulmuş, Türkiye'nin bir daha o günlere geri dönmemesi için Meclis'in elinden geleni yapması gerektiğini vurgulayarak, "27 Mayıs darbesi sonrasında idam sehpasında şehit edilen Menderes, Zorlu, Polatkan'ı rahmet ve minnetle anıyoruz. Bu memlekete her türlü hizmeti yapmış olan bütün geçmişlerimizi, hayırla, minnetle ve şükranla yad ediyoruz." dedi.
"SÜPER LİGE ÇIKMADIK"
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, 65. Hükümeti, "reform, atılım, icraat hükümeti" olarak nitelendirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu Hükümet, geçmiş 14 yıllık süre içinde, AK Parti Hükümetleri tarafından Türkiye'de yapılan değişimleri, öncelikli olarak sistematik hale getirmek, yani bunları dönüşüm süreçleri içinde tamamlayarak, siyasi, ekonomik, toplumsal, hukuki reformları sonlandırmak durumundadır. Bu çerçevede bizler fani insanlar olarak biliyoruz ki her birimiz ülkeyi hangi seviyede yönetirsek yönetelim, hepimiz fani insanlarız. Yapmamız gereken milletin üzerimizde olan hakkını yerine getirmek, bu ülkede demokrasiyi bütün kurum ve kurallarıyla yerleştirmek, millete hizmet yolundaki sistematik değişimleri, reformları kalıcı hale getirerek, siyasi aktörlerden, siyasi figürlerden bağımsız olarak kalıcı kılmaktır. Bu çerçevede 65. Hükümetin öncelikli hedefi bu icraatlarını kalıcı hale getirmek, sistematik olarak dönüşümleri sağlamak ve bunları Türkiye siyasetinin, ekonomisinin geleceğine taşımaktır. Bunu yapmak için de bir seferberlik ruhuyla, hem siyaset kurumunu hem de bürokrasiyi hem de Türkiye siyasetini, ekonomisini ilgilendiren bütün çözüm ortaklarını 65. Hükümetin programının bir paydaşı hale getirmek, bu anlamda bir seferberlik ruhuyla önümüzdeki süreyi yani milletin bize 1 Kasım'da verdiği süreyi en iyi şekilde kullanabilmektir."
Türkiye'nin nice merhalelerden buraya kadar geldiğini, büyük mesafeler alındığını ancak yapılacak çok işler bulunduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Futbol tabiriyle söylemek gerekirse, birinci ligten play off'a çıktık ama henüz süper lige çıkmış vaziyette değiliz. 65. Hükümetin ana görevi, Türkiye'yi, sizlerin de katkısıyla süper lige çıkarmak, yani dünyanın 10 büyük ülkesinden birisi yapmaktır." diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, terör örgütleriyle mücadelenin, terör örgütlerinin arkasındaki yerli ve yabancı ortaklarını görmeyi, onlara karşı da eşzamanlı bir mücadeleyi zorunlu kıldığını belirtti.
Kurtulmuş, 65. Hükümet Programı üzerinde TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin 65. Hükümet ile ortaya koyacağı icraatların 5 ana direk üzerinde yükseldiğini belirtti.
Bunlardan birincisinin ekonomide faz değişimini gerçekleştirmek olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Türkiye ekonomisinde, 2002 şartlarıyla kıyaslandığında makro ekonomik istikrar bakımından büyük merhaleler aşıldığını söyledi.
Kurtulmuş, bir ülkenin, dünyanın süper liginde olan bir ülke haline gelebilmesi için patentleriyle, markalarıyla, AR-GE yatırımlarıyla, yüksek teknolojilerindeki markalarıyla dünyada rekabet edebilir hale gelmesi gerektiğini kaydetti. Kurtulmuş, bunun için 65. Hükümet döneminde sadece makro istikrarı esas alan bir anlayışta değil, bu makro istikrarı mikro başarılarla sürdürecek farklı performansı ortaya koymaları gerektiğini bildirerek, "Yani yatırımlarımızla, projelerimizle, havalimanlarımızla, denizlimanlarımızla, duble yollarımızla, duble tren yollarımızla Türkiye'de her alanda yatırımı, kamu ve özel sektör bakımından ileriye götüreceğiz." dedi.
-"ÜRETEN TÜRKİYE"
Türkiye'nin en üst beynini oluşturan takım olarak görecekleri AR-GE, patent ve markalara özel önem verdiklerine dikkati çeken Kurtulmuş, bunun üzerinden Türkiye'nin uluslararası alanda rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerini bildirdi.
Kurtulmuş, Türkiye ekonomisinin istihdam bakımından yüzde 80'ini, ekonomik büyüklük bakımından yüzde 65'ini oluşturan KOBİ'lere destek vermenin, 65. Hükümet'in önceliklerinden biri olduğunu ifade etti.
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Toplumun dar gelirli kesimlerini, orta sınıflarını da sadece sosyal yardımlar değil, güçlendirilmiş sosyal politikalar çerçevesinde onları da ihmal etmeyen bir programla huzurunuza geldik. 65. Hükümet'in ekonomi politikası, üreten Türkiye sloganıyla özetlenebilir. Her tarafta, her alanda üreten toplumun bütün kesimlerinin bu üretimden pay aldığı güçlü bir Türkiye ekonomisini inşallah oluşturacağız. Böylece 2023 hedeflerine, inşallah 2023'e gelmeden ulaşmış olacağız." diye konuştu.
-"DÜĞMELERİNE BASILMIŞ ŞEKİLDE..."
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, terörün sona erdirilmesinin Hükümet'in ikinci önemli ayağı olduğuna işaret ederek, Türkiye'de terör örgütleriyle 22 Temmuz 2015'ten itibaren devam eden bir mücadele olduğunu vurguladı.
AK Parti iktidarından önce terörün sıfır olduğuna dair yapılan eleştirilere de yanıt veren Kurtulmuş, ülkede terörle 40 yıldır mücadele edildiğini anımsattı.
Kurtulmuş, terörün bir şekilde, her zaman dışarıdan destek alarak, Türkiye'nin başına bela olduğunu dile getirerek, "Türkiye'de on binlerce insanın ölmesine, binlerce asker ve polisimizin şehit olmasına neden olan bir terör belasıyla karşı karşıyayız. Bu terör belasının Türkiye'ye maliyeti 40 yılda 1,5 trilyon dolar oldu. İnşallah, elbirliğiyle hep beraber bir millet politikası olarak terörü sona erdireceğiz ve terör örgütlerini hareket edemez hale getireceğiz. Ne oldu da 22 Temmuz'dan sonra düğmelerine basılmış şekilde Türkiye'de bütün terör örgütleri harekete geçirildi. IŞİD'inden DHKP-C'sine ya da PKK'sına kadar bütün terör örgütleri maalesef eş zamanlı olarak, biraz da bölgedeki, Ortadoğu'daki gelişmelerden cesaret alarak, biraz da kendilerine her platformda destek veren siyasi, ekonomik, lojistik hatta her alanda bunların ellerinden tutarak, uluslararası alana çıkaranların destekleriyle 22 Temmuz'dan sonra terör, Türkiye'nin üzerine abanmaya başladı. Terörle mücadele meselesi, milletimizin bugün ortak meselesi haline gelmiştir." değerlendirmesinde bulundu.
Kurtulmuş, terör örgütlerini, "sadece önde mücadele eden birkaç bin teröristten ibaret görmediklerini" dile getirerek, terör örgütleriyle mücadelenin, terör örgütlerinin arkasındaki yerli ve yabancı ortaklarını da görmeyi, onlara karşı da eşzamanlı bir mücadeleyi gerçekleştirmeyi zorunlu kıldığını belirtti.
-"MÜCADELEYİ BAŞARIYLA NETİCELENDİRECEĞİZ"
Bu çerçevede bu mücadelede emeği geçen herkese ve güvenlik kuvvetlerine teşekkür eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Bir büyük teşekkürü de özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da terör örgütüne destek vermeyen Kürt kardeşlerimiz hak ediyor. Kürt kardeşlerimiz ve bölge halkı hak ediyor. Bu mücadelede bu desteği sağlayan halka da teşekkürü bir borç biliyoruz.
Türkiye'nin bu mücadelesinde zaman zaman terör örgütlerini de cesaretlendiren bir başka terör örgütüne de dikkat çekmek hükümet olarak vazifemizdir. Paralel devlet yapılanması olarak isimlendirilen ve Türkiye'nin güvenlik stratejisinin bir parçası haline gelen örgüt de mevcut. Bu örgütlenme, Türkiye'de ve yurt dışında, elindeki bütün imkanları seferber ederek sadece hükümete karşı değil aynı zamanda Türkiye'nin karşısında kim varsa ona destekle olmakla Türkiye'nin aleyhine çalışmaktadır. Bu örgütle mücadelede bütün yasal imkanlar çerçevesinde sonuna kadar gidecek ve inşallah bu mücadeleyi başarıyla neticelendireceğiz."
"MİLLET İRADESİNE SAYGISIZLIK"
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Anayasanın tartışıldığı bir yerde "bunu asla yapamazsınız" demenin, millet iradesine saygısızlık, millet iradesini anlamamak olduğunu belirterek, "Hele hele Anayasa değişikliği gibi Türkiye'nin hukuki reformlarının bir parçası olan bu konudan söz açılmışken konuyu dönüp dolaştırıp bir türlü kana getirmek, asla kabul edilemeyecek bir husustur." diye konuştu.
Kurtulmuş, 65. Hükümet Programı üzerinde TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, 65. Hükümet'in üzerinde yükseldiği üçüncü büyük alanın "hukuki ve siyasi reformların tamamlanması" olduğunu söyledi.
Bu hukuki ve siyasi reformların gerçekleşmesinin, Türkiye siyasetinin ve Türk toplumunun daha ileriye gitmesi için zorunlu olduğunu belirten Kurtulmuş, "Çünkü Türkiye'nin üzerine giydirilen bu siyasal sistem, rejim demiyorum; dikkatinizi çekerim, milletin üstüne dar gelen bir deli gömleği gibidir. Bu siyasal sistem, anayasasıyla, siyasi partiler yasasıyla, Meclis içtüzüğüyle ve diğer bütün antidemokratik yasalarıyla önce 1960 darbesinin, arkasından geliştirilerek 1980 darbesinin Türkiye'ye hediyesidir. Türkiye, bu deli gömleğinden kurtulmak durumundadır." dedi.
"Bu millet eninde sonunda bu deli gömleğini üzerinden çıkaracak ve çöp tenekesine atmayı inşallah başaracaktır." ifadesini kullanan Kurtulmuş, "65. Hükümet olarak, 1 Kasım'da halkımıza verdiğimiz sözün ve 1 Kasım seçiminde halkın bize verdiği desteğin bir sonucu olarak, bu hukuki ve siyasi reformları gerçekleştirilmeyi hükümetin en temel sorumluluklarından birisi olarak görüyoruz." diye konuştu. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Evet, Türkiye'de yeni bir Anayasa yapacağız. Bu yeni Anayasayı yapmak sadece AK Parti Grubu'nun ya da sadece 65. Hükümet'in kendisini bağladığı bir vazife ve sorumluluk değildir. Bu aynı zamanda yüce parlamentonun bir görevidir. Türkiye sivil, demokratik, katılımcı, çoğulcu yeni bir Anayasa yapacaktır. Bu Anayasayı yaparken Türkiye'de bütün siyasal tarafların bu sürece katkı sunması için üzerimize düşen her türlü sorumluğu yerine getirdiğimizi de hepiniz biliyorsunuz, şahitsiniz.
Anayasalar bir partinin anayasası olmaz, eyvallah, ama Anayasalar konuşulmaya başlandığı zaman 'bu Anayasayı ancak kanla değiştirirsiniz' anlamına gelen sözleri söylemek de asla demokratik anlayışla, teamülle bağdaşmaz. Burada konuşulmasaydı söylemeyecektim ama cümle aynen şöyle: 'Sizin istediğiniz Anayasa değişimine CHP asla imkan vermeyecektir.' Allah aşkına bu cümle ne demek? Anayasa değişikliğine imkan verecek olan yer CHP Grubu değil TBMM'dir; Anayasa değişikliğini isteyen, bu talebi dile getiren vatandaşlarımızdır. Tartışırız, sizler de teklifinizi getirirsiniz, bizler de teklifimizi getiririz. İki partimiz daha var onlar da teklifini getirir. Uzlaşma masasında uzlaşırız, uzlaşamayız; 330'u buluruz millete gideriz; 367'yi buluruz... Ancak Anayasanın tartışıldığı bir yerde 'bunu asla yapamazsınız' demek, millet iradesine saygısızlıktır, millet iradesini anlayamamaktır. Hele hele Anayasa değişikliği gibi Türkiye'nin hukuki reformlarının bir parçası olan bu konudan söz açılmışken konuyu dönüp dolaştırıp bir türlü kana getirmek, asla kabul edilemeyecek bir husustur."
"BİZ BAŞKANLIK SİSTEMİNİ SÖYLÜYORUZ"
"Türkiye inşallah siyasi ve hukuki reformlarını tamamlayacaktır." diyen Kurtulmuş, Anayasa değişikliğiyle birlikte diğer yasaların da demokratikleştirilmesi için hükümet olarak Mecliste siyasi partilerin desteğine müracaat edeceklerini söyledi.
Meclisin yeni bir İçtüzük, yeni ve demokratik bir siyasi partiler yasası, yeni seçim yasası yapacağını ve Türkiye'nin siyasal sistemini de kuvvetlendirmiş şekilde bu süreçten geçeceğini belirten Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "Biz AK Parti olarak başkanlık sistemini söylüyoruz. Bu, milletle seçim sırasında yaptığımız taahhüdün, milletle olan vaatleşmemizin bir parçasıdır." dedi.
Başkanlık sistemini, Anayasal reform sürecinin bir parçası olduğunu söylediklerini dile getiren Kurtulmuş, "Sadece bunu alıp bütün Anayasal reform sürecinin aslı esası bundan ibaretmiş gibi tartışma yürütmeyi asla doğru bulmuyoruz. Türkiye'de etkin bir yürütmenin sağlanabilmesi, yargı reformunun yapılabilmesi, büyük bir denge mekanizmasının kurularak vatandaşın iradesinin siyasal sistemde daha etkin temsil edilmesini istemekten daha doğal ne olabilir? Bu çerçevede AK Parti Grubu, sizlerin de destekleriyle inşallah Türkiye'ye yakışır yeni bir Anayasa yapmayı sağlayacak ve Türkiye yeni bir Anayasa ile yoluna devam edecek." değerlendirmesinde bulundu.