Suudi Arabistan; ne petrol ne doğalgaz yeni şaşırtan hedefi...
Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, hakikaten yapılan parasal güç gösterilerini anlamakta zorluk çekiyoruz.. Bugün sizlerle petrol devi olan Suudi Arabistan üzerine fikir teatisinde bulunacağız…
Suudi Arabistan'ın ulusal petrol şirketi Aramco, geçtiğimiz yıl 161,1 milyar dolar kâr ettiğini açıklamış ve böylece Aramco'nun kârı bir yılda yüzde 46,5 artmış olmuştu..
Ve yine Suudi Arabistan hac ve umre ziyaretlerinden yılda 12 milyar dolardan fazla gelir elde etmesi de cabası. Dikkat çeken Hac turizmi ayrıca turizm acentelerinden, hediyelik eşya satan dükkanlara kadar yüz binlerce kişinin geliri de ülkenin ekonomisi açısından kayda değer bir gelişme.
Petrol, doğalgaz ve enerji kaynağı gibi gelir kapıları olan ülke için daha perspektifi geniş bir hamle beklerken, biz bu aralar Suudi Arabistan’ı yaşı 35-36’ları gören futbolu artık ayaklarıyla değil, zihinleriyle oynamaya çalışan dünya yıldızlarına akıttıkları paralarla takip ediyoruz…
Bakın nasıl para kazanıyor!
Al Nassr’ın Ronaldo’ya yıllık 214 milyon dolar vermesinden tutun da, Real Madrid’in Fransız yıldızı Benzema’ya ise 3 yılda toplam 600 milyon euro verecek… Ve daha nicelerine vaad edilen euroları ise takip ediyoruz…
Şimdi böylesi maddi gücü olan bir ülkenin Ortadoğu’da daha etkin olarak ülkeler arası gelişimlere yönlenmesi ya da ülkede barış gelmeyen özellikle Suriye, Irak, İsrail, Lübnan, Filistin, Pakistan, Cezayir, Libya, Sudan gibi ülkelerle dünyayı daha da şekillendirse daha mantıklı hamle olamaz mı? Ya da Ortadoğu ülkesinin en büyük gücü olarak, ülkemiz Türkiye ve Müslüman ülkeleriyle küresel güç haline gelme şansını neden elinin tersiyle ısrarla iten bir ülke olur Suudi Arabistan anlamak mümkün değil…
Selman bin Abdülaziz sonrası Muhammed bin Selman’ın krallığını sürdürecek olması yaptığı hamlelerle ve katıldığı toplantılardaki aktifliğiyle ön planda zaten… Böylesi bir gücün hala gereksiz yerlerde milyon euroları sokağa atarcasına dağıtmasının ülke nezdinde bir yaptırımı neden yok anlamak mümkün değil.
Ortadoğu yangın yeriyken, çoğu ülkede Müslümanlar inim inim inlerken, böylesi paraların sırf gösteriş adına harcanması dinimizce de uygun olmasa gerek!
Çok enteresan bir tablo var Suudi Arabistan’da, Türkçesi 'Kamu Yatırım Fonu' olan Public Investment Fund (PIF), Suudi Arabistan hükümetine ait olan ve ülkenin ekonomik çeşitlendirilmesi, sürdürülebilirlik ve yenilikçilik gibi hedefleri desteklemek için kullanılan bir finansal araç.
PIF ayrıca, dünyanın en büyük petrol şirketi olan Saudi Aramco'nun yüzde 70 hissesine sahip. Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu, aynı zamanda Premier Lig'in köklü ekiplerinden biri olan Newcastle United'ın da sahibi. Kulübün hisselerinin yüzde 80'i Suudi konsorsiyumun elinde. PIF'in Suudi Arabistan'ın önde gelen dört kulübünü finanse edeceği belirtiliyor.
PIF'in Al Ahli, Al Ittihad, Al Hilal ve Al Nassr'ın hisselerinin yüzde 75'ini kontrol edeceği, yüzde 25'lik kısmına ise kar amacı gütmeyen bir kuruluşun sahip olacağı kaydediliyor. Suudi Arabistan kökenli olan bazı çok uluslu şirketlerin de bu dört kulübün dışında bu kulüpleri fonlayarak ligin seviyesini, Avrupa’daki liglerin seviyesine getirmek ise ne denli adaletli bir hamle olacak dünya için onu Suudilerin bir an önce anlaması temennisindeyim.
Elbette Suudilerin bunu kendi ekonomileri adına Çin örneğinde olduğu gibi yaptıkları da söylenebilir bazı noktalarda ama şu unutulmamalı ki, böylesi euro ve dolarların bu denli akıtılması sırf Arabistan liginin popülaritesini kazanayım derken, 'Müslüman Müslümanın kardeşidir' düsturunu her defasında teğet geçmek bana pek hakkaniyetli gelmiyor açıkçası…
Arabistan’ın böylesi bir ekonomik gücü varken ve bu gücü sadece belirli bir zümre etrafında dağıtması ülkenin geleceği açısından da ileriki dönemlerde büyük bir tehlikeye de dönüşebilir. Bunu ülkesine gelen ve bazı noktalarda ülkeyi kötüleyerek kaçan futbolcu topluluklarına da bakarak değerlendirmek mümkün..
Ne yapıp ne edip Arabistan’ın bu denli popülist yaklaşımlardan bir an önce evrilip, kendi gibi dünyaya meydan okuyacak Türkiye ile birlikte daha güçlü ve kararlı adımlarla dünyadaki haydut ülkelerin karşısında dimdik durması en büyük dileğim…
Ne demişler, bir elin nesi var, iki elin sesi var… Bu anlayışla çoğalacak ülkelerin aralarındaki ticari ilişkiler ile bu rakamları daha büyük rakamlara dönüştürmesi ise Müslüman ülkeler için ferahlatıcı gelişmeler olacaktır.
Selam ve dua ile…