• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Selma Savcı
Selma Savcı
Selma Savcı
TÜM YAZILARI

Canan Karatay yanıtladı, yine ezber bozdu! Fatih Altaylı şaştı kaldı

23 Ağustos 2023
A


Selma Savcı İletişim: [email protected]

Mutlaka sosyal medyada görmüşsünüzdür bu tartışmayı… Bende bu tartışmaya bir yerinden katılmak istiyorum doğrusu.. Elbette bu konuyu işlerken pozitif ayrımcılık yapma ihtimalim de artıyor haliyle… Ama şunu söylemek isterim ki, özellikle okuduğum birçok eseri sebebiyle Prof. Dr. Canan Karatay hanımefendiye biraz olsun ilgim ve merakım var…

Gelelim günlerdir konuşulan ve sosyal medyada en çok konuşulan tartışmalar arasına giren Canan Karatay ve Fatih Altaylı tartışmasına…
Önce olayı bir hatırlatalım...

Canan Karatay sessizliğini bozdu!

Önerileriyle gündemden düşmeyen Prof. Dr. Canan Karatay, son günlerde ülkemizde de uyuz vakalarının artması sebebiyle sağlıkçı olması sebebiyle bir açıklama yapmıştı.

Prof. Dr. Karatay, “COVID aşısı olanlarda cilt döküntüsü, uyuz, zona, beyin ve kalp hastalıkları çok arttı. Bağışıklık sistemini çökertti, kızamık diye örtbas etmeye çalışıyorlar” demişti.

Bunun üzerine ise gazeteci Fatih Altaylı ise, Karatay’ı hedef alarak, Karatay'ı Nazi Almanyası'nda milyonlarca kişinin ölümünden sorumlu tutulan doktor Josef Mengele'ye benzettiğini ve daha da ileriye giderek, "Zannederim, ünlü doktor Canan Karatay hanımefendi de, Dr. Mengele kadar olmasa da, bilerek veya bilmeyerek çok sayıda hastanın ölümüne doğrudan ya da dolaylı yoldan sebep olmuştur. Canan Karatay, kendi uzmanlık alanı olmayan konularda hiçbir somut bilgiye ya da araştırmaya dayanmayan önerileri ile insanlara kullandıkları ilaçları terk ettirerek, tanımadığı görmediği hastalara medya üzerinden çeşitli gıdaları kullanmalarını ve kullanmamalarını önererek, dinleyenlerin hoşuna gidecek ama asla bilimselliği olmayan ve kanıtlanmamış rejimler ve gıdalar hakkında güzellemeler yaparak milyonlarca insanın hastalanmasına, sağlığını yitirmesine ve hatta muhtemelen ölümüne sebebiyet vermiştir. “Medeni bir ülkede Canan Karatay gibi birisi değil hekimlik yapmak, bir hastanenin veya hekim muayenehanesinin önünden bile geçirilmez, tıp doktorluğu yapması ömür boyu yasaklanır, tazminat davalarından tüm servetini yitirirdi." açıklamasını yapmıştı…

Fatih Altaylı’yı burada analiz etmeme gerek yok sanırım, kendi gibi düşünmeyenleri tukaka ilan etmede çok maharetli bir gazeteci olduğu malumunuzdur.
Özellikle 28 Şubat döneminde zulüm altında inleyen başörtülü vatandaşlarımız için yaptığı yorumlar hala hafızalarda tazeliğini korurken bu yorumlar karşısında aldığı cevaplarla da hiç utanmayan ve sıkılmayan bir profil…

Elbette burada Fatih Altaylı’yı masaya yatıracak halimiz yok, çünkü o değerde gördüğüm birisi değil… Çünkü bir olayı bu denli karşısında bir profesör olan bir sağlık uzmanı karşısında olayları bu denli egzajere etmesi aslında bize bakış açısının ne denli zayıf olduğunu göstermektedir.

Düşünebiliyor musunuz? Bir profesör kendi alanında bir takım verilere ve gözlemlere dayanarak, sağlık terimleriyle ilgili bir yorumda bulunuyor ve hadi bırakın karşınızdakinin profesörlüğünü bir kadın olduğunu unutarak, onu Mengele’ye benzetme hadsizliğini yapabiliyorsunuz?

Ve bir Allah’ın kulu da çıkıp demiyor ki, yahu sen oturduğun yerden hangi akla, hangi bilim dalıyla uğraşıyorsun ki bu yorumu yapıyorsun demiyor? Neden çünkü medya dünyasının çarpık düzeninde kendi çarklarını bir şekilde kendine yontup ilerleten bu zat-ı muhterem için herşey klavye başında esip gürlemekle oluyor zannediliyor…

Elbette şunun altını kalın çizgilerle çizeyim.. Sayın Karatay’ın yaptığı sağlık yorumu yanlış da olabilir bendenizde bir tıp uzmanı değilim bu konu hakkında da bazıları gibi ahkam kesmeyi de kendim için uygun görmem.

Ama buradaki anlatmak istediğim esas temel konu, bir uzmanın bu denli yorumu karşısında siz insanlık suçu işlenen bir dönemde bir doktora benzetilmesi yenilir yutulur bir hamle olmasa gerek…

1943 yılında Elazığ’da doğan Türkiye'de bir kardiyolog olarak (cerrahi yardım almaksızın) bir ilki gerçekleştiren, kalıcı ve geçici kalp pili implantasyonu tekniğini başarıyla uygulayan, koroner Yoğun Bakım'da 'Vena Subklavya Ponksiyon' tekniğini yerleştiren ve sayısız da eseri bulunan bir hekimi bu denli ayak oyunlarıyla mat etmeye çalışacağını zanneden Altaylı’nın yine duvara tosladığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Bu konuda hiçbir profil başarısı olmamasına rağmen, bir kadın profesörü geçmiş yıllarda da tartıştığı ve sevmemesine rağmen topa girerek alaşağı etme gayreti kesinlikle doğru bir tarz değildir.

Sayısız yorumları, sayısız internet sitelerinde konu olan ve çevremdeki birçok insanın da zaman zaman sohbetlerimizde dile getirdiği Canan Karatay önerilerini bu denli çöpe atmak bence büyük bir saygısızlık olarak addedilebilir.

Unutmayalım ki, 80 yaşındaki bir değeri bu denli saygısızca eleştirmek kesinlikle şık olmamıştır. Şunu da özellikle belirtmek isterim ki, ne Fatih Altaylı ile ne de Canan Karatay ile hiçbir şekilde ne karşı karşıya gelmişliğim vardır ne de tanışıklığım…

Olay burada bir Prof’a, bir kadına ve en önemlisi de bir anneye bu denli yorumlarla yüklenmek ne akla ne de izana sığmaktadır…

Selam ve Dua ile…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Muhammed genç

Utanmazki yüzüne i.... Nisan yağmuru... İşte okuyucusu da olan bir gazeteci... Vah benim milletim...

Haylaz

Tamamda hocam o zaman bütün TV lerde bahçeli olsun sağlık bakanı olsun tüm iktidar asi olunuz . aşı olmayanlar başkasını düşünmeyen insanlar olarak anılıyordu .zaten marjinal olanlar iktidara ne yaparsa yapsın gene kızanlar aşı karşıtıydi .zaten Karatay hocanın dediğini kıyı bölgelerine yerleşmiş ve Sözcü gazetesinden başka birşey okumayan coguda okumuşlu geçinen kişiler zaten hep diyordu kaç senedir .aşı konusunda bu devletin oyunu insanları çip takıyorlar aşı olan ölüyor diyerek .sizde bu yazı ile bu tip kafalara destek olmayın lütfen
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23