• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI

Materyalist eğitimle doğru insan yetişir mi?

27 Şubat 2021


Sefa Saygılı İletişim: [email protected]

Geçen hafta bu sütunlarda yayınladığımız ‘SUÇ PATLAMASI’ başlıklı yazımıza şöyle başlamıştık:

“Birkaç gün önce yayınlanan ve medyada yer alan TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre; ülkemizde son 10 yılda suç patlamasının yaşandığı görülmektedir. Öyle ki; hırsızlık 7 kat, cinayet 6 kat, cinsel suçlar 10 kat, uyuşturucu 11 kat, yağma 11 kat, trafik suçları 15 kat gibi ürkütücü oranda artış göstermiştir. Cezaevine giren insan sayısı da 3,8 kat artmıştır. Bu veriler toplumun temellerinin bozulduğunu ve çürüdüğünü gözler önüne sermektedir. 2009 yılında cinayet suçu sayısı 1.514 iken bu sayı 6 kat artarak 9 bin 574’e, yaralamada ise 4,5 kat artarak 34 bin 987’ye çıkmıştır.

 Toplumumuzda suç işleme hususunda alarm sinyalleri çalmaya başlamıştır. Bu vahim tabloyu sadece ekonomik sıkıntılara ve işsizlik gibi sebeplere dayandırmak mümkün değildir. Temel sebepler arasında; eğitimdeki yanlışlar, ahlaki erozyon ve kötü yasalar gibi faktörler öncelik taşımaktadır.”

Gerçekten bu rakamlar bir faciaydı ve ülkemiz için alarm sinyalleri veriyordu. Yazının devamında bu durumun başlıca sebebi olan kötü yasaları anlatmıştık.

Bir diğer faktör ise uygulanan eğitim ve öğretim zihniyetidir. Maalesef gençlerimizi sağlam bir bakış açısı ile yetiştiremiyoruz. Gazetemiz yazarı Ali Erkan Kavaklı, yıllardır ders kitaplarından örnekler vererek maneviyattan kopuk pozitivist kafayı gözler önüne seriyor. Darwinizm yanlısı metinler, rol model olarak tanıtılan uygunsuz filozof ve benzerleri öğretilmektedir. 

Geçtiğimiz hafta önceki Diyanet İşleri Başkanlarından bir hocamız, gençliğin problemlerinden söz ettiği on-line konferansında Türkiye’deki eğitimin dünyanın en pozivist ve maddeci olanlarından en başta gelenlerinden biri olduğundan söz etti. İnanın duyduğumda şaşırmadım.

Yenilerde kaybettiğimiz ülkemiz insanı psikolog Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’nun şu yazısı da aynı acı gerçeği yansıtmaktadır:

“Ben Amerika’da 25 yıl kalmış bir insan olarak şöyle bir gözlem yapıyorum. Amerika’da hiç eğitim görmemiş bir insanla aynı odada kalmaktan korkarım. Beş dolar için gırtlağını kesebilir. Eğitim orada gerçekten bir fark yaratıyor. Eğitim düzeyi yükseldikçe, uygar, olgun, sorumluluk sahibi, verdiği sözü tutan, kişisel bütünlüğü olan bir insan olma yolunda ilerliyor. İstisnalar kesinlikle olabilir ama genellikle böyle.

Türkiye’ye gelip baktığımda iki faktör görüyorum. Şehirleşme ve eğitim. Türkiye’de şehirleşmiş ve eğitim görmüş insandan korkuyorum. Kesinlikle insafsız, kendinden ve kendi yakınlarının çıkarından başka bir şey düşünmüyor. Bu son derece kuvvetli bir duygu bende. İliğini sömürür bitirir, hiç acıma duygusu yoktur.

Ama şehirleşmemiş, okumamış, saf köylü olarak kalmışsa, onda değerler bilinci çok yüksektir. Sanki eğitilmiş Amerikalı... Burada çok önemli bir gözlem var. Bunun üzerine düşünmek lâzım.”

•••

Geçenlerde ülkemizin üretim yapan ve bu ürettiği malları yurt içine ve dışına pazarlayan önemli bir iş adamımızla yaptığımız sohbette belirttiği bazı hususları yazmak istiyorum: 

• Ülkemizde işsizlik sorunundan daha fazla tembellik sorunu var. İnsanlarımız maalesef çalışmadan kazanmak istiyor. İşinin hakkını vermek gibi bir gayretinin eksik olduğunu görüyorum. Kişiler çaycılık yaptığında bile “Bunu en iyi şekilde yapmalıyım” demiyor.

• Evet, ekonomimizin sorunları çok ve ekonomik olarak zor durumdayız. Gördüğüm bir kriz döneminden geçiyoruz. Bu fazlasıyla hissediliyor. Ancak kriz sadece Türkiye’de değil. Pek çok ülkede benzer problemlerin söz konusu olduğunu söylemeliyim. Hatta Türkiye bu haline rağmen çoğu ülkeden daha iyi durumdadır.

• Günümüzde gelişmede en önemli faktör bilgidir. Bilgi çağından geçiyoruz. Bilgiye kıymet biçilmez. Bilginin fiyatı ölçülmez.

• Kimse kendine toz kondurmuyor. Herkes başkasını, özellikle de hükümeti veya bazı üyelerini suçluyor. Bunun yerine her vatandaş üzerine düşeni yapmalı, kendi sorumluluğunu müdrik olmalıdır. Görev sadece idarecilerimize değil hepimize düşmektedir.

• Günümüzde maalesef spekülasyon üzerinden kazanç yapmak, alın teri dökmeden para kazanmak geçerli ve yaygın bir yol haline gelmiştir. Arsa alıp satmak, hisse senetleri ve benzerleriyle yolunu bulmak istemektedirler. Hâlbuki herkes alın teri ve el emeği ile ekmeğini kazanmayı hedeflemelidir. Huzur da ülkemizin sağlıklı büyümesi de bundadır. 

• Eğitimde de sorunlar vardır. Elbette öğretmenlerin çocukları dövmesi, aşağılama ve hakarete varan sataşmalardan uzak durması gerekir. Ancak şu anki durum da yanlıştır. Yanlış yapan talebesini azarlaması bile olay haline getirilmektedir. Öğretmenin otoritesi kaybolmuş, eğitici özelliği büyük yara almıştır. Bu da öğrencinin hakkıyla gelişmesini ve yetişmesine engellemektedir.

Bu önemli hususa ileride tekrar değineceğim. Ancak vakit geçiyor; deist, idealden yoksun bir nesil geliyor. Bir an önce gerekli tedbirleri almazsak maalesef ülkemizi iyi günler beklemiyor.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Fatih

... Allah akıl versin diyoruz ama verse de almıyorlar.
  • Yanıtla

kehanet

En önemli ve kanayan bir yaramıza parmak basmışınız. Haklısınız maalesef bu iki konu memleketi bitiriyor. Sokrat "SUÇ varsa ADALET yok" diyor. Ülkede suçun hızla artması adaletin olmadığı suçu önlemesi gereken cezaların tam tersi olduğunun ispatı. Özellikle 20 yılıdır çıkarılan yasalar tam tersi olması gerekirken suçluyu korumaya yönelik. Halklıyı mağdur etmeye yönelik. Ülkede adaleti devlet değil mafya sağlar hale geldi. Eğitim insanımızı suça itmeye, devlete isyan etmeye saldırmaya, şiddet uygulamaya, ahlaksızlığın artmasına, zarar vermeye yönelik kurgulanmış. Suça meyyal olarak yaratılan nefsin ıslahına yönelik hiç bir şey yok. BATIDA İSE eğitim din temellidir. Anaokulundan itibaren iyi bir dini eğitim verilir. Sosyolojini Avrupa'da kurucusu sayılan tüm bilgisini kendinden 500 sene önce yaşayan İbn i Haldun dan alan KANT; "sağlam toplumlar dini sağlam insanlardan oluşur" diyor. Bizde ise toplum bozulsun memleket batsın diye bilinçli olarak eğitim din düşmanlığı üzerine kurgulanmış. Son üç asırdır tüm isyanlar dini yok etmeye yönelikti. Dinle idare edildiğimiz dönemlerde huzur ve güven vardı. Şimdi kimse sabaha sağ çıkacağından emin değil. Onun içinde AVRUPADAKİ İNSANLAR OKUDUKÇA EFENDİLEŞİR. BİZDE İSE OKUDUKÇA KUDURUR. En azılı teröristler en meşhur üniversitelerden yetişiyor. Örnek olup Toplumu aydınlatması gereken din eğitimi veren okular tam tersi dini yok eden elemanlar yetişmeye yönelik kurulmuş. LAKİN SESİMİZ DUYAN YOK BUNLARI KENDİNE DERT EDEN YOK. BİZ YAZIP, BİZ KONUŞUP BİZ DİNLİYORUZ. Reis de “eğitim alanında hiçbir şey yapmadık” diyerek ve bakanlığı din karşıtı bir kadroya vererek, bundan sonra da hiçbir şey yapmayacağını deklere etmiş oluyor. Buda eşittir Memleketi güzel günler beklemiyor.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23