Dostlukları menfaatleri kadar olanlar (1)

19 Haziran 2019 Çarşamba

Yarı yolda dökülenler, dostlukları menfaatleri kadar olanlardır. Onlar ya yoldan çıkanlar veya yola yatanlardır. Dostlukları menfaatleri kadar olanların yoklukları büyük kazançtır. Çıkar dostları yığarlar mal, ama hayat tarumar. İstikamet değiştirirler hangi yönden eserse rüzgâr. 

Menfaati için dost olan mert değil namert. Düşmanlar senin üstüne gelince dal gibi savurulur, düşmanın talimatlarını bekler elbet. Menfaati için istikamet değiştirene Allah etmez merhamet.

Menfaatperest dost çıkarının olmadığı yere adım atmaz. Dostluk meselesinde hesapçı olan hasbi olamaz. Hasbiliğin olmadığı yerde dostluk bulunmaz. Güneş güne küsse etrafına ışık saçmaz, ay geceye küsse karanlıkta parlamaz, bulut yağmura küsse yağmur yağmaz. Dolayısıyla çıkarları kadar dost olanlar, fıtratın gerisinde kalanlardır. 

Rahman ve Rahim olan Allah tektir. Allah’ı tanımamak, Allah’ın şeriatıyla mukayyed bir hayat yaşamamak yaşarken ölmektir. Bu dünyadan bizim ile kabre giren üç metre bezden yakasız bir gömlektir.

Dostlukları menfaate dayalı olanların İblisin aklında yerleri var. Gurbet diyarı dar-ı dünyada herkesin, bir eyvahı var. Kavuşmaya bilmem, kaç sabahı var. 

Zamane dostu, dostlarına ihanet etmek uğruna oturup önce dinini yoldu. Sonra çekinmedi gitti düşmanın bahçesinde saksıda seyyar bir çiçek oldu!  

Gerçek ve her zaman aranan dostluklar yüz yüze yaşanan inanca dayalı dostluklardır. Böylesi sevgiler karşılıklı itiraf edilen sevgilerdir. Peygamber Efendimiz (sav)’in; “Mü’min ülfet eden ve kendisi ile ülfet edilendir. Ülfet etmeyen ve kendisi ile ülfet edilmeyen kimsede hayır yoktur. İnsanların en hayırlısı insanlara yararlı olanıdır” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 4, 5, 335) buyruğu bu sevgiye anlam katmaktadır. Çıkara dayalı dostluklar bu sevgide yer edinemez. Karşılıklı ihtiyaç duyulan bir dostluktur. “Güneşle ayçiçeğinin dostluğu, böyle bir dostluktur.” Ayçiçeğinin sabahtan akşama kadar yüzünü güneşten ayırmaması gibi…

Güzel kelimeler, dostluk kulesinin merdivenleridir. Kelimelerle ısırdığımız düşmanlar bir gün dostumuz oluverdiğinde onun ruhundaki kuduz kelime izi, dostluğumuza engel olabilir. Kuduz kelimelerin izi tazminat paralarıyla ödenmez ve tatmin olunmaz. Bu nedenle “Dostlarınla öyle yaşa ki düşman olduğunda hakkında söyleyecek sözleri olmasın. Düşmanlarınla öyle yaşa ki dost olduğunda yüzün kızarmasın.”

Çıkara dayalı dostlar, gemilerde bedavadan gıdalanan farelere benzerler. Gemi su alınca gemiyi ilk fareler terkeder. Hâlbuki geminin aldığı suyun yağmurdan olduğunu anlayamadıklarından ilk fareler ölür. Allah için olan dostluğun içinde iki cihan saadeti saklıdır. Dostluğu çıkara feda etmeyip muhafaza etmesini bilene…

Dostlukları menfaatleri kadar olanların tek faydası, hainleri hatırlatmaya misal olmalarıdır. Dostlukları menfaatleri kadar olanlar Mehmet Akif Ersoy’a şunu söyletiyorlar: “Aldanma insanların samimiyetine, menfaatleri için gelirler vecde. Vaad etmeseydi Allah cenneti, O’na bile etmezlerdi secde.”

Gönlü Müslümanlarla, kılıcı İslâm düşmanlarıyla olanlar, dostluğun namusuna tecavüz edenlerdir. Birileri domuzu post, düşmanı dost yapmak için ne kadar çalışsa da domuzu domuzluktan çıkarmak mümkün olmadığından başarılı olamazlar.

“Sahabeden birine sormuşlar: ‘Hiçbir dostunu kaybetmiyorsun bunu nasıl yapıyorsun?’ demişler.  ‘Dostlarımdan biriyle benim aramda en ince iplik kadar bir bağ olsa ben onu koparmam. ‘Ya o, kaçarsa?’ Aradaki bağ kopmasın diye ben de onun kaçtığı kadar arkasından koşarım demiş. Şimdi bizler, zayıf bir ipliği değil, gemi bağlanan halatlardan daha kuvvetli bağları “Hablullah-il metin”i koparmaya çalışıyoruz.

Dost bizi yaksa bile öd ağacı gibi güzel koku vermeye, mum gibi onun önünde ışık saçmaya devam edeceğiz. Dinimizin düşmanı  cami yapsa o “Mescid-i dırar”dır, şerbet verse şaraptır, panzehir verse  zehirdir diyerek kabul etmeyeceğiz. Dostumuzun kirli çamaşırlarını sermemiz için düşman, altından ip gerse, gazete ve ekranlarını açsa biz, gözyaşıyla o kirleri yıkayacağız, yanan yüreğimizin ateşiyle kurutacağız ama teşhir etmeyeceğiz.”

Menfaatçi dostlar kuş gibidir. Yerde elinizden beslenirler, uçunca üstünüze pislerler! Menfaati miktarınca dost olan fecidir. “İyilik eden mükâfat beklediği an tefecidir. “

Dostlukları menfaate dayalı olanlar, bukalemun olurlar. Çünkü tapındıkları menfaat her dili konuşur, her kılığa girer. Bir toplumda, bir oluşumda mesele menfaat olunca herkesin dini para pul oluyorsa, o toplumda, o oluşumda insanlar Allah’tan başkasına kul olmuş demektir. “Menfaat sandalye gibidir. Ayağının altına alırsan yükselirsin, başının üstüne alırsan ezilirsin.”

Menfaat ilişkisini çıkardığınız zaman geride dostluk namı hisabına bir şey kalmıyorsa, siz çıkarı için yola çıkmışlar tarafından çalınıyorsunuz demektir. Kendi menfaatleri söz konusu olduğu zaman hiçbir ölçü tanımayan insanların dostlukları, düşmanın düşmanlığından daha tehlikelidir!

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • engineerengineer1 ay önce
    temel'in fıkrasını tavsiye ederim, İsa'nın papazı öpmesi ile ilgili.. yani demem o ki İsa'nın papazı öptüğü devirde dostluk, ülfet, vicdan,vicdan,erdem, insani değerler, ben dikkatli olun derim, mörfinin kurallarının yürürlükte olduğu ve yeryüzünde şeytani düzenlerin hakim olduğu devirde, memeleketimizde ab uyum yasaları adı altında lgbti kanunlarıyla hükmedenler, Ahkam-ı İlahiyeyyi ellerinin tersiyle itmişler, yalandan aşir okuyarak Milleti afyonlamakla meşguller ne yazıkki, etrafınıza bir bakın bakalım İslam diyarına benziyor mu? Ramazan geçti ,Ramazanda Müslüman memleketi ne benzedi mi? bir şiir:affet beni anacığım,/Ben sözümü tutamadımAffet beni anacığımSana layık olamadımAffet beni anacığımHayat güzel zaman başkaHer gönülde yalan başkaİçimdeki isyan başkaAffet beni anacığımİnsanlığın tarifi neKalleşliğin tarihi neBanan baştan öğretseneBenim canım anacığımVicdan hangi devirdedirVefa hangi revirdedirÖğrenmedim suç bendedirAffet beni anacığımÖğrettiğin o yol başkaHayat denen okul başkaDeğiştim ben baştan başaAffet beni anacığımYolum düzdü dağa düştümÇırpındıkça ağa düştümBir bilinmez çağa düştümAffet beni anacığım
  • ArifcikArifcik1 ay önce
    .. Yazın fevkalade güzel, çok manidar ancak şurası var ki La Galibe İllallah! Milli görüşü, adil düzen, İslam kardeşliği D8 projesi, hakkani bir nizam diyerek yola çıkanları, yolda bırakıp biz milli görüş gömleğini çıkardık diyenleri nereye koyacağız... Toplumun ve cemiyetin altını AB uyum yasaları çıkartarak dinamitle yenleri nereye koyacağız. Kendisine Rey vermeyenleri türlü türlü etiketlerle etiketleyip karalayanları neyle mazur göstereceğiz. Bu siyasi hamasetletini dava diye pazarlayanları hangi dost kriterine koyacağız... Liyakatli dürüst insanları değil de akrabalarını işe alanları niye böyle yapıyor sunuz diye sorulunca Allah akrabaya yardımı emrediyor diye pişkin pişkin cevap verenlere ne diyelim? Bence Mustafa kardeşim bu seçimi Uhud gibi görmek, ayrışma ve tasaffî gibi telâkki etmek hele hele kendisiyle aynı görüşte olmayanı vatan düşmanı, hain gibi lanse etmek bu yüce dinimize ve ülkemize düşman eliyle değil::; kendi elimizle vereceğimiz en büyük bir zarardır. Seçimlerimizin elbet bir karşılığı olacaktır menfaat ve zarar açısından... Umuyorum ki altı üstü bir belediye seçimi diyerek dostluğun ve centilmenliğin kazanmasıdır...
  • müslüman beki de, bi şarkıcıyla evlendiydimüslüman beki de, bi şarkıcıyla evlendiydi1 ay önce
    Sapık Oktar' ın müridlerinden biri zerrin özer' le evlenmiş, akabinde damadın karı dolandırıcısı olduğu yayılmış ve zerrin ikinci gün boşanma kararı almış! (Öyle anlaşılıyor ki ilk gece başarısız geçince bahanesi de 'cuuk' danak oturdu!) Ulan hıyar damat, oktar' dan hiç mi viyagra dersi almadın, o kadar dans ediyordunuz da ekranda..

Günün Özeti