Siyasi Ayak Arayışında Mantık ve Hukuk Dışı İsnatlar

19 Temmuz 2019 Cuma

Gelişi güzel analizler, günü kurtarmaya endeksli siyasi hamleler sorunları büyütüp altından kalkılamaz hale getirmekten başka bir şeye yaramıyor. Görmezden gelmek hatta ısrarla yok saymak da geçici bir süre huzur verse de yıkılması mukadder hayali bir dünya ve hayali bir dönem inşa etmekten öteye asla geçit vermiyor. Bu tür tutumlar hastaneye giden bir kişinin önüne koyulan kan ve idrar tahlilleriyle, röntgen ve ultrason raporlarıyla kavga etmekten, doktorun ilaç ve diyet tavsiyesine öfkeyle meydan okumaktan başka bir anlama gelmiyor çünkü.

Erken ve doğru teşhis tedaviyi kolaylaştırırken geciken ve yanlışlar ihtiva eden teşhisler bireyin sağlık ve geleceğini tehdit altına soktuğu gibi toplum ve siyasetin de istikrar ve geleceğini tehdit altına sokmaktadır. Geldiğimiz aşamada Türkiye’nin imkân ve kazanımları kadar karşı karşıya kaldığı risk ve tehditler de azımsanamayacak oranda arttı ve artıyor. 

Siyasi ve diplomatik gerilimler, askeri ittifaklar ve enerji sahalarına dair sıcak çatışmalara varma ihtimali yüksek gerilimler, dönüşüme uğrayan aile ve çözülmeye yüz tutan ahlaki problemlerin salgın bir hastalık gibi yaygınlaşması, modern ve geleneksel tasallutlar altında itikadi ve ameli sapmalarla İslami değerlerin toplum nezdinde itibar kaybetmesi ve nihayet ülkeyi Ata/Türkçülük temelinde boğucu bir atmosfere mahkûm etmiş devletçi-bürokratik teamüllerin hortlamak için fırsatlar kollaması bu meyanda ilk akla gelenlerdir.

Zor Olsa da Yüzleşme Mecburiyeti

31 Mart’tan 23 Haziran’a ortaya çıkan tablo kanaatimce AK Parti ve muhafazakâr-dindar camia nezdinde halen ciddi ve kapsamlı bir biçimde değerlendirilebilmiş gibi gözükmüyor. Çünkü mesele isimsiz adressiz ve genel manada hiç kimsenin itiraz edemeyeceği fakat bir türlü de sadra şifa olmayacak özeleştiri görünümlü basit ve güya mesajın alındığını ima eden PR çalışmalarından ibaret. Dahası sorun yapısal bir sorun olarak değil en temelde ve öncelikle iletişim probleminden ibaret olarak konuşuluyor. 

Kendimizi yeterince ve doğru bir biçimde halka anlatamadık” perspektifine eşlik eden “bu seçimin de galibi yine biziz” tarzı süngüyü dik tutarak teşkilat ve tabana moral verme stratejisini sürdürmekte ısrar edilirse ne muhasebeye ne de yeniden yapılanıp daha güçlü bir model ortaya koyabilme fırsatı yakalanabilir. İnsan ve toplum kadar siyasi teşkilat ve devletlerin de kendi gerçekleriyle yüzleşmesi çok zordur elbette. Ancak bu zorluğu aşmadan diğerlerini aşmak üzere yola çıkılamıyor.

Zamanında yapılmayan özeleştiriler, eleştiri ve tavsiyeler iş işten geçtikten sonra hiçbir kıymeti haiz değildir. Aykırı olmayı, dışlanmayı hatta hedef haline getirilmeyi de göze alarak sözü zamanı, mekânı ve muhatabı şaşırmadan söyleyebildiğimiz oranda kendimizi ve içinde bulunduğumuz toplumu ıslah edebiliriz. Modaya uyup amigoluk yapmanın getirilerini elimizin tersiyle itip hakikati söylemenin bedeli razı olmadıkça önce huzursuzluk ve şikâyetlerin ardından da nifak ve kavgaların önü açılır.

23 Haziran’da tekrar eden İstanbul seçimlerinin sonuçları yeni parti belki de yeni partiler üzerine yapılan tartışmaları hararetlendirdi. Bu bir yere kadar doğaldır. Ancak bu tartışmaları AK Parti nasıl yönetecek, nasıl karşılayacak dahası nasıl engelleyecek gibi makul ve kuşatıcı çözüm üretecek tartışmaların üzerinde durmak lazım. Zaten öteden beri adeta otomatiğe bağlanmış ve zaman ilerledikçe devri artan bir kulis haberciliğiyle ön almak ve kayıpları engellemek muhal. İş o safhayı geçeli çok olduğu gibi artık bu tür kulis ve sosyal medya manipülasyonları tümden zarara çalışıyor. Bu yöntem ve araçlarda ısrar etmek akıl kârı değil.

Kavgamıza Şeytanları Karıştırmayalım

Peki, süreci Fetö’yle, Fetö’nün siyasi ayağıyla irtibatlandırarak yönetmek nasıl bir sonuç verir? Hiç felsefe yapmadan, sosyolojik analizlerle lafı dolaştırmadan söyleyelim isterseniz. Mansur Yavaş’ı “sahte senet” meselesi, Ekrem İmamoğlu’nu “uluslararası proje” söylemi, Meral Akşener’i “Fetö’nün siyasi ayağı” olarak niteleyen siyasal propaganda hangi sonuçları doğurduysa yeni parti girişimleri için devreye sokulan benzer mekanizmalar da aynı sonucu verecektir kesinlikle. Birkaç gündür Türkiye’nin son elli yıllık tarihinde kurduğu örgütler, yönettiği partiler, yayınladığı gazete ve dergiler hatta askeri cuntalara paydaşlıklarla bilinen Doğu Perinçek’in beyanları matah bir şeymiş gibi dolaşıma sokuluyor. 

Perinçek, Maocu ve Sol-Kemalist ajitasyon yöntemlerinin, propaganda tekniklerinin usta isimlerinden birisidir elbette. Ancak tarihi tecrübeyle sabittir ki; kimin yanında durursa, kime destek olursa önce onlara zarar verir. Efendim, eğer Perinçek’e bakılacak olursa Ahmet Davutoğlu, Abdullah Gül ve Ali Babacan meğer Fetö’nün siyasi ayağıymış. Üstelik Davutoğlu, Gül ve Babacan Amerika hesabına çalışıp CHP ve İYİ Parti’yle ittifak ediyorlarmış! Her tarafından mantıksızlık, ahlaksızlık ve hukuksuzluk akan bu tür iddiaları derhal ve şiddetle reddetmek elzemdir. Fetö adına hareket eden siyasi ayak arayışı siyasi akıl ve basiretten koparsa dostlar düşmana, düşmanlar dosta dönüşebilir bir anda. İlaveten AK Parti’nin kurucu kadrolarını, Hükümeti en üst düzeyde şunca sene temsil etmiş isimleri bu kirlik ve karanlık yaftalarla suçlamasına müsaade etmek benzer yaftaların bir süre sonra bütün kadrolara teşmil edilmesini beraberinde getirecektir.

Öfkeyle kalkan zararla oturur, bu kesin. Aile için kavgalara Şeytan ve dostlarını asla karıştırmamak icap eder. Atalarımız der ki; kardeş kardeşi bıçaklamış sonra da kucaklamış. Kaldı ki arada böyle bir sorun değil siyasal üslup ve yöntem veya öncelik-sonralık değerlendirmesine ilişkin farklı içtihatlar yapılmış. Bunlar basit ve kolayca çözülecek problemler değil elbette. Ne var ki problemi çözme sanatının adı siyasettir. Medya üzerinden, sosyal medya operasyonları ikliminde çözüm yolu tıkanıyor. Ayrışma ve çatışma muhafazakâr-dindar siyasi kadrolara da topluma da genel manada ümmete de hiçbir fayda getirmeyecek. Kimse kimseye lütufta bulunduğunu ima etmeden, kimse kimseyi ihanetle suçlamadan istişare zeminini açık tutmaya matuf adımlar atmalı. Zarar büyüdükten, imkânlar elden çıktıktan sonra yapılacak tavsiyelerin de özeleştirilerin de hiçbir faydası olmayacak çünkü.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Maraşli Maraşli 28 gün önce
    Ahlaken ve hukuken güçlü Ak parti ha. Beni güldürdün. İyi adamsın hoşsun lakin duyguların çok önde. Duygular kafamizdayken güzel de gerçeklik gözümüze yumruğu atana kadar Kenan bey. Selametle
  • Maalesef Maalesef 1 ay önce
    On numara tesbit,ama bunu anlayacak ve değerlendirecek ne bir kişi ne de bir atmosfer var.Bu gidişle herkes bir gün fetöcü olabilir
  • Ahmet Ahmet 1 ay önce
    Türk milleti bilmediği konuda uzmandır profesör dür. TÜRK MİLLETİ BİLMEDİĞİ KONUDA UZMANDIR. ETRAFINIZA BAKIN BİR İŞ SORUN HERKEZİN BİR BİLGİSİ VARDIR BİLGİSİ OLANI KONUŞTURMAZLAR. ETRAFIN UZMAN DOLU SEN DOKTORA GİDİYORSUN.
  • Selahattin KılıçlarSelahattin Kılıçlar1 ay önce
    Sayın Alpay, 19.07.2019 tarihli Ali Karahasanoğlu'nun köşe yazısınıokumanızı tavsiye ediyorum. Umarım ufkunuz açılır...!
  • halidbinvelidhalidbinvelid1 ay önce
    hocam değerli fikirleriniz için teşekkürler
  • ahmetahmet1 ay önce
    hükümetimizin yaptığı en büyük yanlışlardan biri perinçek ile dirsek temasına geçmesi ve ondan destek alması olmuştur.yankı isimli yorumcu pkk son bulacak diyor ve göz boyuyor,kaç senedir perinçek güya destek veriyor pkk bittimi yok devam ediyor.o fetöcü bu fetöcü oyunlarıyla ,fetöyle alakasız çoğu ak parti ve mhp li ailelerin çocuklarını karalayarak ayağını kaydırıyorlar,onlardan oluşan boşluğa malesef bunların adamları yerleşiyor.sağolsun hükümetimiz kesin fetöcü olmayanları ihraç ederek bunlara yer açmada hiç bir tehlike görmüyor.bunlar biraz daha güçlenirse inşaallah daha kötü şeyler olmaz.bakın fetö mücadelesi başlamadan önce aydınlık denen karanlık gazete manşetlerinde sayın ERDOĞAN ı sürekli eleştirirdi fetö mücadelesinde emniyetteki boşalan kadroları bunlar doldurmaya başlayınca gazete hükümete övgüler düzmeye başladı.şimdi bu doğru bir tutummudur.hiç bir kriteri olmayan lakin fetöcü olabilir mantığıyla şüphelendiğin dindar çocukları at,onların yerine geçmişi belli düşüncesi belli zevata sahip çık sonra ALLAH c.c. dan yardım ve başarı bekleyelim.eğer mağlubiyet ve çöküşe doğru bir gidiş varsa hatalrın çoğalmasındandır.RAB bim c.c. görmeyi nasib etsin.amin.
  • hüseyinhüseyin1 ay önce
    "Biz bir ülkeyi/medeniyeti mahvetmek istediğimizde, onun servet ve nimetle şımarmış elebaşlarına emirler yöneltiriz/onları yöneticiler yaparız da onlar, orada bozuk gidişler sergilerler. Böylece o ülke/medeniyet aleyhine hüküm hak olur; biz de onun altını üstüne getiririz." İSRA 16
  • Politikacılar dîne karışmamalıdır..!Politikacılar dîne karışmamalıdır..!1 ay önce
    Dînî Cemâet'lerin işi "siyâset" olmadığı gibi siyâsîlerin (politikacıların) işi de, "dîn" değildir..!
  • YankıYankı1 ay önce
    Sn yazar doğu bey ülke için bir şanstır ve Erdoğanın yanındadır doğru olan durumlarda Allahın izniyle pkk son bulacaktır devlet sizler için çalışıyor şu an ve bakmayın İmamoğlu falan filan onlar balon oydur anlamsız tercihtir
  • Gurbetçi...Gurbetçi...1 ay önce
    Pek saygıdeğer Cumhurbaşkanı'm, 2015 seçim beyânnâmenizde de va'dedilmiş olduğu üzere, YURT DIŞINDAN BORÇLANARAK EMEKLİ olanlara hiç değilse "MİNİJOB" yani "yarı zamanlı" ÇALIŞMA MÜSÂDESİnin bir ân önce verilmesini çok ricâ ediyoruz..! Teşekkürler, vesselâm...
  • Yunus 16 Yunus 16 1 ay önce
    SİYASİ AYAĞI, EN İYİ FEHMİ KORU VE CD KOLEKSİYONU OLAN ADNAN OKTAR BİLİR.
  • vahvahvahvah1 ay önce
    Sayın Yazar, yazınızdan Ak Partide yıllarca karar merciinde bulunup, yeni sistemde görev verilmeyince birden ilham gelerek, iki ayrı kulvarda parti kurmaya çalışanların hak ve hukukunu mu savunuyorsun? Kendilerine haksızlık yapıldığını mı düşünüyorsun? Arkadan hançerlemek (hançerlenmek) başka nasıl yapılınca İHANET adını alır? Yıllarca iktidarın paydaşı olacaksın, bir gün bu görevini başkası yapınca olmadı çok yanlış yapılıyor o halde yeni parti kurmalıyım diyorsun? Tayyip düşmanlığı kisvesiyle Türkiye düşmanlığı yapan yerli ve yabancı uşakların ekmeğine böyle besleyici yağ sürenleri de unutmayacak bu millet.
  • Apdi Metin.Apdi Metin.1 ay önce
    Bu yazıyı yazan arkadaşım.Yazı kendi içinde birvicdanve doğru muhasebesi yapıyor. Ve günün politik gelişme ve geçmişihakkında kendi yorumunu yapıyor. Ama bu bakisdakibu vicdandaki bir insaninhemen yani başında yazan Ali Karahasanogluismini kullanansıradankiveyatsiz ve vicdansız kisinin,sadece iktidara yalakalik olan,her turlu edepden vicdandan bilimden ahlakdan yoksunyazı ve yorumlarinihangi siyasete hangi vicdana hangi inanca hangi mezhebe sığdırıyorsunuz onla nasıl ayni havayı kokluyorunuz onu da benim ne vicdanım ne inancım kabul etmiyor.Sizdende doğrularnızdanda şüphe duyuyorum.Hep doğrularda vicdanda gelecek de buluşmak umudumla.
  • Hasan AliHasan Ali1 ay önce
    Sayın Alpay,tespitleriniz gayet doğru ve makul ancak,  ... demem şu ki bu medya büyük bir vebal altında olduğunu bildiği halde ısrarla bu tarz politikaya devam ediyor.Perinçekin ipi ile kuyuya inilmez olduğunu, rehberi karga olanın ne olduğunu hepimiz biliyoruz veselam.

Günün Özeti