--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yusuf’un ikinci gömleği

İdris Günaydın
İdris Günaydın
9

Kur’an, mealiyle okunduğunda bize sürpriz gibi gelen bazı tevafuklu olaylar anlatır. 

Yakup Peygamberin uzaktan gelen Yusuf’un gömleğinin kokusunu hissetmesi bana çok ilginç gelir! 

Yusuf’un gömleğini, varlığını duyurabilmek, yaşayıp yaşamadığını babasına hissettirebilmek için bedeninden çıkarması gerekiyordu. Nitekim öyle oluyor ve uzaktan Yakub Peygamber kokuyu hissediyor.

Tarihte de böyle tevafuklu olaylar çoktur. Bunlardan çok ilgimi çeken Sezar’ın rüyasında oğlu Atis’in öldürüldüğünügörmesi ve en güvendiği adamını oğluna koruma vermesi. Lakin o korumanın, oğlunuöldürmesi...

Bir de Kur’an’daki Hızır-Musa Peygamber arkadaşlığı var...

29 Ekimde Cumhuriyet kuruldu. Yani Osmanlı Devleti hiç bir ikna edici haklı gerekçe olmadan yıkıldı.

Bir 29 Ekimde de Necmettin Erbakan doğdu. 29 Ekim 1926...

Cumhuriyet kuruldu lakin bir ham meyve gibiydi; aşılanması gerekiyordu. Kurulan Cumhuriyet döneminin ilk dönemleri5816 sayılıAtatürk’ü Koruma Kanunu’na tosladığı için anlatılamıyor lakin... 

İlk demokrasi dönemi Başbakanı idam ediliyor iki arkadaşıyla. Yani durum vahşet ve cinayet...

Süleyman Demirel onlarla aynı kıyılarda yüzüp aynı kumsalda güneşlendiği halde, sırf donunun bacağı biraz onlarınkinden uzun diye her işe gönderilen,sonra işten kovulup tekrar aynı işe gönderilen adam gibi, altı kez gidip yedi kez gelen pozisyonuna düşürülüyor. 

Turgut Özal da aynı kıyılarda yüzdüğü halde sırf kapri giydi diye sevilmiyor. Hatta zehirlendiği iddia ediliyor.

Erbakan bu ham ağaca ilk ciddi neşteri vuruyor. Aşı...

Direniyorlar, aşılatmak istemiyorlar... Boğazına bıçak çalınan tosun gibi Cumhuriyetin tosuncukları.. Bağırıyorlar.

Boş tenekelere vuruyorlar ama nafile!

Merhum Erbakan’ın deyimiyle onlar sünnet merasimlerindeki sünnet kıyafeti giymiş lakin az sonra başına gelecekten korkan çocukları andırıyorlar.

Hâlbuki olacak, olacak. 

Aradan yıllar geçiyorve Erbakan merhum birinci parti oluyor. 

Ta, Devrim arabasından beri bir hayali var: Türkiye’yi sanayileştirmek...

Bir ideali var: Kendi uçağımızı, tankımızı, arabamızı, silahımızı.. v.s. kendimiz üretmek.

Bir gayesi var: Türkiye’yi lider ülke yapıp montajdan kurtarmak.

Ama yok; asla buna müsaade yok. Biz dağlıyız. Zihnimizden heykellere bağlıyız diyen tosuncuklar buna izin vermiyor.

Yahu olacak; debelenmeyin. 

Olacak...

Millet! Elini ayağını tutunşu çocukların; olacak.

Bu, 29 Ekimde doğuş ve İsmet İnönü’nün dediği: 

“Konya’dan bir mühendis çıkmış, o da dindarmış!” veya“Cumhuriyet adamakıllı bir mühendis yetiştirmiş o da dinci çıkmış!” sözlerinin muhatabı Erbakan bu Cumhuriyeti aşılayacak!.. (Allah hepsine rahmet eylesin fiilince amelince)

Ancak buna Cumhuriyetin tosuncukları normal şartlarda izin vermediler.

Eeh! Analar ah analar; neler doğurur neler?!

Bir gün Merhum Erbakan, yaşlanmış haliyle, dizlerinden yürüyemez, konuşurken bile dilinin kelimeleri birbirine eklediği o yasaklı dönemlerinde bir şey söyledi! 

Öyle bir şeysöyledi ki; kimse anlayamadı onu!

Kimileri” Hocamız yazık ki, bunamış” dedi.

Kimilerimiz “Hocamız iyice bunalmış baskıdan, yasaktan” dedi.

Halbuki halbuki...

Hal bu ki; o büyük dahi öyle demiyordu.

“Yusuf’un kokusunu duyuyorum” diyordu. “Yusuf gömleği çıkarmış! Yusuf Milli Görüş gömleğini çıkarmış.O kokuyu alıyorum. Yusuf geliyor sanki” diyordu.

Yusuf ikinci kez gömleği çıkardı.

Yusuf kolları sıvadı.

Yusuf babasının(hocasının) hayallerini bir bir gerçekleştirdi!

Yusuf, Cumhuriyete vurulan o has aşıyı suladı, büyüttü.

Yusuf kasten yolda bırakılan hocasının arabasının yanındaki çakalların saltanatını devirdi.

Ve o arabayı bu gün, 29 Ekim günü banttan indirerek tüm dünyaya haykırıyor ki; ey dünya!

Ey dışarıdakiler ve içeridekiler! “Bu gün sizekınama yoktur. Lakin puştluk yapabilmeniz için açık kapı da yoktur. Yakıtını koymamak gibi bir lüksünüz de yoktur. Bakın bu araba körüklü değil elektrikli.” 

Yusuf bu gün hocasına sesleniyor lisanı haliyle:

Ey Hocam! Arabamızı banttan indiriyoruz, müsterih ol.

Aracımızın önüne çizgiler koyduk ki; senin alnındaki çizgileri ifade ediyor. Seni terletenlere inat yüzünde biriken terleri temsil ediyor!

İsmini TOGG koyduk ki; bizim vatana, millete, tarihimize olan sevdamız daima bizi TOGG tutar.

Kimsenin toprağında, elindekinde, huzurunda gözümüz yoktur, aksine daima gözümüz TOGG’tur.

Milletimize hıyanet, vatanımıza ihanet bilmeyiz.

Biz başkalarının türkülerini ezberlemeyiz. Çünkü bizim Türkiye’mizden başka gidecek yerimiz yoktur.

Atılan hiçbir yeme sulanmayız. Her türlü kumpasa karnımız TOGG tur! Vesselam.

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle