--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yorganı kaldırmak

İdris Günaydın
İdris Günaydın
13

Her gün kendime söz vermekteyim: Bugün/gece tövbe etmeliyim. Kendime bir çekidüzen vermeliyim. Kendime gelmeliyim!

Allah’ın kulu isem Allah’a, başka ilahların kulu isem onlara yaranmalıyım!

Allah’ın kuluyum; inancım tam…lakin inandığıma dair hiçbir emarem yok. 

Bir münafığın on yıllık hayatını filme alsalar benimle aynı!

Bir kafirin on yıllık hayatını filme alsalar benimle aynı!

Ne içenle, oynayanla bir farkım var ne inkar edenle!.. 

Kendime gelmeliyim!

Bu gecenin sabahı benim için farklı olacak. 

Bu sabah başlayacağım. Hayatımda bir devrim olacak. Yarın benim için farklı bir gün olacak!.. Sabah oluyor ve bakıyorum; benim için değişen bir şey yok.

Ertesi, ertesi, daha ertesi… Ben yine aynı Veliyim?! Veya aynı deliyim!!

Komşuma gidip akıl danıştım: Nasıl başaracağım? Putlarımı nasıl kıracağım? Şeytanımı nasıl yeneceğim?

Gözlerini bana dikti:

“Çok basit oğlum! Akşamdan duş alacak ve ardından söz vereceksin! Sabahleyin de yorganı kaldıracaksın!”

“Yorganı kaldıracaksın!

Yorganı…kaldıra…caksın!”

Oradan ayrıldım. Aklımda kalan en son sözdü: “Yorganı…kaldıra…caksın!”

Çok mu zordu ki böyle kesik kesik söyledi? Ne var yorganı kaldırmakta?

Duş aldım ve ellerimi açtım: “Rabbim! Yarın pak bir kulun eyle. Ayaklarımı yolunda kaim eyle. Kulluğumu daim eyle.”

Gece. Rüyamda hafakanlar basıyor. Uyanıyorum. Zorla tekrar uyku… Bu sefer kandan irinden deryalar geçiyorum. Uyanıyorum.

Saat daha çok erken. Bu sefer de olmayacak mı derken uyuyorum tekrar.

Öyle derin bir uykudayım ki sorma!

Beyaz bir atın üzerinde zambaklar ülkesindeyim. Dört yanım nedimelerle  dolu.

Elimde sütten daha berrak bir içecek. Sanki ben padişahın oğlu…

Uyanmak istemiyorum bu rüyadan. Bu rüya devam etsin istiyorum.

Penceremin kenarlarından odama bir ses sızıntısı… Hayye, hayye… hayye…

Biraz uyanacak gibi oluyorum. Beynen nevmi vel yakaza: uyku ile uyanıklık arasındayım. İnce ses şuurumun kıvrımlarında dolanıyor: Salah, felah… Hayye alel felaah!

Uyanıyorum. Yorganım o kadar ağır ki; uyku o kadar tatlı ki!

“Boş ver boş ver” diyen bir ifrit beni yatağımın içine gömüyor da gömüyor.

Yorganı tutup kaldırmaya çalışıyorum. O kadar ağır ki… O kadar sıcak ki…

Yarına ertelemek istiyorum. 

Veya daha gencim, diyorum.

Veya, Allah çok merhametli, affeder, diyorum. Veya, bu kadar yolunu şaşıran var. Onlara ne olursa bana da o olur, diyorum.

Ama, ama... Ateş, azap?

Birden şuurum diriliyor, zihnim canlanıyor, ruhum kanatlanıyor.

Yorganı kaldırıyorum!

Yorganı fırlatıyorum üzerimden.

Suya koşuyorum.

Uyanığım artık. Diriyim artık. Şuurluyum artık. Canlıyım artık. Ayaktayım artık. Bir gayem var artık. Bir kıblem var artık. Bir sıfatım var artık.

O sabahtan sonra yorganları kaldırıyorum.

Miskinliği kaldırıyorum.

Tembelliği kaldırıyorum.

Şuursuzluğu kaldırıyorum.

Belirsizliği kaldırıyorum.

Kimliksizliği kaldırıyorum.

Engelleri kaldırıyorum.

Baskıları kaldırıyorum.

Korkaklığı kaldırıyorum.

Tutsaklığı kaldırıyorum.

Fakirliği kaldırıyorum.

Kimse bana posta koyamaz  çünkü en güçlü varlık benimle.

Kimse beni aldatamaz çünkü en güçlü irade benimle.

Kimse beni aciz düşüremez çünkü en zengin varlık benimle.

Kimse işimi zorlaştıramaz çünkü her şeyi kolaylaştıran benimle.

Kimse beni üzemez çünkü en büyük huzur ve umut verici benimle.

Ey Rabbim! Merhamet pınarlarına dudaklarımı dayadığım o sabahtan beri özgürüm, umutluyum, zenginim, başarılıyım.

Benim bu muvaffakiyetim benim hünerim değil Senin bana ikramındır. Bu ikrama nail olamayanlar, hâlâ yorganı üzerlerinden kaldıramayanlar ne kadar bedbahttır.

Onlara da hidayet nasip eyle… Vesselam.

 

 

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle