…Ve Kılıçdaroğlu kadını uyuttu!
Altılı masanın müntesiplerini ne zamandır uyutuyor, uyandırıyordu lakin ikna etmekte zorlanıyordu Kılıçdaroğlu…
Gitti Amerika’da hamburger, cızburger yedi; kendini gizledi, bazı ikili ve çoklu görüşmeler yaptı, dünya milletlerini kandırmak için yüz ayrı yüzü olan ABD’den yüzler aldı.
İngiltere’ye gitti. O emperyalist İngiltere’den ki; Mustafa Kemal o emperyalistlerle savaşmıştı; o yüzden emperyalizme karşı savaşan kahraman olarak tarihe geçmişti; CHP’yi de bu emperyalizme karşı savaşan kahraman kurmuştu… İşte Kemal, bir başka Kemal’in koltuğunda oturmasına rağmen, bu gerçeğin rağmına İngiltere’den, o emperyal ülkeden, o Londra’daki bir avuç tefeciden bağımsız olarak sermaye biriktiren temiz ve yıkanmış para(!) sahiplerinden para sözü aldı. Gençlere “Size sözüm var. Kanla yıkanmış değil İngiltere’nin temiz suyu ile yıkanmış” paralardan para buldum. İktidara geldiğimizde bu parayı size getireceğim” dedi.
Gençler henüz soramamışlardır belki, ben sorayım: “Meccanen mi verecekler bu parayı?
Hiçbir karşılık beklemiyoruz, al kullan, hatta tepe tepe kullan mı diyecekler?
Geçmişte zaten başka bir CHP’li ile zaman zaman yollarımız kesişiyordu: Mustafa Kemal’i Samsun’a götüren gemi bizden icazet almıştı!
Lozan’da Mustafa İsmet’in yanında bizim Lord Curzon vardı. Musul’u Kerkük’ü ve bazı yerleri İsmet’in elinden “Ala vere dala vere, Kürt Mehmet nöbete” mantığı ile onun sayesinde ve İsmet’in sağırlığı yüzünden almıştık. Ona karşılık size bağımsızlığınızı vermiştik.
1974 Kıbrıs çıkarmasında Mustafa Bülent Ecevit İngiltere’ye, ayağımıza kadar gelmişti. O zaman da işi bitirecektik ama ah o sizin sonu “din” ile biten adamınız yok mu?
Lordlar Kamarasında “Türkleri bu Kur’an’dan, dinden uzaklaştırmadıktan sonra asla yenemeyiz” dediğimiz halde o adam soyadının sonunda “din” olduğu için bizi yendi diye düşünen, inanan, hınç besleyen İngiltere’den mi para sözü aldın?
Hiçbir karşılık göstermeden mi bu parayı alacaksın?
Sen essahtan böyyük siyaset adamısın. Böyyük devlet adamı da olur senden.
Kemal Kılıçdaroğlu çok başarılı bir siyasetçi gibi. Elini münasip yere vuruyor. Devamını kameralara görünmeden, sabık lideri Baykal’ın durumuna işi düşürmeden resetliyor.
Milletin meclisinde böyle erotik emojiler yapılmaz ama yapıyor, sonra da hiçbir şey olmamış gibi halkın arasında dolaşıyor.
“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen alçak…” diyor. Ya, kimi anlatıyor burada? Kime ayak veriyor?!!
Amerikalı Jeremy Rıfkın’ı, rıfk ile uzaktan kumandalı konuşturuyor ve ‘Türk Ekonomisi senin hopalın olsun, rıfkı mülayemetle ekonomimizi düzelt’ diyor.
Bir başka adam daha var: Daron… Belli ki o da nesebi gayri Türk… Ona da Ekonominin staj bölümü verildi herhalde ki; isimler müsemmasıyla bilinir mantıkınca, acemoğlu, acemi oğlan ocağında yetiştirilecek!
Benim yazdıklarım ne kadar mizahi çizgiler taşıyorsa Kılıçdaroğlu’nun toplantısında yapılan konuşmalar, iletişim bozukluğu, tek kişide kulaklık olup diğerlerinin “bitse de gitsek” tavrı Kemal’in hanımına da sirayet etmiş ki; uyumuş kadıncağız.
En doğrusunu yapmış.
‘Yeter Kemal senin uçuk kaçık vaadlerin… Uyku, yalan dinlemekten tatlıdır’ demiş ve uyumuş.
Çok başarılı bir siyasetçi canım: altılı masayı sihirledi, hanımı da uyuttu.
Kim tutar bundan sonra Kemal’i?!.
Vesselam.







