--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ulupelit’in uluları

İdris Günaydın
İdris Günaydın
6

 

Ulupelit Giresun merkez Ak Köyde bir mahalle. 

Ak Köy Osmanlı Devletinde sancak imiş. Cumhuriyet Döneminde de civar köylerden önce Ak Köye ilkokul yapılmış.

Ak Köyün derin bir mazisi yanında asri bir mezarlığı var. Köy büyük.

Bu köyün bir Ulupelit Mahallesi mevcut. Bu mahallede Feslioğulları, Karaosmanoğulları, Topçuoğulları, İnceoğulları,Mollaoğulları sülaleleri yaşıyorlar.

Mahallenin bir özelliği var: benden iki önceki kuşak genelde hamallıkla veya keser, mala gibi aletler ve fındıkla geçimlerini sağlayan fakir ailelerden oluşuyordu. 

Ortak  özellikleri  ise devletine, milletine, dinine bağlı, alın teri dökmeden kazanılan parayı semtine uğratmayan, çocuklarına haram süt emzirmeyen ailelerdi.

Ulupelit, bu mahallede yaşayanların  ölenlerini defnettikleri mezarlık. 

Bundan yıllar önce, yaklaşık elli yıl önce diyeyim; buraya bir cami temeli atıyorlar. Halen yaşayan Nevzat Konal, Arif Konal ustalardan aldığım bilgiye göre ilk kazmayı vuran Karaosmanoğlu Yılmaz… Yılmaz Kara. Kendisi belki köyün en fakirlerinden. Hamallıkla geçiniyor lakin Allah bir fidanı büyütecekse arazinin yapısına değil dibine dökülecek suya bakıyor. Yılmaz Kara merhumun ilk kazması, yanında Feslioğlu Hacı Kazım Konal’ın ve Feslioğlu  Nevzat Konal’ın ilk günkü mesaileriyle… Daha sonra, Feslioğlu Hacı İbrahim, İnceoğlu Ali, Karaosmanoğlu Ali, Feslioğlu Zekeriya ve zaman zaman tüm mahallelinin imece usulü çalışmasıyla; başlarında da köyün sevilen fakat devletten maaş almayıp Allah rızası için her dini hizmetin ifası için koşan Talip Hoca... Bugün kocaman bir külliyeye dönüşen ilk kazmanın Allah için akıtılan terlerinin sonucu.

Haftanın en az üç gecesi iftar veriliyor. 

İftarda, kadın, erkek, çocuk dolup taşıyor külliye. 

Ardından camide Kur’an okunup geçmişlerin ruhlarına bağışlanıyor.

Allah ihlas ile başlanılan her işi büyütüyor. Ulupelit Mahallesinin bu hizmeti civar köylerden öne geçmiş durumda. 

Gıpta ediliyor.

Ne demişti Rabbimiz: “Ve teavenu alel birri vettakva: Hayırda, takvada yarışın. Vela teavenu alel ismi vel udvan: Günahta ve düşmanlıkta yarışmayın.”

Ne demişti şair:

“Mazharı feyz olamaz düşmeyecek hake nebat,

Mütevazı olanı rahmeti rahman büyütür.”

Yani, ihlas ile sıdk ile Allah için yola çıktığınızda eksiğinizi Allah tamamlar. 

Her şeyin parayla, ücretle ölçüldüğü bu çağda onca iftarın yemeğini yapan beş/on kadın... Hiç ücret almadan... Tamamen Allah için!

O kadınların gönlüne bu fedakarlığı, bu yardımlaşma duygusunu koyan kim?

Giresun caddelerinde iki tekerlekli arabada fındık çuvalları taşıyan, bir tüccarın veya fındık fabrikasının çuvallarını omuzunda taşıyıp dört çocuğuna alın teriyle ıslanmış rızık kazanan Hamal Yılmaz’ın vurduğu kazmayı Allah büyütür büyütür de bugün emsallerine göre trilyonluk bir külliyeye dönüştürür.

Keserle, malayla, şakülle alın teri dökerek evine helal rızık kazananların emeklerini faal bir hayırhâneye dönüştürür.

Buna karşılık, parasının miktarını bilmeyecek kadar zengin olanların fakat zekatını vermeyenlerin yüreğine öyle bir korku salar ki; bir muhtaç yardım istediğinde, bir tezgâhın üzerinde domates satarak evine kıt kanaat ekmek götürenin verdiği miktar neyse o muhtaca o zengin de ancak o kadar verebilir. 

Çünkü Allah hayır yollarına yönelecek nasiplerini bağlamıştır. Öldüğünde de varislerinin ilk yaptığı şey, babalarından kalan serveti kavgayla, gürültüyle bölüşmektir.

Aziz okuyucu! 

Millet olarak gittikçe zenginleşiyoruz. Ramazan gibi diğer bazı ibadetlerimizi toplumun her ferdinin katılacağı bir merasime dönüştürsek ne kadar güzel olur. 

“Ramazan geliyor, yine bir araya geliriz. Toplu sofralar kurulur. Gençler birbiriyle şakalaşır, yaşlılar hatıralarını yâd eder. Bir yandan da edep erkan öğreniriz” diye insanlarımızın Ramazan’ı dört gözle beklemesi, kurbanı dört gözle beklemesi…

Bu Ramazan ayında birçok köyden kentten iftar fotoğrafları geldi. Bu konuda daha bir şuurlanma var milletimizde.

Giresun Belediyesi ise her akşam bir mahallede “Gönül Sofrası” adı altında toplu iftarlar verdi.

Ne güzel.

Allah hayır sahiplerinin hayırlarını kabul etsin.

İslam dini sadece ferdî değil aynı zamanda toplumsal yani içtimai, aynı zamanda bir devlet dinidir. Yani devleti de yönetir, toplumu da yönetir, ferdi de…

Bu vesileyle Ulupelit Mahallesi sakinlerini bu gayretlerinden ve neredeyse gelenekselleşen bu adetlerinden dolayı tebrik ediyorum.

O külliyeyi yapanların ölenlerine Allahtan rahmet, yaşayanlarına hayırlı ömür diliyorum. Vesselam.

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle