ÜÇ MAKAMA ÜÇ DİLEKÇE Üçüncü dilekçe: Sayın Yusuf Tekin! Milli Eğitim Bakanı!
Sayın Yusuf Tekin!
İnsanlığın şekillenmesinde en önemli bakanlık Eğitim Bakanlığıdır. Diğer bakanlıklar daha çok insanoğlunun cebine ve midesine çalışırken, gözüne görseline yatırım yaparken Eğitim Bakanlığı insanoğlunun ruhuna, gönlüne yatırım yapmaktadır. Ayrıca aklına ve beynine yatırım yapmaktadır.
Tüm dünyada böyledir.
Böyle önemli bir görevin bakanı olduğunuz için sizi tebrik ederim.
Sayın Bakan!
Tüm dünyada olduğu gibi Türk Milli Eğitiminin de mesailleri çoktur. Bu mesaillerin hepsi mümkün olsa bir çırpıda çözülmesi gereken mesaillerdir. Lakin bu mümkün olamayabilir. Yine de, peyderpey de olsa çözüme ulaştırabilmek için cesur bir yüreğin, çelik bir iradenin iş başında bulunması gerekir.
Bu bir cihattır ve bu cihatta öncü olan komutanın, Kur’an’ın ifadesiyle, “Vela yehafune levmete laim: Kınayıcıların kınamasından korkmaması” gerekir.
Devlet okullarında ve özel okullarda görev yapmış bir emekli öğretmen olarak, teşhisi doğru ve isabetli yapabilmeniz adına, şu tavsiyelerde bulunmayı bir vatandaşlık görevi biliyorum:
1- Okullarımızda öğrencilerimizin ellerinden, ders esnasında, cep telefonları mutlaka alınmalıdır. Bunun pratik yolu var. Bu pratik yolu gerekirse aktarabilirim. Çünkü öğrenci öğretmene maksatlı soru sorup öğretmenin verdiği cevabı uzaktaki birine dinletebiliyor. Bunu yaşadım.
2- Okullarda öğretmenlerin etkinliği mutlaka artırılmalı, öğretmen öğrencinin karşısında mevali durumuna düşürülmemelidir.
3- Sınıfta kalma mutlaka getirilmelidir.
4- İmam Hatip Anadolu Liselerine Endüstri Meslek Lisesi meslek dersleri konulmalı ve böylece bu okullar İmam Hatip Endüstri Meslek Liselerine dönüştürülmelidir.
5- Eğitim sistemimizde Alman modeli hayata geçirilmeli ve ilkokuldan sonra öğrenciler mutlaka seçilerek okullara gönderilmelidir. Bunun istisnası, çocuğunu İmam Hatip’te okutmak isteyen velilerin çocukları da İmam Hatip Endüstri Meslek programıyla mezun edilmelidir.
6- Okullarımızda vücudu dövmeli, orasına burasına çivi çakmış öğretmenler istihdam edilmemelidir.
7- Liselerimizde mutlaka karşılaştırmalı Felsefe Dersi, İmam Hatip Okullarımızda da ayrıca karşılaştırmalı Dinler Tarihi ve Mezhepler Tarihi dersi olmalıdır.
8- Din Kültürü kitapları içerik yönünden zengin, ciddi konuları ihtiva etmelidir.
9- Türkiye’nin son yirmi beş yılını şekillendiren Recep Tayyip Erdoğan’ın hikâyesi ve felsefesi mutlaka okullarda ders olarak okutulmalı, fotoğrafları her sınıfa asılmalıdır.
10- Tarih kitapları yeniden yazılmalı ve ucube, yalan tarih yerine gerçek tarih çocuklarımıza öğretilmelidir.
11- Coğrafya dersinde Ülkeler Coğrafyası, Genel Coğrafya içinde öğretilmeli, buna karşılık Osmanlı Coğrafyası ve Türkiye Coğrafyası daha detaylı ve titiz öğretilmelidir.
12- Tüm Anadolu Liseleri Endüstri Meslek Lisesi programına dönüştürülmeli, ülkeye lazım olan memur lise sonrası Abitur programlarıyla yetiştirilmelidir.
13- Türkiye müstemleke olmadığı için yabancı dili de iyi öğrenemiyor. Bunun için ihtiyaç kadar öğrenci İngilizce, ihtiyaç kadar başka dil öğrenecek öğrenci seçilmeli, tüm öğrenciler bu dil öğrenme işkencesine itilmemelidir.
14- Gayet isabetle buyurduğunuz gibi Kız Liselerinin açılmasına mutlaka ortam hazırlanmalı ve bu okullara bayan öğretmenler tayin edilmelidir.
Sayın Bakan!
Yeni bir eğitim anlayışı için katılımcıların ciddi imali fikir yapacağı bir çalıştay gerekir. Birkaç oturum sürecek… Bu çalıştaya her şeyi onaylayacak kimseleri değil, en aykırı düşünceleri olanları çağırmanız halinde bir sonuç alabilirsiniz. Bir çalıştayda her fikri onaylayan adamın derdi eğitim falan değildir. Onun derdi makam veya itibardır.
Sayın Bakan!
Gençlerimiz müthiş bir dejenerasyona açık durumdadır.
İnsanlık tarihinin en yoğun ve ardı ardına sıralı keşif ve icatlarının gerçekleştiği çağını yaşıyoruz. Ne zihnimizi kargaşadan ne ruhumuzu buhran anaforundan kurtarıp sakin sularda yüzemiyoruz.
Çocuklarımız, asla denetlenemeyen bir tehlikeye maruz değil, o tehlikeyle iç içe…
Tehlike bizzat ellerinde, koyunlarında, gönüllerinde…
Teknolojiyi, en azından iletişim teknolojisini Müslümanlar olarak biz icat edemedik. Dünyada iki milyar Müslüman bu alanda hiç etken değil edilgen durumda.
Şeyh olanın da, ruh evinin kapısı açık cahil olanında…
Tüm îtikadi ve fikri düşmanlar, mazarratlar, selamsız sabahsız gelip giriyor.
Nüfus artış hızımız düşüyor.
Gençlerimizin vatan millet hassasiyetleri ölüyor.
İmani ve ameli duyarlılıkları kayboluyor.
Örfi, ahlaki, ananevi dikkatleri dağılıyor.
Artık daha çay içmek için bir yabancıyı evine çaya davet eden yok. Toplumsal anlayış ve ahlak yerini tamamen ferdiyetçi bakış açısına indirgemiş durumda.
Bu önümüzdeki beş yıl, Türkiye Yüzyılı’nın bu ilk beş yılı, tamamen, yapılacak yeni bir planlamaya ve tasarıma ihtiyaç duymaktadır.
Eğer, sizin bu bakanlığa getirilmeniz isabetli ise, sizden bu isabetin sinyallerini cesaret adımlarınızla görmek istiyoruz.
Eğer o bakanlığa getirilmeniz isabetli değilse ki; onu en iyi siz değerlendirirsiniz; o zaman bu görevi hakkıyla yapabilecek birine tevdi ediniz. Bu hususta Reise de yardımcı olunuz.
Zira sağlam bir eğitim oturtamazsak bu, Müslüman Türk Milletinin bundan sonraki yürüyüşünde çok zorlayacaktır milletimizi.
Çünkü bulunduğunuz makam size ait olsa bile, hitap ettiğiniz ruhların her birinin ipi birimizin hanesine uzanıyor.
Okullardan hanelerimize ne gönderirseniz onu alıyoruz, vesselam.







