--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Üç makama üç dilekçe

İdris Günaydın
İdris Günaydın
16

Birinci makam Türkiye Cumhurbaşkanlığı

Sayın Cumhurbaşkanımız! 

Yeni, Körfez ülkeleri gezisinden geldiniz. O ülkeler elbette ki bizim kardeşimiz olan ülkeler.

Türkiye’nin güçlü halini göremeyince başka ülkelere sırtını dayamış ülkeler.

Allah’ın verdiği petrol zenginliği ile dünyada ve kendi ülkelerinde çeşitli yatırım yapan ülkeler.

Ne var ki; İngiliz casusu Lavrens’in, Michel Eflak’in “Osmanlı sizi yıllarca sömürdü” diye beyinlerini yıkadığı milletler...

Buna karşılık biz de İshak Sükûti, İbrahim Temo, Haim Nahum, Munis Tekinalp, Emilyus Oktavyus gibi dışı Müslüman görünüp içi Yahudi, Rum, Ermeni olan kriptolar tarafından “Araplar sizi arkadan vurdu... Ne Şam’ın şekeri ne Arab’ın yüzü... Arapsaçı gibisin... köpeğe Arap!” dendiği, dedirtildiği bir vahşi ve küfri propogandadan geldik.

Biz Arap’a, Arap bize düşman oldu.

Şimdi, zamanın ruhunun elvermesi ve Türkiye’nin, saye-i iktidarlarınız muvacehesinde yeniden bir umut olması vesilesi ile ekilen düşmanlık tohumları yerini karşılıklı anlayış ve güvene bırakabilir.

Körfez ziyaretiniz bunun gayet açık bir tezahürü idi.

Sayın Cumhurbaşkanı!

Gittiğiniz ülkelerden Suudi Arabistan’da her yıl milyonlarca kurban kesilmektedir. Veya öyle bilmekteyiz.

Bu kadar kurbanı kısa zamanda kesmek, parçalamak, paketlemek ve muhtaç olan ülkelere göndermek çok büyük bir organizasyon gerektirmektedir.

Bu yıl hacda idim ve neredeyse hiçbir hacı bu kurbanların kesildiğine, kesildiyse paketlenip fakir ülkelere gönderildiğine tam olarak inanamıyor.

Belki de hacılar yanılıyor!

Şöyle bir tereddüt hasıl oluyor: 

1- Ya her milletten hacılar kurban kesmiyor. Bunu sadece Türk hacılar kesiyor.

2- Ya her milletin hacıları kesiyor fakat sadece boğazlanıp toprağa gömülüyor.

3- Ya da hacı sayısınca kurban kesilip, paketlenip, fakir ülkelere gönderiliyor...

Hacılarla yaptığımız birebir sohbetlerde birinci ve ikinci şıklar ağır basıyordu.

Öyle veya böyle; şüphenin izale olması için Suudi Arabistan’la yaptığınız görüşmelerde bu kurbanların Mekke yerine Müslüman ülkelerde kesilmesi konusunu gündeme taşırsanız:

A- Kurbanların yerine ulaşması sağlanmış olur.

B- O ülkelerden kurbanlık satın alınarak bir ekonomik hareketlilik olur.

C- Kurbanı boğazlayacak kişilerin kurban kesilecek ülkelerden olması Suudi Arabistan’ı külfetten kurtarır.

D- Kurban etleri daha fazla fakirin kursağına gitmiş olur.

Bu iş çok da kolaydır.

Türkiye’den dünyanın tüm Müslüman ülkelerinde ve Müslüman topluluklarının olduğu yerlerde nice STK mensubu giderek kurban kesmektedir.

Beş milyon kurban kesilecekse bu 55 ülkeye bölündüğünde muazzam bir kurban ortaya çıkmaktadır. 

Bu durum mesela, Afrika’nın birkaç on yılda tamamen Müslümanlaşmasına sebep olabilir.

Fakir ülkelerde de aynı etkiyi gösterecektir.

Türk STK’larının altyapıları bu anlamda sağlamdır.

Siz de çok iyi biliyorsunuz ki; yeni bir yüzyıl inşa etmenin yolu Afrika’yı kalkındırmaktan ve oraya sahip çıkmaktan geçiyor.

Otuz milyon sekiz yüz bin km. toprağa sahip bir Afrika kalkındırılabilirse dünyanın yeni süper gücü buradan doğar.

Suudi Arabistan ile bu konuları görüşüp ikna etmeniz durumunda Türkiye Yüzyılının vizyonuna yakışır bir hizmete kapı açılmış olur.

Bunun dışındaki her hal geçicidir. Arap atasözünde olduğu gibi: “Küllü halin yezûl: Her hal geçicidir.” Pahalıkık da öyledir, savaş da... Vesselam.

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle