--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye’nin en büyük gücü

İdris Günaydın
İdris Günaydın
13

 

Türkiye, tarihinin gördüğü en büyük kalkınmayı son yirmi yılda gerçekleştirdi. Böyle bir kalkınmayı ne bizler hayal ediyorduk ne de, Allahu a’lem; ülkeyi yönetenler hayal ediyordu lakin bu gerçekleşti.

Bunda en büyük pay, elbette ki, Recep Tayyip Erdoğan’a aittir.

İster muhalif ol karşı çık, ister muvafık ol destek çık; doğrusu budur.

Tarih göstermiştir ki savaşlarda komutan, aleyhte gelişen savaşın seyrini, bir hamleyle lehe çevirir.

Yine tarih şahittir ki lider, ülkenin makus talihini bir anda olumluya çevirir.

Başka bir örnek vereyim: 1995 seçimlerinde birinci parti olan Refah Partisi ve onun lideri Merhum Erbakan, bozulan bütçe açığını, cari dengeyi hiç hesapta olmayan bir akılla, hem de koalisyon hükumeti olmasına rağmen, bir anda değiştirmiş ve karamsar işe başlayan Refah Yol iktidarı ülkeye bahar sevinci yaşatmıştır. Kaynak paketleri, havuz sistemi, çalışanlara, çiftçiye hayal edilmedik zam…

Memleket bir “oh” demişken bundan rahatsız olan yarasalar memleketin çivisini çıkarmak için tüm imkânlarını seferber etmişler ve muvaffak olmuşlardır.

Ardından kurulan koalisyon hükumetleri, ülkenin iktisadi dengesini Erbakan’ın çıkardığı seviyeden alıp çukurun çukuruna indirmişlerdir.

İşte lider, işte sonuç!

Ak Parti iktidarı da 2002’de kuruldu. Memleket yangın yerine dönmüş, hanı yağma başlamış, holdingler batmış, TÜSİAD’ın üyeleri yere yıktıkları devlet gücünü tırtıkladıkça tırtıklayıp semirirken, halk ne yapacağını bilemez hale gelmişken, bir siyasi irade, bir başka liderlik Türkiye’yi önce kurtarmış sonra şaha kaldırmıştır.

Bu şaha kaldırma sadece Türkiye’nin içinde değil, bizim göremediğimiz dokunuşlarla yurt dışında binlerce insana yardım olmuş, ekmek olmuş.

Türkiye’de % 50’ye yakın hakikati inkâr eden orana karşılık, yurt dışı Müslüman ülkelerde belki, daha yüksek oranda desteğe dönüşmüştür.

İşte yeni hacdan geldim. İranlı hacılarla konuşmadım. İranlılar hariç, Türkiye denince yüzü gülmeyen, içi ısınmayan; Tayyip Erdoğan denince alkışlamayan kimseye rastlamadım.

Bir makalemde değerlendiririm diye her kimin safına, her kimin yanına durduysam namazda mutlaka tanıştım ve konuştum.

İşte Türkiye’nin en büyük gücü budur.

Bu güçle Türkiye, Mişel Eflakların, Haim Nahumların, diğer Arap kılıklı ajanların Türklere karşı diğer Müslüman milletleri kışkırtma projesini püskürtmüştür.

Sevgi, ideolojiyi sahada yenmiştir.

Bugüne bakıyoruz: Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta, ateş hattına girip oradan tonlarca buğdayı çıkaran Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Binlerce ton yağı çıkaran Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Esir takasının en güvenilir kefili yine Recep Tayyip Erdoğan gözükmektedir.

Savaşı bitirecek olan sağlam kulp da Türkiye’nin garantörlüğü ve araya girmesiyle olacaktır.

Türkiye’nin, hiç hayal edilmeyen yerlerinde petrol bulan ve cari açığı düşürecek olan Recep Tayyip Erdoğan liderliğidir.

Akdeniz’de Türkiye’nin hattı hareketini genişleten ve rahatlatan yine aynı iradedir.

Şunu diyenler var: Efendim Sisi ile el sıkışacaktın niye zamanında tavır koydun.

Beşşar Esat’la, İsrail ile yakınlaşacaktın, niçin zamanında kükredin.

Büyüklük burada işte. Her olanı sineye çekip, görmedim, duymadım moduna yatmak.

Hayır, Müslümansın ve Müslümanca bir tavır koymalısın. Ama devlet yönetiyorsun ve devletlerarası ilanihaye dargınlık olmaz.

Yanlışını onaylamıyorum ama başka doğrular üzerinde uzlaşabiliriz.

Elin gâvuru öyle yapıyor. 1948 yılında Sovyetler Birliğinde buğday krizi oldu. ABD, Sovyetlere karşı tüm kendi eksenindeki ülkeleri komünizme karşı örgütlüyor.

Komünizmle Mücadele Dernekleri kurduruyor ve milliyetçilik duygularının tavan yapmasını istiyor: İşte o yıllarda ABD, Türkiye’den buğday satın aldı ve Sovyetler Birliğine sattı.

Yani Sovyetlerin açlıktan kavrulmasını istemedi.

Dışarıdan düşman gibi gözüken ABD, içeriden Sovyetleri koruyup kolluyor.

Devletler arasında düşmanlıklar kalıcı değildir.

Türkiye’de Tayyip Beyin ne kadar mühim bir varlık olduğunu anlamak için onun iş başından gitmesi gerekir. 

Zira nimetin kıymeti zevalinde belli olur.

Abdülhamit merhum ha’l edildikten sonra koca imparatorluk batırıldı.

Zayıf tarafını gösterirsen oraya tuz basıp seni yemek isteyen düşmanların daima hazır kıta beklemektedir vesselam.

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle