--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Suudi Arabistan

İdris Günaydın
İdris Günaydın
15

 

Hacca gidip gelen biri, şu üç şey üzerinde yanına gelenlere gözlemlerini, duygularını anlatır:

1- Arabistan

2- Müslümanlar

3- Hac ibadetini yerine getirmemizi sağlayan hususlar (Menasik)

Bu yazımda Suudi Arabistan’a dair gözlemlerimi yazmak istiyorum. 

Suudi Arabistan deyince, Hac Bakanlığını...

Suudi Arabistan’a daha Medine havaalanından girerken, pasaport işlemlerimiz yapılırken bir çekingenlik, bir aşırı tedbire başvurma tedirginliği hissettim. 

Türkiye’de yüz ve on parmak fotoğraflarımızı çektirip raporlamamız gerektiğine dair bir haber üzerine bilgisayar uzmanlarına koştuk, para vererek bu işlemi yaptırdık.

Güya Arabistan, daha havaalanında bu işlemi yapmayacak, yığılmaya fırsat vermeyecekti.

Trabzon Havaalanında, Türk polisi önünde yine aynı işlem yapıldı lakin cihazlar yeni olsa gerek; çabucak işlemler bitti.

Geldik Medine Havaalanına: Bekle babam bekle.

Cihaz belli ki eski veya demode. On parmağımızın görüntüsünü bir çeker, olmaz; üç çeker olmaz... Yüz fotomuzu bir çeker olmaz, beş çeker olmaz...

Soruyorum: Suudi Arabistan Devleti! Bu korkaklığın sebebi ne? Hacı adayı terör için mi geliyor o mübarek topraklara?

Anlayamadım doğrusu.

Geldik Medine-i Münevvere’ye.. Haremin çevresi pırıl pırıl... Yüzlerce Bangladeşli, Pakistanlı görevli sürekli temizliyor.

Rifade: Hacıların konaklanması, Sikaye: Su ihtiyaçlarının karşılanması... Gayet muntazam yapılıyor.

Onun için Arabistan Hac Bakanlığını tebrik ederim.

Geldik Mekke’ye: Haremin yani Kâbe’nin çevresi pırıl pırıl... Medine’de olduğu gibi Mekke’nin Hareminde de hacıların su ihtiyacı zemzem ile sürekli karşılanıyor. Hatta otellere bile paketler halinde zemzem gönderiliyor.

Gayet güzel.

Arafat’a çıktık. Çadırlar kurulmuş, karmaşa giderilmiş. Lakin o ne?

Abdest alma yerleri ve tuvaletler herkesin dilinde...

Hac Bakanlığı! Bir Allah’ın kulu size bu durumu yakıştıramadı; bilesiniz. 

Arafat’ın tümüyle yeniden elden geçirilmesi gerekir.

Müzdelife’ye geldik. Vakit gece. Kumlar üzerinde yatacağız. Yattık da...

Aman Allah’ım! Tuvaletlerde su yok.

Abdest alma yerlerinin biri faal ve binlerce hacı beş musluğa hücum ediyor.

Temizlik maalesef...

Çöp kovaları, ara ki bulasın.

Sabaha kadar Bangladeşli görevliler su getiriyor. İçilen boş şişelerden çevremizde yığınlar oluştu.

Galiba Hac Bakanlığı, Müzdelife’yi yeniden elden geçiriyor. Yetiştirememiş sanki. Ama yine de Hac Bakanlığını orada göremedik.

Mina’ya hareket ettik. Muazzam yol, köprü, çadır, tünel ve şeytan taşlama yerleri yapmış devlet.

Tebrik ederim doğrusu. 

Sürekli temizlik görevlileri olmasına rağmen o kadar kalabalık var ki; o kalabalığın arasına girip tam kapasiteli temizlik yapmak mümkün olmaz.

Ancak; Mekke’nin sokak aralarına baktığımızda da bir çevre temizlik eksikliği kendini belli ediyor.

Bir Müslüman olarak Suudi Arabistan Devletinden ricamdır:

Ey Arabistan Devleti!

Allah’ın beyti olan Kâbe’ye ve Rasulünün haremine yaptığınız hizmetler inkârı mümkün olmayacak güzelliktedir.

Eksikleri söyledim.

Bir Müslüman olarak isterim ki; Mekke ile Medine dünyanın en temiz, en düzenli, en yeşil iki kenti olsun.

Japon şehirlerinden daha temiz, Alman şehirlerinden daha düzenli olsun.

Bunu yapabilirsiniz. Buna gücünüz yeter.

Hac veya Umreye gelen Müslümanlar gıpta etsinler.

Öve öve bitiremesinler.

Hira Dağı ile Sevr Dağına elektrik bağlayınız.

Teleferik yaptırınız.

Esnafın ticaret mekânları biraz daha çağa uygun olsun.

Türklerin yemeklerini Türk aşçılar yapsın. Diğer milletlerin yemeklerini kendi aşçıları...

En az on ana dilde basılı kılavuzlar olsun ve bunlar her hacıya ulaştırılsın. Her hacı Harem bölgesinde nasıl hareket etmesi gerektiğini bilsin.

Polis Arapça olarak hacıya bağırıyor, hacı kendi dilince savunmaya geçiyor. Sonuç: Geriye bağırtı kalıyor.

Mahalle camilerinin imamları otelleri gezse ve gelen misafirleri hoşlasa, kendini tanıtsa ne kadar güzel olur. Takdir alır.

Yine de ben, bir Türk hacısı olarak bir ay boyunca süren misafirliğimde, misafirperverliğinize teşekkür ederim.

Siz de çok iyi biliyorsunuz ki; Mekke ve Medine’ye sahip olmak her kula nasip olmaz. Bu iki mübarek beldeye hizmetiniz nispetinde nüfusunuz bereketlenecek, devletiniz güçlenecektir, vesselam. 

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle