Sözüm meclisten içeri
Ekonomiden sorumlu, tek yetkili bakanımız Mehmet Şimşek: “Hedefe ulaşmada şeffaflık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk temel ilkelerimiz olacaktır. Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır” demektedir. Bakan olduktan sonraki ilk paylaşımı bu..
Daha başka paylaşımları da var ve bu ilk paylaşımı teyit eder tarzda.
“Uluslararası normlar” ifadesinden anlaşılıyor ki, Şimşek ve yeni dönemin ekonomi politikası “faiz sebep enflasyon sonuç” cümlesini bir retorikten ibaret bırakacaktır?
Gerçekten böyle mi olacaktır? Faiz konusunda açık bir nass varken bu nass tarihin belli dönemlerinde ve tam şehirleşememiş toplumlarında ancak uygulanabilen, site/şehir devletlerde uygulanamayan bir hüküm olarak mı kalacaktır?
Yoksa hiç uygulama alanı bulamadan kıyameti mi bekleyecektir?
Dindar ekonomistlerimiz, ilahiyatçı akademisyenlerimiz bu konuda ne buyurur?
Dünyada faizsiz bir ekonominin uygulandığı ve örnek alınacak devlet yok mudur?
Yoksa tüm Müslümanlar olarak Allah’a ve Rasulüne savaş açan günahkârlar gürûhu muyuz?
Yoksa hepimiz Peygamberimizin: “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki faiz yemeyen hiç kimse kalmayacak! Kişi doğrudan yemese bile ona tozundan bulaşacak.” (Ebû Dâvûd, Büyû, 3/3331. Ayrıca bkz. Nesâî, Büyû’, 2/4452; İbn-i Mâce Ticârât, 58) hadisindeki gerçeği haklı çıkarmaya mı çalışıyoruz?
Yıllarca merhum Erbakan “faizsiz düzen, faizsiz düzen” diyordu. Bu faizsiz düzenin nasıl olacağı konusunda merhumun kitaplaşmış bir çalışması var mıdır?
Kur korumalı mevduat hesabı bir yeni ve bize özgü örnek olarak sunulmuştu. Şimdi neredeyiz? “Faiz ekonominin bir gerçeğidir” diyen kapitalist anlayışla, “faiz sebep, enflasyon sonuç” diyen İslami hassasiyeti yüksek olanlar arasında sıkıştık kaldık mı?
Doğrusu bizim gibi avam işin içinden çıkamıyor. Kur’an’daki faiz ayetleri niçin gönderildi?
Bilen var mı?
CHP’LİLER VE ÖZELLİKLE KILIÇDAROĞLU,
HDP’LİLER CUMHURBAŞKANI MECLİSE
GELDİĞİNDE AYAĞA KALKMAMIŞ!
Doğrusunu yapmışlar kendilerince. CHP niçin ayağa kalksın ki?
CHP, Osmanlıyı yıkan parti... Nerede bir yıkım hareketi var, CHP orada bulunur.
CHP, halkın gözbebeği bir başbakanın asılmasının zeminini oluşturan parti.
CHP, Deniz Gezmiş’in idamına TBMM’de güçlü destek veren parti.
Nerede idam var, öldürme var; CHP orada bulunur.
CHP, PKK’yı TBMM’ye sokan parti... CHP “halklara özgürlük” sloganıyla Türkiye’de bir çeşit halk olmadığını, birden çok halk olduğunu zihinlerde dirilten parti.
CHP, sağ/sol çatışmalarını örgütleyen anarşist ekipleri bağrından çıkaran parti...
CHP, şimdi Cumhuriyet Türkiye’sini yandaşlarıyla yıkıp yerine hayallerindeki bölünmüş, parçalanmış, Irak, Suriye gibi bölgelere ayrılmış bir ülke istiyor.
Tabii ki bundan sonra, Türkiye’nin bir ve bütün olarak kalmasını isteyenlere ne ayağa kalkar ne de ayakta durmalarını ister.
Demiyor muyum her zaman; CHP ve Kemalizm Türkiye’nin kalkınması önündeki en büyük engel...
Gezi Parkı eylemlerine kim sahip çıktı?
Başbakan Tayyip Erdoğan’a ne tekliflerle geldiler o zaman gösterileri durdurma karşılığı?
CHP NEDEN % 25’İ GEÇEMİYOR?
Her şeyi bir gören var. Osmanlının ahı, o sürgün edilen sabi ve yaşlıların ahı, o kırk gün naaşına borcundan dolayı haciz konulan Sultan Vahideddin’in ahı çıkmadan CHP aklanacak değil.
Menderes merhumu asan ip şimdi milletimizin çoğunluğunun ellerini bağlamış durumda. CHP’ye oy veremiyorlar.
Çözmek için CHP’nin kıyamete kadar ekmek yemesi gerekir.
SAADET, DEVA, GELECEK’Lİ VEKİLLER
NUMAN KURTULMUŞ’A OY VERMEMİŞ!
Verseler şaşardım. CHP’nin yuvasında büyümüş, kanatlanmış bir kuş gibi onlar.
Öyle uçurumdan bir kez yuvarlanınca insan, tırmanışa geçip tekrar eski yerine gelmek kolay mı?
Göreceğiz; bugün yarın “başörtüsünün anayasal teminat altına alınması teklifi” TBMM’ye geldiğinde o gün hepsi değirmene un öğütmeye gidecek olursa şaşmayın.
Diğerleri neyse de, tanımam; Mehmet Karaman’ın onlarla beraber hareket etmesine üzüldüm, üzülürüm.
Uzun yıllar Merhum Erbakan Hocamızın özel kalemiydi... Numan Beyle hiç hukukları yokmuş demek. Ne acı!
Vesselam.







