Siyasetçinin geliş ve gidiş anları
Siyasetçi şu üç sınıftır: İl/ilçe başkanları, belediye başkanları, milletvekilleri…
Bir makama gelen bu üç unsurdan herhangi biri, seçimi kazandığında veya göreve atandığında çevresini sallıyor. Tebrikler, alayişler, kutlamalar… Gülüş, gülme, nezaket bol.
Bir anda dostlar çoğalıyor, bir anda küs oldukları ile barışıyor. Hatta düşman oldukları bile dost oluyor.
Ama…
Aradan bir yıl, iki yıl, nihayet dört yıl geçtikten sonra iki türlü tavır zuhur ediyor: Ya; devam et, senden çok memnunuz diyenler. Ya da; aday olmasın, seçilmesin, Allah belasını versin, Allah yedirmesin denilenler.
Hiçbir iş yapmadı.
Domuz gibi yedi içti, bir kez osun halkın arasına girmedi. Bir kibir bir gurur, sorma; sanki dağları sen yarattın!
Siyasetçinin en zor hali, en kötü pozisyonu budur.
Dört yılda, baştan kazandığı itibarı yemiş bitirmiş, tepmiş batırmış, ömür boyu da adı kötü ve kötülerle, hırsız ve hırsızlarla, beceriksiz ve beceriksizlerle, vurguncu ve vurguncularla, yolsuz ve yolsuzlarla anılacak bir süreç başlamıştır.
Ölse, birkaç nesil devam edecek bir yaftadır bu. Yaşadıkça yakasında, ölürse mezarında asılı duracak bir yafta…
Allah böyle olanlardan etmesin.
Şimdi bir seçim süreci yaşıyoruz: Söyleniyor; “o mu? Tüccar değildi tüccar oldu. Müteahhit değildi müteahhit oldu. Sanayici değildi sanayici oldu…
Falan ilde şu kadar dairesi var!
Geçmişinde su satardı şimdi su dolum tesisi var.
Geçmişinde koltuğunun altında gazete gezdirir dağıtırdı, şimdi fabrikaları, kaşaneleri var.
Benim oğlum avukat, onun oğlu da avukat. Benimki boğazını zor doyuruyor onunki ayda yüz bin TL alıyor! Oğlunu falan yere yerleştirdi.
Falan müteahhidin önünü kesti, falanca mahallenin yolunu kesti, akrabasına imar değişikliği ile kat hakkı tanıdı.
Kendi evine doğalgaz bağlattı.
Eskiden yanımdan çıkmazdı şimdi selam bile vermiyor, versem almıyor.”
Siyasetçi bu duruma düşmemeli.
Yazdıklarımın hepsi duyduklarım ama söylenenler eminim bundan çok fazla.
Hayatta garip bir yolcu gibi ol. Ne incit ne de incin.
“Verirse ikramıdır vermezse imtihanıdır” de.
Hoştur bana senden gelen,
Ya gonca gül yahut diken,
Ya hil’atü yahut kefen,
Lütfunda hoş kahrında hoş.
MERAL AKŞENER’E DAİR
Sayın Akşener’e eleştiriler getirdik bundan önceki yazılarımızda. Hak ediyordu. Çünkü Akşener, bundan önce Doğru Yol’da, Refah Yol’da, Ak Parti’de hep mızıkçılık yapmış, yolları ayırmış lakin ardından kimseyi sürükleyememiş bir siyasetçidir. Nihayet MHP de Asena (Aşina)lığa soyunmuş ve MHP’yi bölerek başka bir oluşum kurmuş.
Nedense fikri kemaliyeti oluşmadan, siyaseten de tam olgunlaşmadan lider olmak sevdası hep elinde patlayan bir siyasetçi.
“Seni sigaya çeken bir Molla Kasım gelir” diyen Yunus Emre boşuna söylememiş ham olup, henüz yanıp pişmeyenlerin başına gelecekleri. Nitekim Akşener’in Molla Kasım’ı da Kılıçdaroğlu’ymuş ki; altılı masa serencamında “bu hatuna nezaketle davranalım” demeden, zikzak yaptırarak iyice bir sigaya çektiler.
Çektiler de çok fena ettiler.
Hatıralarda kalan o “Anıtkabir’e iman tazelemeye geldik” diyen Akşener’in, o içinde Kur’an-ı inkar eden ve peygamberimizi alaya alan “Medeni Bilgiler kitabının okullarda okutulacağı vaadi” gibi akaitten ve tarih bilgisinden uzak vaatler ayağına dolandı.
Bilmem bunların muhasebesini yapıyor mu?
Bilmem “ben hacıyım” söylemine sığınmasına rağmen partisinin bu günkü duruma düşmesine sebep olan mürai ve inkâr kokan politikalarının, Allah’ın bir ikazı olabileceği gerçeğini düşünüyor mu?
Kılıçdaroğlu senin Molla Kasım’ındı, İmamoğlu Brütüs’ün. Her ikisi de partini Karadeniz gibi çalkalamaya başladı Akşener. Bunun farkında mısın?
Sayın Akşener! Ziraatçılıktan anlayan vekillerin veya partinden insanlar mutlaka vardır. Şunu ben hatırlatmış olayım, sen devamını öğren; meyveler dünyasında tek çekirdekli meyveler birbirleriyle, çok çekirdekli meyveler de birbirleriyle aşılanırlar. Mesela kiraz ancak şeftaliye, eriğe, kayısıya ve kendi cinsine aşılanır. Armut elmaya, ayvaya ve kendi türüne aşılanır. Başka türlü aşı tutmaz.
Siz CHP ile bir aşı tutturmaya gittiniz. Saadet, Gelecek, Deva da aynı hatayı yaptı. Siyaset tarihinin çöplüğünde yer almak için bir seferlik macera idi bu.
Diğerlerinin zaten iraptan mahalli yok. Ancak siz akıllıca bir siyasetle geminizi dalgalı dehlizlerden kurtarabilirsiniz. Siyaseten, fikren, itikaden sizinle asla uzaktan yakından benzerliği olmayan CHP’nin dehlizlerinden uzak durarak.
CHP Osmanlıyı yıkmış bir partidir. Hayatına imha ederek başlamış imha ederek devam ediyor. MSP, CHP ile 1973 yılının koalisyon ceremesini 1977 seçiminde 48 vekilden 24 ünü kaybederek verdi. Bundan sonra da ne zaman CHP ve sol partiler iktidar olduysa memleket yangın yerine döndü.
Kuşlar ancak kendi cinsiyle uçar. Eğer kendi cinslerinle uçarsan, kaybetsen de baş eğmeyeceğin bir politika izlersen, bu meydanı siyasette uzun ömürlüsün. Aksi taktirde hiç hayırla anılmayacak Meral Akşener örneği olarak siyasi tarihte yerini alırsın.
Söylemesi, vesselam.







