--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şeker hastalığı ve din

İdris Günaydın
İdris Günaydın
5

 

İnsanların din karşısındaki durumları şeker hastalarının hastalık karşısındaki durumlarına benziyor.

Nasıl mı?

Ben bir şeker hastasıyım. Bundan üç yıl önce ilaçlarımı değiştirmesi için bir endokrin doktoruna gittim.

İlaçlarımı değiştirdi, beni diyetisyene gönderdi.

Diyetisyen bir bayan. Önüme bir liste uzattı. Bu listede hiç yememem gerekenler var, sadece yemem gerekenler var...

Diyetisyen hanım: Günde iki elma yiyebilirsin, dedi.

Asla bal ve pekmez yeme. Eğer illa yemek istersen az miktarda, çok seyrek olarak bal ye ama asla pekmez yeme!

Her gün düzenli yürüyüş yap...

Her insan nefis taşıyor ya?! Nefs arzuların merkezi ya ...

Ve, dünyada insanoğluna sunulmuş en nadide yiyecekler şeker merkezli ya?!

Şeker; yanına kiraz tadı konmuş..

Şeker; yanına incir tadı konmuş...

Şeker; yanına portakal, limon, armut, hurma... İstediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz; tatları konmuş...

Diğer yandan tatlının her çeşidi şekerin kullanımıyla ilgili...

İnsanız ve arzularınız sizi şekerli olana meylettiriyor!

Ben, canımın istediği şekilde yorumlamaya başladım bana söylenenleri.

Her gün iki elma?! Kaç incire tekabül eder; altı!

Kaç salkım üzüme tekabül eder; iki!

Kaç armut, kaç adet kiraz, kaç portakal, kaç şeftali?...

Pekmez ve bal asla yeme, tamam; ama illa yiyeceksen balı tercih et...

Öyleyse seyrek de olsa bal yiyebilirim?!

Yürüyüş... Zor iş! Namaz kılıyorum ya! Bu onun yerine geçer...

Görüldüğü gibi, benim sağlığım için konulmuş olan hayati kuralları ve tedbirleri nefsim, arzularım bozuyor.

Ne ile?

Kendi arzularım istikametinde yaptığım tefsirlerle...

Yani, isteklerime göre tefsir ve tevil ediyorum kuralları!

Sonuç ne oluyor; işitme kaybı, görme eksikliği, ayaklarda kaşıntı ve uyuşma, sık idrara çıkma, böbrek yetmezliği v.s...

Kimseye bir şey yaptığım yok; ne yaptıysam kendime yapıyorum!!

Hz. Âdem’den günümüze insanlığın peygamberler ve ilahi kitaplar karşısındaki durumları da böyle.

Şeytanın lanetlenmesi de, İsrailoğullarının lanetlenmesi de bundan...İlahi emirleri kendi arzularına göre yorumlama!...

Kur’an’da anlatılan İblis ve secde örneğinde İblisin: “Secde etmem. Ben ateştenim o topraktan...” yorumu tam bir nefsi yorumdur.

Yine Kur’an’da anlatılan İsrailoğulları ve Musa peygamber hikâyesi, İsrailoğullarına gönderilen diğer peygamberler ve kavimlerinin isyanı, itâatsizliği, inkârı hikâyeleri, nefsin arzularına göre hareket edip dini kendine uydurma sapkınlığından başka bir şey değildir.

Bakara Suresi İsrailoğullarının alay, isyan ve iftirâlarını, Tevrat’ı kendi arzularına nasıl uydurmaya çalıştıklarını veya peygamberlerini kendilerine nasıl itaate zorlandıklarını anlatır.

Dünün ve bugünün Müslümanı öyle değil mi?

İçki haramdır ayetine; ‘susuzluktan ölecek olsan, yanında da şaraptan başka sıvı bulunmasa, ölmemek için içebilirsin’ ruhsatını başa alıp, demek içmeye ruhsat var, diyerek!

Kumar haram, ayetini; biz parasına değil eğlencesine oynuyoruz, diyerek!

Faiz alıp vermek haramdır, ayetine; ekonominin gereğidir, diyerek!

“Evlenin çoğalın” emri peygamberîsine; evim dar,  zaman yok, imkân kıt v.s diyerek!

Yalan söylemek haramdır ayetini; üç yerde söylemek caiz ya, ben de bunu yapıyorum, diyerek!

Namaz emrini, oruç emrini, zekât emrini... hep bir bahane ve şeytani bir yorumla erteleyerek insan; başkasına değil, ne yapıyorsa kendine yapıyor.

Kendi geleceğini şeytana ipotek veriyor lakin dünyada toplum, devlet bundan zarar görüyor!

Toparlayacak olursak; hastalık, nefsin hoşlandıklarını yiyip içmemiz yüzünden; sağlık ise nefsin hoşlanmadıklarını yiyip içmemiz yüzünden elde ettiğimiz sonuçlardır.

Merhum Necip Fazıl demiyor mu; “dünya, balı zehir, tılsımlı petek” diye...

Cehennem ve cennetin kazanılması da nefsle ilgili değil mi?

İnsanlığın yegâne önderi Rasûlü Ekrem: “Cennet, nefsin hoşlanmadığı şeylerle (amel) kazanılır. Cehennem ise nefsin hoşlandığı şeylerle kazanılır” buyurmuyor mu?

Ne doğru teşhis...

Bir düşünelim?!

Sadece içki içenler yüzünden bir yılda ülkemizin uğradığı:

a- Can

b- Mal

c- Sağlık

d- Emniyet

e- İş gücü...giderleri ne kadardır?..

Şair güzel demiş:

Dil hânı harap oldu Mevla’m

Yıkıldı türap oldu.

Her canibi bâb oldu Mevla’m

Virane miyim bilmem...aah.

Evet! Arzularımızın esiriyiz. Viraneyiz.

Her yanımız bir kapı gibi açık... Günah rüzgârları nereden vursa savuruyor; savuruluyoruz.

Hem boşboğazımızın yüzünden dünyamızı hem de azgınlığımızın yüzünden ukbâmızı tehlikeye sokuyoruz.

Şeker hastalığımızın tedavisi için tıbbın, ilmin ayet niteliğindeki uyarılarına arzularımız istikametinde yorumlar yaparak bedenimizi sona doğru sürüklediğimiz gibi; ilahi ayetlere karşı da yaptığımız nefsî, süflî, ındî yorumlarla ebedi hayatımızı tehlikeye atıyoruz.

Yaratan istikamet versin ve o istikamette ayaklarımızı sabit kılsın.

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle