Seçimden sonraki ilk şükür namazı
14 Mayıs Pazar gecesi şehrin milletvekili adayları evlerine çekildiler ve sonucu televizyondan izlemeye başladılar. Hem Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları hem de milletvekili seçim sonuçları.
Milletvekili seçimi sonuçları kendilerini daha çok ilgilendiriyordu. Çünkü ilk kez vekil olacaklardı. Partilerini ve ittifaklarını temsil edeceklerdi.
Cumhur İttifakı Ak Parti listelerinden sekiz aday seçime katılmıştı. Çünkü şehrin sekiz vekil kontenjanı vardı. MHP de sekiz adayla yarışıyordu.
Millet İttifakı ise birinci sırayı CHP’li, ikinci sırayı Saadet Partili, üçüncü sırayı Gelecek Partili, dördüncü sırayı Deva Partili kalanı da yine CHP’li adaylarla doldurmuştu.
Bir ay boyunca CHP’nin sekiz adayı seçime asıldıkları ve harıl harıl çalıştıkları halde hiç ailece bir araya gelmemişlerdi.
Tanışmamışlardı.
Gece geç vakitlere kadar seçim yayınını takip ettiler. Gece yarısından epey sonra sonuç tebeyyün etti: CHP listelerinden dört vekil, Ak Parti’den üç MHP’den de bir vekil yarışı tamamlamış ve seçilmişlerdi.
Sevinçten evlerinde bir çığlık koptu. Birbirlerini telefonda ve aile içinde tebrik ettiler.
Az sonra Sabah Ezanı okunmaya başladı. Dilekleri de öyleydi zaten; Ak Partili üç, MHP’li bir, Saadet Partili bir, Gelecek Partili bir, Deva Partili bir vekil şehrin meşhur ve merkezi camisine Sabah Namazına gittiler.
Sanki sözleşmiş gibi ama asla önceden böyle tasarlanmış bir organizasyonları olmadan…
Caminin cemaati kalabalık olduğu için epey bir süre, o kadar taze vekilleri karşılarında gören cemaat tebrik kuyruğuna girdi neredeyse.
Namaza duruldu ve namaz kılındı. Tesbihattan ve duadan sonra vekillerin her biri bir tarafa çekilerek Şükür Namazına durdu.
İki rek’at Şükür Namazı…
Namazı bitiren Ak Partili vekiller: “Allah’ım! Bize vekilliği nasip ettiğin için, ayrıca partimize birinci parti olmayı nasip ettiğin için sana şükürler olsun.
İçeriden ve dışarıdan, mazlumların, mağdurların, acizlerin, garip gurebanın… Filistin’in, Bosna’nın, Afrika’daki milyonlarca emeği ve kaynakları sömürülen acizlerin, Doğu Türkistan’ın, Yemen’in, yakın ve uzak Müslüman toplulukların…kısaca ümmetin derdiyle dertlenmemizi, onların göz yaşlarını dindirmemizi çekemeyen ne kadar asi, müstagrip, emperyalist, müstekbir, İslam düşmanı varsa bizleri onlar karşısında aciz düşürmeyip mağlup etmediğin için sana şükürler olsun.
Liderimiz, dünya mazlumlarının lideri, ümmetin lideri Recep Tayyip Erdoğan’ı bunca hakaret, yalan, baskı ve karşı propagandaya rağmen yine, yirmi bir yıl sonra dahi sırtını yere getirmelerine fırsat vermediğin için sana şükürler olsun” dediler.
MHP’li vekil de “Allah’ım! Bana bu şerefi, Türk yurdunda Türk Devletine liderimiz Devlet Bahçeli ile birlikte, reisimiz Recep Tayyip Erdoğan’a destek vererek devletimizin ve milletimizin ali menfaatlerini koruyup gözetmeye imkan verdiğin için şükürler olsun” dedi.
Namaza CHP’li vekil gelmemişti.
Gelmezdi de zaten.
Lakin Saadetli vekil: “Allahım! Günahım varsa günahımı, kusurum varsa kusurumu af et. Biz bir iş yaptık ve Türkiye’de İslam düşmanlığı ile nam salmış bir partinin salına bindik. Yıllarca yüzüne tükürdüğümüz o suratı tutup öptük de vekil seçildik. Bilmiyorum, bundan sonra yapacağım işler işlediğim günahı bastırmaya yeter mi? Bilmiyorum attığım taş ürküttüğüm kurbağaya değer mi?
Ben, yıllarca İslam’ın izzet ve şeref libasını yırtan, Erbakan Hocamıza dünya hayatında kan kusturan, yaptığı arabayı devre dışı bırakan, pancar motor sistemini dağıtan, Odalar Birliğindeki mücadelesinde onu bir vatan haini sıfatında gösterip zorla oradan attıran, partisini defalarca kapatan, her kapatıldığında kendisine ceza verdiren CHP zihniyetiyle ve onu destekleyen İslam düşmanı çevrelerle, hiçbir şey olmamış gibi bir araya geldim. İbrahim, Azer’in yaptığı putları kırdı diye Azer’in yanında yer aldım. Sen af et. İç ve dış düşmanlar ki başta CHP gelir, Amerika gelir, İsrail gelir; Tayyip Erdoğan’ı yemek istediler de ben onların eline bıçak verdim.
Bu kusurumuzu affettirecek hizmetler yapmayı nasip eyle” dedi.
Gelecek ve Deva Partili vekiller de: “Allah’ım! Biz Tayyip Erdoğan’a cephe aldık. İyi mi ettik kötü mü bilmiyoruz. O bizi yıllarca çektiğimiz zulümlerden kurtardı, ülkemizi geri kalmışlıktan kurtardı. Bizi Cehennemden çıkarıp Cennete attı teşbihte hata olmazsa. Lakin biz onun attığı cenneti beğenmedik de “illa bizim cennetimize at” dedik. Bunun için kızdık da bahçesinde domuz güden, evden çıkıp meyhaneye giden, su yerine rakı içip bağlamaya “Telli Kuran” diyenlerin ‘dıngırtılarını’ dinledik…Onu yemek isteyen iç ve dış düşmanlara çatal verdik, kolay hazmetsinler diye soda açtık. Bilmiyoruz ne ettik? Af et. Kusurluysak bağışla!” dediler.
Yedi vekil; üç Ak Partili, bir MHP’li, bir Saadetli, bir Gelecekli, bir Devalı… Zaman zaman camide, cumada, cenazede, hayır işlerinde, STK’larda, cenazede, düğünde sıkça karşılaşan insanlar… Şimdi birbirlerine kaşlarını yukarı kaldırıp bakıyorlar ve her biri diğerleri için “Allah affetsin!” diyerek af diliyorlardı. Vesselam.







