Rüyadan uyanmak
Bir rüya gördüm. İki genç kavga ediyordu. Bana ayırmam için haber verdiler. Gittim, gençlerden birini çay ısmarlayacağım vaadiyle oradan uzaklaştırdım. Bir ağacın altına oturduk. Gelirken çaycıya da çay getirmesini işaret ettim.
Az sonra çay geldi. Para vereceğim, üzerimde para yok. Eyvah, gence mahcup olacağız şimdi. Çaycıya da…
Ne yapmalıyım? En iyisi uyanayım dedim ve uyandım. Borçtan da mahcup olmaktan da kurtuldum.
Bu rüya uydurma değil gerçek bir rüya ama o kadar önemli değil. Nihayet bir rüya. Asıl sonuç şu: Rüyalardaki hezimeti, yenilgiyi bertaraf etmenin yolu uyanmak olduğu gibi başarı ve zaferi gerçekleştirmenin yolu da uyanmaktır.
Türkiye Cumhuriyeti devrinde Müslümanlar yeniden doğdular. Tarihin kaydettiği en büyük ve en şerefli medeniyet olan Osmanlı nâ hak yere yıkıldıktan sonra kurulan yeni devletimizin Müslümanları yeni doğdu. Medeniyeti inkar edilmiş, yazısı yasaklanmış, dili itlaf edilmiş, değerleri erozyona uğratılmış, dini hor görülmüş, mabetlerinin bir kısmı meyhaneciye, bir kısmı kerhaneciye satılmış, büyük camiler tavlaya, ahıra çevrilmiş, ezan aslından uzaklaştırılmış; yeni yetiştirilen gençliğe istikamet olarak Hristiyan Emperyalist Avrupa ve onun değerleri (değersizlikleri)hedef olarak gösterilmiş…
O günlerin şahidi olan Sait Nursi, bu enkazı görünce, yeni devletin yıkım anlayışını görünce “Eski hal muhal! Ya yeni hal ya izmihlal” demiş.
Yani artık, Osmanlıdaki gibi medrese açıp orada emsile, bina, maksut, avamil…öğretemeyiz. Yeni bir metot bulmalıyız. Yoksa mahvolup gideriz.
Bu suretle kendisi evleri Risalei Nur okunan birer küçük medreseye çevirmiş.
Aynı yıllarda aynı vaziyeti gören Süleyman Hilmi hazretleri de buna yakın bir gayretle nice zorluklara göğüs gererek talebe okutmuş ve onları hocalık mertebesine çıkarmış.
Bu iki kanal İslam adına talebe yetiştirmeye gayret gösterirken ve bazı tasavvufi ekoller, simalar da bu meyanda çalışırken 1969 yılında siyasete atılan ve İslam’a hizmet mücadelesinin siyaset cephesi boş bırakılmamalı diyen Prof. Necmettin Erbakan: “Harp arazinin yapısına göre yapılır” diyerek başka bir veçheye dikkat çekmiştir.
•
Gerçek şu ki; Müslümanlar her ne surette olursa olsunlar uyanmak zorundadır. Yoksa ya on dört asırlık bir İslam Tarihine borçlu ya da mahcup; bir rüyanın, sadece hamasetle uyuyan ve kendini avutan mensupları olarak kalmak durumuna düşerler.
Cumhuriyetin ilk yıllarında doğan Türkiye Müslümanlığı Milli Görüş hareketinin bidayetine kadar emekledi. Milli Görüş hareketinin başlangıcından 15 Temmuz’a kadar “day” durdu. 15 Temmuz’dan sonra yürümeye başladı.
Yani ki; hâlâ çocuk.
Safeviler ve Leaniler, Kemalistler ile Soros’un çocukları inancımıza her türlü hakaretleri, alayları, kışkırtmaları yaptıkları halde şuurlu İslami kesimde bir bildiri bile yok. Birazcık cılız tepkiler…
Neden?
Çünkü yürümeye yeni başladık da ondan.
Güner Ümit adlı programcı bir programda bir laf söyledi. Bütün Aleviler ve onların destekçisi Kemalistler v.s kazan kaldırdılar.
Güner Ümit doğru mu yaptı?
Asla…
Ama aynı tepkiyi;
1-Bir üniversite cahili peygamberimize akla hayale gelmeyen hakaretler yapıyor; çıt yok.
2-Muhtelif yerlerde baş örtülü hanımlara hakaret ediliyor, aşağılanıyor, İslam kadını paçavra mertebesine indirgenmek isteniyor; ses yok.
3-Bir ..., camiye girip uryan pozlar veriyor. İslam’ın mahremine na mahrem tasallut ediyor; tıs yok.
4-Bir başka mal kadın, sürtük… İmam Hatiplere hakaret ediyor; cim yok.
5-Özgür Özel denen bir siyaset cahili her fırsatta Diyanete ve bir hocaefendi üzerinden mukaddeslerimize saldırıyor; tık yok.
Ama kendi mukaddeslerine biri saldırsa kıyameti koparıyorlar. Ay görmüş kirli çakallar gibi uluyorlar…
Çünkü onlar ergen biz daha çocuk.
Aziz Okuyucu!
Lütfen yazının buradan aşağısını iki kez okuyun. Lütfen!
1986 yılında Ankara Balgat Ortaokuluna Din Kültürü öğretmeni olarak atandım. 1987 yılında da Ankara Müftüsü Şakir Sancaktar’ın izni ile üç yıl Ortadoğu Teknik Üniversitesi Camiinde fahri Cuma vaazları yaptım.
ODTÜ Camii ve İslam Külliyesi Yaptırma/Yaşatma Derneğinin de kısa bir süre üyesi oldum.
Kısa bir süre diyorum, çünkü; Uğur Mumcu adlı İslam düşmanı Kemalist mevkuteci bu derneği diline doladı. Günlerce Cumhuriyet adlı mevkutede bunu yazdı. Dernek daha sonra kendisini feshetti.
Durun!
İyice açayım konuyu: Bu dernek Ortadoğu ve Balkanların en büyük camii ve külliyesini, kütüphanesini, konferans salonunu yapacaktı. Parası da bulunmuştu. Derneğin başkanı da rahmetli Erbakan’ın diş doktoru olan rahmetli Fikret Helvacıoğlu idi.
Merhum Helvacıoğlu’nun verdiği bilgiye göre bu derneğin üyeleri arasında Hüsnü Doğan, Yusuf Bozkurt Özal ve sıkı durun; Turgut Özal bile vardı.
O yıllarda da Turgut Özal Başbakandı.
Dernek daha inşaat için kazma bile vurmamışken, inşaat alanı için bir fidan bile kesilmemişken Uğur Mumcu bu derneği ve muhtemel camiyi diline doladı.
Rahmetli Helvacıoğlu bir gün bana: “Beyefendi: Fikret! Derneği feshet. Başka yapacağımız hayırlı işlere mani oluyor” dediğini söyledi.
Beyefendi dediği Turgut Özal… Muktedir Başbakanlardan biri ve kendi ülkesindeki bir üniversiteye bir cami inşa edemiyor.
Ne acı değil mi?
Hayır acı değil… Çünkü Cumhuriyet Dönemi Müslümanları o dönem hâlâ emekleme dönemindeydiler.
Hâlâ uyanamamışlardı.
Vesselam.







