Omurilik soğanı ve Kılıçdaroğlu
Şu acılı günlerde siyasi yazı yazmak istemiyordum ama Kılıçdaroğlu el altından haber göndermiş!!: haberler deprem üzerine, gündem deprem… Ben unutulup gideceğim! Lehime /aleyhime yazın, fark etmez.
Yazayım bari dedim.
Kılıçdaroğlu başkan olacak ya?!
Bilgisayar soyadını yazdığımda yani “Kılıçdaroğlu” yazdığımda yanlış yazdığımı haber veriyor. Soy ismin altına kırmızı çizgi koyuyor. Yani bilgisayar bile onunla barışık değil.
Karabulut yazıyorum, sıkıntı yok!
Geçmişine bakıyorum, tıpkı eski İtalyan artistler “Yavru ile Katip” filmi gibi. Kemal Sunal da diyebiliriz.
“Fındığı Urfa’ya götürmeler, Milli Kurtuluş Savaşında Sakarya’yı savaşın yapıldığı yer ilan etmeler, Mersin’i Güneydoğunun incisi yapmalar, Gazi Mustafa Kemalin “hattı müdafaa yoktur” sözünü birkaç kez söyleyip gerisini getirememeler, Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen alçak demeler, “Hiçbir Allah’ın kulu çıkıp da 7 Haziran sonrası CHP iyi bir politika izledi diyemez demeler…
İncilerden bir demet:
Sayın Ekmeloğlu kimdir?
Bugün 29 Nisan!
Sayın Başbakan gibi söz verip sözünün arkasında duran bir insan değiliz biz!
Tayyip Erdoğan’a, terör örgütlerine yardım ve yataklık yapıyorum diyorsam bi bildiğim var her halde!
Allah’tan korkarız her şeyden önce kuldan utanmasak bile.
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, vatan üstünde ölen varsa…,
Ben Nurtepe’yi de biliyorum, Kağıttepe’yi de biliyorum…
Ben bunları bilmez miyim? Eski maliyeciyim, hesap uzmanıyım. Mal nasıl götürülür, senden çok daha iyi bilirim!
Şimdi siz bana diyorsunuz ki muhalefet yapıyor musunuz? Yapıyoruz. Hapishanelerdeki küçük çocuklara tecavüzü kim çıkardı? Biz çıkardık!”
O kadar çok ki; say say bitmiyor…
Bir gafı daha var ki; gafı da geçmiş tam bir ‘kef’ olmuş: “Atatürk zeytin ile ilgili bir kanun hazırlatıyor. Yıl 1939…”
Kanunu hazırlayanlar diyorlar ki; Paşam… Önce şöyle bir kanun çıkaralım: Siz 1938’de öleceksiniz. Sizin ölümünüzü bir yıl erteleyelim. Kanunu öyle çıkaralım!.. (İyi ki böyle söylemedi)
Son söylediklerinden biri de Şişli’yi büyük şehir yapmasıydı.
Aman Allah’ım! Ne korkunç şeyler geliyor aklıma. Mevsimlerin değiştiği falan söyleniyor. Bütün bunların üstüne bir de Kılıçdaroğlu başkan seçilirse yandık.
Fındığı Urfa’ya götürmüştü, mercimeği de Giresun’a getirirse… Hatta daha vahimi Ankara’yı Yunanistan’ın şirin bir kenti, İstanbul’u Rusya’nın ekonomi şehri ilan ederse…
Bir de Orhan Veli Kanık’ın Uludağ şiirini “İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı” şiiriyle karıştırırsa!!
Uuuu!!
Aklıma geliyor işte. Gelmese iyi ama.
Hatay Hava Alanının depremde bozulan pistini Hatay Belediyesi yapmak istemiş de! Hükümet izin vermemiş de!
Bak, bak... Havaalanı yapacak!
Yıllar önce okumuştum: Ortaokul öğrencilerine bir Sosyal Bilgiler sınavında soruyor öğretmen: Karadeniz’de ne yetişir?
Öğrencinin biri cevap veriyor: Karadeniz çok yağmurludur. Arazisi de çok diktir. Bahçelerinde bol bol hamsi yetişir!
Çocuk bu; Karadenizli değil. Yarı bilgi yarı tahayyül…
Ortaokulu dışarıdan bitirme sınavlarına girenlere bir soru.
Cevap veren bir aşçı:
Soru: Omurilik soğanını anlatınız?
Cevap: On sekiz yıllık aşçıyım. Böyle bir soğan ne gördüm ne duydum!
İnsanın aklına ister istemez garip çağrışımlar oluyor işte.
Acaba diyorsun!
İyi ki; bu deprem felaketinde başımızda aklı başında, olaylara hakim bir hükümet var.
En büyük zenginliğimiz o; bugünlerde.
Vesselam.







