Müslümanların hali ve sivrisinek
Malum, bu sene sivrisinek sayısında bir patlama var. Özellikle Karadeniz’de. Bunu daha önce yazmıştım.
Şu aylar ekim ayları ki; şimdiye sivrisinek gibi ısırıcı haşeratlar çoktan kaybolurlardı lakin hâlâ icrayı faaliyetlerine devam ediyorlar. Birkaç gündür İstanbul’da kızımın yanındayım. Kızım bir apartmanın on birinci katında oturuyor. İlk gece yattığım odada, daha uyumadan karanlıkta bir sivrisinek vızıltısı. Ben de sivrisinek ve bilumum haşerata karşı çok huyluyum. Daha o odada uyumam mümkün değil. Değil ama uyumak zorundayım.
Hayret... On birinci kata kadar çıkan, pencerelerden odalara süzülen kan içen yaratık.. Hemen kalktım, ışığı yaktım. Sivrisinek kayıp. Tavana uçtu veya kitaplığa girdi; bilmiyorum.
Bak, et; yok… Çaresiz tekrar yattım.
Az sonra yine… Böyle böyle birkaç kez kalkıp gayeme ulaşamayınca şu yolu denedim. Işığı söndürdüm, yattım. Sivrisineğin gelmesini bekliyorum. Gelsin, bir yerime konsun… Tabi ki yüz nahiyeme.
Hemen elimi çarpar öldürürüm. Dediğim gibi oldu. Geldi, şakağıma kondu. Hızla avucumu çarptım. Kaçtı muhtemelen. Az sonra tekrar geldi ki; başarısız olduğumu anladım. Bu sefer burnuma kondu. Çarptım. Burnuma yumruk attım. Uçtu her halde ki; az sonra tekrar geldi. Kulağımın arka kısmına, saçıma kondu. Çarptım. Yine rast getirememişim. Tekrar geldi. Ben de yorganı başıma çektim. Burnuma nefes alacak kadar delik bıraktım. Terleye terleye yattım!
İşte Dünya Müslümanlarının ahvali aynen böyledir. ABD, İngiltere, İsrail, Siyonizm... Sivrisinekleri salar, Müslümanlar öldürmek için kendilerini tokatlarlar. Bazen de karşılıklı “üzerine sivrisinek kondu, dur öldüreyim. Hele dur seninkine de kondu ben öldüreyim” diyerek birbirlerini tokatlarlar.
Gönderen ABD, İngiltere, İsrail, Siyonizm’dir. Tokatlayan veya tokatlanan Müslümanlar. Hâlbuki; bir tüp ilaç olsa mesele kalmayacak. O bir tüp ilaç ilimdir, fendir; o da Müslümanlarda yok. Hâlbuki; ABD, İngiltere, İsrail, Siyonizm bataklığını kurutmaktır. Onu kurutacak, oraya ağaç dikip bataklığı gülzâre dönüştürecek akıl ve ferasettir. O da yok. Çünkü o bataklık eğitim bataklığıdır. Orada ABD’nin eğitim projesi, İngilizce ile İngiliz sevdası, İsrail ve Siyonizm ile içimize sokulan laikus, çağdaşlık, Batı Hayranlığı, dünyevileşme ve manevi değerlerden uzaklaşma helezonları neslimizi yutmaktadır. Yetişmeyenler cahil, yetişenler de bilumum Batı hayranı olup çıkmaktadır.
Adam utanmadan şöyle diyebilmektedir: Almanya’da bir asgari ücretli şu kadar maaş alıyor. Aldığı parayla Türkiye’de beş ay yiyip içiyor. Türkiye’den bir asgari ücretli aldığı maaşla Almanya’ya uçak bileti alamıyor! Dünyayı Batıdan ibaret gören uyuşmuş beyin!
Asgari ücretli aldığı maaşla mesela Azerbaycan’a, Türkmenistan’a, Moğolistan’a gitsin. Ürdün’e gitsin. Oralar devlet değil mi? Oralarda yaşasın iki ay…
Neden soğuk ve yağmurlu Batı? Çünkü ‘zihniyet devrimi’ denilen şey “manevi ve milli olanın devirimi” ile başladı.
DE Vİ RİM!
Cumhuriyetin ilanından sonraki yazılara, şiirlere, resimlere, karikatürlere, yazılan roman ve hikâyelere, oynanan tiyatro oyunlarına bakın. Hepsinde üç temel konu işlenmiştir:
1- Mustafa Kemal, tanrıya yakın devrimcidir.
2- Müslüman Türk Tarihi geri kalmışlığın ve yobazlığın tarihidir.
3- Halk cahildir ve gericidir. Aydınlık Batıdadır ve Batılılaşmakla mümkündür.
Bu Türkiye’de böyle olduğu gibi değişik veçhesiyle tüm Müslüman ülkelerde, o ülkenin kültürel arazi yapısına uygun olarak işlenmiştir.
Bunu en iyi, yazılarıma yorum yazanların yorumlarından görüyorum. Şahsen hayretler ediyorum.
Üstad Necip Fazıl’ın: “Ya bunlar Türkçe değil yahut ben Türk değilim” dediği gibi çelişkiye düşüyorum.
İşte öyle olduğumuzdandır ki; bizi uyandırmaya bir değil bin tokmak gerekiyor.
Fazıl Say’ın uyanırken ki sayıklaması nasıldı? “Ben bu Avrupa’yı medeni sanıyordum…”
Yok ya! Gerçekten mi?
Ne yani; medeni değiller miymişler?
Bazılarının nasıl gizli İsrail muhibbi oldukları dökülmeye nasıl başladı görüyor musunuz? Nevşün ile Evşün… Emin ile Zemin…
Can ile Cin… Ali ile Veli…
Görüyorsunuz değil mi?
Anladınız değil mi kim olduklarını?
Bunlar sanıyorlar ki; biz Batılılarla savaşsak kendileri bombalardan sıyrılır. Mermiler onları tanır da yön değiştirir.
Üstad Cemil Meriç ne diyor: “Bütün Kur’an’ları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupa’nın gözünde Osmanlıyız. Osmanlı… Yani İslam.”
Müslümanlar sivrisinekten korkusuna nefes alabilecekleri kadar yerden dünyaya bakıyor, o kadar görüyor, o kadar olanları okuyabiliyor.
Sadece dua ile, “Tekbiir, Allahüekber” demekle bu işi halledeceklerini sanıyor.
Mitingler, bildiri okumalar bu savaşı ve diğer iç dalaşmaları bitirir sanıyor.
İçimizdeki zihni zehirlenmişler de, Şeriat korkusuyla yorganı başlarına çekerek, küçük bir delikten olayları okuyor.
Tehlike ise siyah pelerinleriyle ağır ağır yaklaşıyor.
Bu gelişi normal görmeyenlerdenim.
Türkiye en az bir elli yıl sıcak savaşa girmemeliydi diyenlerdenim.
Ama kaderin hükmünü icra edeceği zaman gelmişse buna da tabi olmaktan başka çare yoktur vesselam.







