Kılıçdaroğlu oyuna mı getiriliyor?
Bence Kılıçdaroğlu oyuna getiriliyor.
Şöyle ki; yedili masada Kılıçdaroğlu’nun tek gerçek dostu HDP… Diğerleri CHP’nin ne tarihsel süreçte, ne düşünce i’tibariyle ne de konjoktürel anlamda dostu değil….
HDP; CHP’den çıkmadır.
Cumhuriyetin i’lanından sonra Şeyh Said, Ağrı, Dersim, Koçgiri isyanlarında devlet karşısında asi pozisyonunda olan kitleler, ki çoğunlukla Alevi veya Kürt nüfustur; bunlar Cumhuriyet Tarihi boyunca nedense genelde CHP’ye oy vermişlerdir.
Şeyh Said taraftarları hariç tutulursa durum bu minvaldedir.
Cumhuriyetin Siyasi Tarihi boyunca resmî olan ve Kürt kardeşlerimizi temsil ettiğini iddia eden bir siyasi parti olmadığı içindir ki; çoğunlukla CHP’yi tercih etmişlerdir.
1980 öncesi ve sonrası CHP’nin Doğudan ve Güneydoğudan çıkardıkları vekillere bakın; Hadep kurulduğunda veya benzeri partiler kurulduğunda o partilerde siyaset yapmışlardır. Hâlâ da siyaset yapmaktadırlar.
Yani CHP, HDP ve benzeri partileri doğurmuştur.
12 Eylül öncesi sağ sol çatışmasında sağdan öldürülen gençlerin cenazelerini bir bütün olarak MHP sahiplenip kaldırırken, soldan öldürülenleri de CHP sahiplenip kaldırmakta idi. Sol gruplar deyince Dev-Sol, Dev-Yol, Partizan, MLSP, Tikko, Dev-Genç…vs. bunlardan birkaçı idi. Bunların içinde aşırısı, ırkçısı, bölücüsü, ihtilalcisi, Çin yanlısı, Rus yanlısı, Küba yanlısı… Hepsi mevcuttu ama bir yanıyla ve yönüyle CHP ya kurumsal ya da bireysel olarak bunların yanında gözüküyordu.
İYİ Parti’deki ülkücü kökenli seçmen bunu gayet iyi bilmektedir.
Ülkücülerin gecelerine gidiyorduk. Solcuların gecelerine de… Biz her iki gruptan da olmadığımızdan bize nazik davranıyorlardı.
Solcuların bir gecesinden: Sahnede biri şiir okuyor:
“Ankaram! Sokaklarında mitler geziyor;
İki kulağı uzun itler geziyor!”
Buradaki saygısızca yapılmış olan “it” hakareti, Ülkücü camiaya atfedilmiş bir ahlaksız saldırı idi.
Ülkücülerin bir gecesi. Sahnede şiir okuyan biri:
“Camime abdestsiz giren hıyanet,
Halklar değiliz biz, milletiz millet…”
Camiye abdestsiz giren o hıyanetler bu gün de Diyanetin “Ana Okulu” projesine karşı çıkıyor. İktidara gelmeleri halinde camilerde sevişeceklerini söylüyor. Dine ve dince kutsal olanlara karşı uluyor da uluyor. Ezanı yuhalıyor. Gezi eylemlerinde camiye ayakkabılarıyla giriyor, vs.
Peki, Ülkücülere “it” hakareti yapanlarda bir değişiklik oldu mu?
Bence hayır.
İyi Parti’nin seçmeni bunları unuttu mu?
Bence hayır…
Davutoğlu cephesinde durum nedir?
Muhafazakar bir muhitte yetişmiş, İslamcı bir elitist (münevver) sayılan Davutoğlu ve onun seçmen tabanı CHP’ye oy verir mi? CHP’nin değirmenine su taşır mı?
Bence hayır.
Ali Babacan?
Türkiye’de Laik rejimin ahtapotlarından biri olan örtü düşmanlığına ilk kıyamı başlatan bir halanın yeğeni ve onun seçmen tabanı CHP’nin değirmenine su taşır mı?
Bence hayır.
Saadet Partililer? O kardeşlerimizden hep şunu duydum: “Hocam! Biz zaten yirmi yıldır kendi partimize hiç oy veremedik ki! Son tahlilde Ak Partiye veriyoruz. Genel seçimlerde…”
Bu sefer verirler mi? Bence hayır.
Geriye kalıyor CHP ile HDP… Onlar baba evlat ilişkisi içinde birbirlerini destekler. Desteklesinler lakin Fetöcüler bu seçimlerde kesin CHP’ye, Süleyman Efendi Cemaati de İYİ Parti’ye gideceklerdir. İYİ Parti üzerinden de CHP’nin değirmenine su taşıyacaklardır.
Yukarıda saydığım hakikatleri bilerek Meral Hanım, Temel Bey, Ali Babacan Bey, Ahmet Davutoğlu Bey, bence CHP’ye bir tuzak kurdular. Kemal Kılıçdaroğlu’nu da bu tuzağa düşürdüler.
Çünkü; HDP, CHP, Fetö ve Süleymancıların bir bölümünün Ak Parti ve Tayyip Beyle ölümüne davaları var. Onlar için adeta varoluş meselesi…
Bize göre öyle değil ama onlara göre öyle!
Biri dağda öldürülen teröristlerin yasından, diğeri cemaatle namaz kılan generallerin takkesinden, Fetö, dağılan teşkilatının, Süleymancılar KYK yurtları vesilesiyle boşalan yurtlarının kasavetinden olsa gerek; özel hınç ve intikam peşindeler!
Meral Hanım, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Temel Karamollaoğlu nihayet adımız duyulsun diye siyaset yapmaktalar. Tayyip Bey orada olduğu sürece bize sıra gelecek gibi değil, şeklinde düşünmelerinden ibaret. Arada kan davası yok, namus davası yok… Bir hırsla mı ayrıldılar bir oyunla mı, belli olmuyor pek. Çünkü, Tayyip Beyin yıllarca yanında bakanlık, başbakanlık yapmış iki şahsiyetten ciddi hiçbir eleştiri duyamadık. Hiç eleştirmeseler olmaz tabii…
Belki oyun hep meydana çıkar!
Bu partilerin her birinin seçmeni şu hikayeyi çok iyi bilir: Yaşlı teyze Trabzon’un bir köyünde ikindi abdesti almaktadır. CHP’li bir ekip de köyde parti çalışması yapmaktadır. Teyzenin abdest aldığını görünce koşup ibriği eline ayağına dökerler. Abdest bitince teyze teşekkür ve dua ettikten sonra sorar: Yeğenlerim haçan siz kimsunuz? Nereden geleysunuz?
‘Biz Cumhuriyet Halk Partisinden geliyoruz teyze’ cevabını duyan kadın gelinine: Koş gelin. Abdestim olmadı. Abdestimi tazeleyeceğum. Halk Partisinin verdiği su ile abdest de kılduğu namaz da kabul olmaz!... diye tepki gösterir.
Bence Kılıçdaroğlu’nu iyi bir tuzağa çekmişler… Çünkü hareket ve hitabetlerindeki tutarsızlığa bakılınca tuzağa çekilmeye çok müsait!
Baksana daha şimdiden Meral Akşener: “cidelum cidelum da o kadar da ileri citmeyelum” dercesine: HDP varsa biz yokuz deyip ilk ciddi sinyali verdi.
CHP’yi hata üstüne hata yapmaya, HDP’yi de CHP’nin üzerine saldırtmaya çalışıyorlar.
Merak etmiyoruz: bu ülkenin %70’i sağ seçmendir ve CHP’nin başarısızlıklarının, ihanetlerinin, cinayetlerinin, zulümlerinin hikayeleriyle büyümüşlerdir.
Onların elleri CHP ve HDP’nin ayrık otlarını sulayacak ibriğin kulpuna gitmez. Vesselam.







