--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kartallar yüksek uçar, gerisini kuzgun düşüne

İdris Günaydın
İdris Günaydın
24

Yazılarımda hükümeti tenkit edersem çok alkışlayan oluyor.

Olabilir. 

Ben hükümeti veya Tayyip Beyi tenkit etmiyor aksine teklifte bulunuyorum. Bazen de kızıyorum.

Ama bir kere sürçen atın başı kesilmez. 

Hükümetin şikayetlere medar olan konuları ya sebep sebep halka izah etmesi gerekir ya da çare bulması gerekir.  Bu en öncelikli konudur. Bunu yaparsa Tayyip Bey yapar. İstese yapar. Ya kendisine şikayete medar konular iletilmiyor ya da yanlış rapor veriliyor…

Tekrar yazayım ki; bu gidiş değişmezse, yani emekliye zam versin vermesin bu o kadar önemli değil; gıda terörü, stok terörü, kira terörü durdurulamazsa ve cevapları verilemezse durumu hiç iyi görmüyorum.

Benim uyarım başkalarınınki gibi yıkmak niyetli değildir. Çünkü ben Ak Partiliyim.

•

Derler ki; uzay boşluğunda en yüksek irtifada yaşayabilen kuş kartalmış. Kartal avlanmak için o irtifadan aşağılara süzülmek zorunda. Suda, karada av gözleyecek ve o avı yakalamak için hamle yapacak mesafede mevzi tutacak. 

İşte bu irtifada kartalların bir baş belası varmış; kuzgunlar.

Kartalların sırtına biner, kafasına kafasına sürekli vurur ve kartalları rahatsız eder.

Kartal sırt dönse de haddini bildirmeye kalksa kaçar, kartaldan hızlı uçar…

Eh, ne yapsın kartal? İlahi nizamın gereği kuzgunla birlikte kendi irtifasına, kendisinden başka bir kuşun yaşayamadığı irtifaya çıkıyor ve kuzgunu oksijensizlikten öldürüyormuş.

Hep yazıyorum yine yazacağım; hep değiniyorum yine değineceğim: bu topraklar ve bizi millet yapan tarihimiz İslam için harlanmış sinelerin, çelikleşmiş iradelerin, feda edilmiş demlerin tarihidir.

Bu topraklara birileri sonradan Veli Bayezit’in insani ve iyi niyetli duygularıyla kabul edildiler.

Malumu ilama gerek yok, herkes biliyor.

Bu malum grup masumane olarak devletten bir talepte bulundu: “Bizim insanımız tahsillidir. Resmi yazışmaların katipliğini bize verin.”

İyi niyetlisiniz ya; kabul ediyorsunuz ve yüz yıl boyunca Osmanlı’nın katipliğini bunlar yapıyor. Devletin iç dış tüm sırlarını ele geçiriyorlar.

Ardından din değiştirip, güya Müslüman olup din adamı yetiştiren medreselere, tarikatlara, ticarete yöneliyorlar. Kimi ne kadar yetiştirdilerse büyük müderris, büyük şeyh, büyük tüccar payesiyle halka giydiriyorlar.

Denir ki; Ege Bölgesindeki yatır denilen ziyaret yerlerinin çoğu bu ailenin mensubu veya içi boş kabirlerdir.

Sonuç ortada. Şu memlekette gerçek tarih araştırması ve tartışması yapılabilse her görüntüden yalan fışkırıyor.

“Bazı kimseler var, veli görünür;

İbni Mülcem iken Ali görünür.”

Prof. Reşat Kaynar’a, Latife Uşşakizade’nin son vasiyetini incele, karar ver diye görev veriliyor. Reşat Kaynar vasiyeti okuyor ve şöyle diyor: “Bu vasiyet açıklanırsa, Türkiye’nin son yüz yıllık tarihini tümüyle değiştirmek icap eder.”

Ne demek bu yahu? Ne demek bu?

Eğer tarihiniz ifritlerin karanlık dehlizleriyle, içi iskelet dolu mezarlarla, boğduğunuz insanların kanlarıyla yazılmışsa, bana neden yüz yıldır bu zehri içiriyorsunuz?

Neden tartışılması için gerçekleri ortaya dökmüyorsunuz?

Ey AK Parti, CHP, İYİ Parti, Deva, Gelecek, Saadet, Demokrat, HDP…

Size oy veren milyonların, gerçek tarihini öğrenmeye hakları yok mu?

Neden bu hasırın altına süpürülmüş tarihi gerçeklerin üzerindeki hasırı kaldıracak adımlar atmıyorsunuz?

•

Öyle veya böyle!

Bir gün mutlaka kartal yükselecek ve kuzgunları boğacak, akbabaları bertaraf edecek ve Üstadın dediği gibi “bin bir başlı kartal” baş buyurucu olacak.

Yine Üstadın dediği gibi; “Oysa halis Türk benim, bunlar işgalcilerim.”

Yüz yıllık hatta daha öncesi var; 1839 Tanzimat Fermanından bu yana iliklerine kadar boğulmuş bir ülkenin, yirmi yılda kendine gelmesi nerede görülmüş?

Sadece bir İstiklal Savaşı dediğimiz savaşta kaç milyon km. kare toprak kaybettiğimizi, 1919’da Yunan İzmir’e çıkarken kaç km. kare toprağımız olduğunu arayıp bulamıyorum bile.

Bulabilen bana yardım etsin lütfen: 1919’da kaç km kare, 1923’de kaç km. kare?

Konuşulacak konu çok, sorulacak yığınla soru var ve devletin işleri çok ağır yürüyor. Öyle olur zaten. Koca bir devlet. Kurtlarla savaşıyorsunuz.

Neylersin ki;

“Dost bîvefa, felek birahm, devran bisükuun;

Dert çok, hemdert yok, düşman kavi, tali’zebun.” Fuzuli…

Ama “Allah mutlaka nurunu tamamlayacak.” Buna imanı billahımız var vesselam.

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle