Kadere iman konusu neden anlaşılamıyor?
Bir arkadaşım aradı. Şu yazdığın “Allah bir şeyi bilir mi, bilebilir mi?” başlıklı yazına yapılan yorumlara göz attın mı? diye sordu.
Hayır atmamıştım; atmak gibi bir huyum da yoktur.
“At ve buna karşılık mutlaka yazı yaz. Çünkü bu insanlar kader konusunu bilmiyor” dedi.
Okudum ve hayret ettim.
Gerçekten insanlar veya insanların çoğu Ehl-i Sünnetin kader inancını bilmiyor.
Bilmemesinin iki sebebi var bence:
1-Kader konusu muhataralı bir konu. Anlaşılması biraz zor. Üzerinde düşünmek gerekiyor. Peygamberimiz onun için: “Kader hakkında fazla konuşmayın. Çünkü sizden evvelkilerin çoğu ondan kaybetmiştir. (Tirmizi,Kader-1)” diyor. Yorumcuların çoğuna yakını ya bilmediklerinden ya da çok meşgul olduklarından mıdır bilinmez; o kadar gerçekle çelişen sözler etmişler ki!.
2-Kadere iman bir madde olarak öğretildi ama izah edilemedi. İzah etmek isteyenlerin çoğunluğu da izah edemedi!
Ben bu konuda çok müsterihim. Benim bildiğim kader konusu aklıma öyle uyuyor ki; hiç şüphem yok. Şimdi bu konuyu kendi anladığım yerden tekrar cevaplıyayım:
KADER NEDİR?
Büyük harflerle yazıyorum:
KADER ALLAH’IN OLACAKLARI ÖNCEDEN BİLMESİDİR, BELİRLEMESİ DEĞİLDİR.
Bir daha yazıyorum: BELİRLEMESİ değildir.
Bir daha yazıyorum: BELİRLEMESİ, BELİRLEMESİ, BELİRLEMESİ… değildir.
Kader konusunda öte beri zıplayanların yanıldığı konu “bilmek ile belirlemek” kelimeleri üzerinde teferruatlı düşünmemekten dolayıdır.
Şimdi yorum yazanların şu kader konusundaki düşüncelerini kadere imanın tanımıyla karşılaştıralım:
Haluk: “Deprem olacak diyorlar. Biz de çürük bir evde oturuyoruz. Ev çöker diyorlar. Biz de ‘kader’ diyoruz ve oturmaya devam ediyoruz. Deprem oluyor, ev çökmüyor gibi mi?”
Kader Allah’ın olacakları önceden bilmesiydi. Belirlemesi değildi ki… Evin çürükse Allah mı tamir edecek? Allah’ın verdiği aklınla onaracaksın. Çürük ev deprem oldu ve yıkılmadıysa depremin şiddeti o mahalleye az vurmuş demektir. Depreme teşekkür et lakin evi onarmak senin görevin. Allah’a da şükret ki ölüm saatin gelmemiş.
Hülya Avşar: (Takma isim olmalı) “Cehaletin bu kadar olmasının Kur’an’daki yeri…..Eğitim” demiş. Ne kast etti? Kim cahil anlamadım lakin bizi cehaletle suçladıysanız hangi eğitim olduğunu ve kader ile ilgili bilginizi yazınız.
Bir başkası da şöyle yazmış: “Bazı şeyleri insanın beyni çok hayal edip arzularsa Allah kaderine koyabilir”
Ne alaka? Allah insanın kaderini insan o olayı yaşadıktan sonra mı yazıyor? Önceden her şeyi bilmesi ne anlama geliyor o zaman?
Kaderi bir daha tarif edelim: Kader, Allah’ın olacakları önceden BİLMESİDİR. Kainatta olan her olay kaderdir. Kaderde yazılıdır. Lakin bunlar Allah’ın istemesiyle değil yaratmasıyla olmaktadır. Çünkü Allah yeryüzünün şurasında maden faciası olsun şurasında deprem olsun istemez. Ama o nerede deprem olacağını nerede grizu patlayacağını bilir.
Peki depremi yapan, grizuyu patlatan, insanın canını alan Allah değil midir? Evet Allah’tır.
O zaman depremi o istemiyor mu, grizuyu o istemiyor mu, insanın ölmesini o istemiyor mu?
Hayır. O sadece yaratıyor.
Neyi yaratıyor?
O olayı. Yani Allah’tan başka hangi güç deprem gibi, grizu gibi, ölüm ve diğerleri gibi olayları yapabilir? Böyle bir güce, yeteneğe, imkana kim sahiptir? Kimse sahip değildir. Sadece Allah sahiptir.
Peki, deprem neden oluyor, grizu neden oluyor?
Dünyanın kanunundan oluyor. Gaz sıkışıyor ve boşalmak istiyor. Şiddetli boşalınca deprem oluyor.
Şiddetli patlayınca grizu oluyor.
İnsan ya tedbirsizlikten ya hastalıktan ya da yaşlılıktan ölüyor. Bu da fani hayatın kanunları… Burada ölümü yaratan Allah… Depremi yaratan Allah… İsteyen Allah değil.
Peki, Allah istemiyor, biz de istemiyoruz depremi, afetleri?! Kim yapıyor bunları?
Yaratan Allah ama işi o kerteye getiren biziz. Tedbirsizlik, tabiatı ve tabiat kanunlarını iyi tanımama…
Bir sonraki yazıda devam edeceğim aynı konuya vesselam.







