Kader konusu, insanları sapıttırıyor mu?
Emekli rumuzuyla yazan biri: “Dünyada sayısız iğrenç olaylar oluyor, cinayetler işleniyor, masum insanlar, çocuklar ölüyor. Bütün bunlara kader mi diyeceğiz? Aklın iradenin ne gereği var o zaman?” demiş.
Evet, kader diyeceğiz. Evrende ne olacaksa ve oluyorsa Allah onu önceden biliyor.
Biz bir filmi bir kez izliyoruz. İkinci defa yine izliyoruz ama yanımızda bu sefer hiç izlemeyen var. O izlemeyene filmin sahnelerini haber veriyoruz. Şimdi vuracak diyoruz adam vuruyor, şimdi yuvarlanacak diyoruz araç yuvarlanıyor…bunun gibi. Şimdi burada biz olacakları önceden söylediğimiz için mi o olaylar oluyor? Hayır. Biz sadece önceden izlemiştik.
Allah da kainatta olmuş ve olacak olayların hepsini önceden izlemiş gibi biliyor ve onu bir yere kaydediyor. İşte kader budur.
Olayların zamanı gelince gerçekleşmesi kader değil kazadır.
Tecavüzler, soygunlar, iğrenç olaylar… KAZADIR. Kader olma boyutu ise bir yerde kayıtlı olması ve Allah’ın bunu daha olmazdan evvel bilmesidir. Bu olaylar Allah’ın istemesiyle değil insanların kendi iradelerini kötüye kullanmalarıyla gerçekleşir.
Akıl nerede diyorsun?
İşte, Allah’ın verdiği akıl yok ortada.
Akıl bu iğrençliklerin zararlı olduğunu bilmiyor mu? Biliyor.
Peki nerede akıl? Nerede akıllar? Neden bu iğrençlikleri önleyemiyor?
Paktları, Birleşmiş Milletler, Nato, Cento, Nafta, Şahngay Birliği ve devamı… Niçin kurulmuş? Allah’ın verdiği akıllar birlikte hareket etsin ve bu vahşetlere izin vermesin diye…
Şimdi Allah bu kadar aklı insanlara dağıtmışken kendisi mi gelip bu iğrençliklere karşı koyacak?
Şimdi şu gerçek çıkıyor karşımıza: Allah diyor ki; kainatta süregelen düzeni ben idare ediyorum. Yeryüzündeki düzeni de siz idare edin.
Bunun için size örnekler mi lazım?
Al işte 124.000 peygamber.
Size anayasa mı lazım?
Al işte kitaplar ve son olarak Kur’an…
Size bunları anlayacak ışık mı lazım?
Al işte akıl…
Size bunları yapacak aparat mı lazım?
Al işte irade…
Müslüm:
“Allah Almanya’daki madencileri 52 yıldır öldürmüyor da bizim gibi Müslüman bir ülkede her yıl onlarca madenciyi neden öldürüyor?” demiş.
Bakın burada Allah’ı haşa suçlama var.
Allah ayrım yapmadan her kulunu rızıklandırıyor mu?
Evet.
Bir yerini kesse, bıçak Müslümanı da gayrimüslimi de kesiyor mu?
Evet..
Bizde tayfundan veya şiddetli rüzgardan az insan ölür. ABD gibi bir ülkede çok ölür. Şimdi ABD bu anlamda Allah’ın gazabına mı uğramış? Hayır. Allah’ın afetine uğramış.
Japonya kadar dünyada depreme karşı tedbirli ülke var mı? Yok. Japonya’nın en güvenli şehri neresidir dense Kobe’ye gidin derlerdi.
Kobe’de 8 şiddetinde bir deprem oldu ve 7000 insan öldü.
İster ABD, ister Japonya ister Türkiye… Tabiat kanunlarını iyi tanıyacak ve tüm afetlere karşı tedbir alacaksın. Yumuşak fayların üzerine ev yaparsan, fay hareketlerini takip etmezsen, madendeki gaz ölçümlerini ihmal edersen veya ileri ülkelerin tecrübelerinden faydalanmazsan afetler olur.
Ne yani? Sen çürük bir ev yapıyorsun, tedbir almıyorsun diye Allah rüzgarı estirmeyecek mi? Gazı yer altından boşaltıp depremi yaratmayacak mı?
Mağma tabakasında, yani dünyanın merkezinde sürekli yanan bir ateş var. Bunun oluşturduğu gazlar elbetteki boşalacak. Tencere kaynıyorsa mutlaka kapak fırlayacak. Ya kapağı biraz kıyışık yapıp içerideki basıncı rahatlatacaksın ya da patlamaya hazır ol.
Bu konuya devam edeceğiz vesselam.







