• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

İzmir’de alaya alındık İsviçre’de saygı duyulduk

13 Aralık 2023
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

 

1975 yılında Giresun İmam Hatip Lisesi olarak bir otobüs arkadaşla Türkiye’nin beş vilayetini gezmeye gittik. Ankara, İstanbul, Bursa, İzmir ve Konya… İzmir’de gezdiğimiz yerlerden biri de İzmir Fuar alanı… 

Gezip dolaşırken ikindi namazı vakti daraldığından yakın bir lavabodan abdestlenerek fuar alanının bir yerinde çimenlerin üzerinde cemaatle namaza durduk. Seferi olduğumuz için iki rek’at namaz kılacağız!

Namaz bitti. Arkamızı döndüğümüzde hayretler içinde kaldık. En az yüze yakın kişi, çoğu da genç, bizim yaşımızda, çevremizde toplanmış bize bakıyor ve gülüyorlardı. Alaylı alaylı! Kız erkek karışık.

İlk kez o soruyu orada sordum kendime: Biz İzmir’den Yunanı denize mi döktük yoksa Yunan İzmir’den ruhumuza mı girdi?

2009 yılında İsviçre Zürih Havaalanından Türkiye’ye geleceğim. Havaalanında birkaç kişi, İsviçre’nin muhtelif yerlerindeki Diyanet camilerinde görevli İmam Hatip ile de tanıştık/ buluştuk. Onlar da görevleri bittiği için memlekete dönüyorlarmış. 

Derken birkaç da Türk yolcu muhabbetimize katıldı. Bir on kişi olduk.

Namaz vakti oldu. Abdestlerimizi alıp namaza duracağız.  Mescit yoktur diyerek sırtlarımızdaki paltolarımızı serip cemaatle namaza durduk. Bekleme salonunun yanında. Bekleyenlerin gözleri önünde fakat kimseyi rahatsız etmeden ve yolcu trafiğini engellemeden.

Namazı kıldık. Biri yanımıza yaklaştı. Benim anlamadığım dilde, galiba Fransızca bir şeyler söyledi. Meğer alt katta mescit varmış. Merakla bir iki arkadaşla indik baktık. Üç ayrı oda. Biri mescit, biri kilise biri de havra…

Lavabolarında sanki abdest almaya gelen olur düşüncesiyle askılıklar.

Namazı kılarken ne alaya alındık ne de çevremizde dikilip bizi gözetleyen oldu.

Tekrar sordum kendi kendime: Biz neden adam olamıyoruz? Neden bizim içimizdeki bir grup habis ruh Yunandan fazla Yunancılık, İsrail’den fazla İsrailcilik oynuyor?

İki gün önce İstanbul Yeşilköy Havaalanında Giresun günlerindeyim.  Açılışın yapıldığı salonun yanında mescit var. Namaza gittik. Tuvaletin duvarında palto asma yeri yok.

Abdest almaya gittik. Orada ceket, palto asma yeri yok.

Yahu, bu ilkellikten ne zaman kurtulacağız?

Oraya birilerinin uyarmasıyla mescit yapmışlar, güzel. Lakin dört başı mamur bir işlem yok ortada.

Anadolu’nun muhtelif yerlerinde gezilerimizde karşılaşıyoruz. Bazı camilerin tuvaletlerine girilmiyor. Ekim ayında yaptığımız Bursa gezisinde bir camide yaşadıklarımı o ilçenin müftüsüne ulaşarak aktardım.

Neden böyleyiz?

HULKİ CEVİZOĞLU’NU DİNLEDİM

Yazar, gazeteci, ilim adamı, İstanbul Milletvekili Hulki Cevizoğlu’nu dinledim bugün Giresun’daki Kitap Fuarı etkinliğinde. Hulki Beyin kariyerini, seviyesini kimse tartışamaz.. Konuşmasıyla ilgili bir yazı yazacağım gelen günlerde. Ayrıca hemen ardından konuşan Ordu Milletvekili İbrahim Ufuk Kaynak Bey’in anlattıklarıyla ilgili de bir makalem olacak.

Hemen şunu söyleyeyim: Ehli olan için, susuz kalan için, iyi ve coşkun bir kaynak suyu bulduğunda o kaynaktan içmek doyumsuz oluyor.

Gelelim Hulki Beyin konuşmasında değindiği konulardan birine: Medeni olmak…

Batılılar, dünyayı dizayn eden sömürgeci güçler, ekonomiden hayat tarzına, tarihten kültüre, her şeyde ve her alanda zihnimizi işgal ediyorlar. Mesela diyorlar ki; medeni olmak istiyorsan benim gibi giyineceksin. Benim gibi düşüneceksin. Masada yemek yiyeceksin. Yer sofrasında, sinide yersen ilkelsin! Barbarsın! Gayrı medenisin…

İnsan yer sofrasında yiyerek medeni olamaz mı? Batılılara göre olamaz.

Bakın dipdiri bir örnek vereyim: Samsun Çarşamba’da görev yaptım uzun yıllar. İnsanlar sokakta bir yabancı gördüler mi evlerine davet ederler. Köyleri anlatıyorum. Eve girer girmez evin hanımı hemen mutfağa geçer ve çayı ocağa koyar. Bunu nasıl becerdiklerini bir türlü anlayamadım. Telefon yok o tarihlerde ki; mesaj çeksin. Sanki bir işaret dili kullanıyorlar.

Çay demlenmeden sofra kurulur.

Yer sofrası… 

Bakın siz şimdi “Gayrı Medeni” bir milletin işgüzarlığına! Sofra hemen kurulur ve sofrada iki kişi yemek yiyecekse üç, üç kişi yiyecekse dört kaşık bulunur! Dörtse beş…

Nedendir diye sordum: Âdettendir. Belki bir misafir daha gelir/se…

Şimdi medeni olmak hangisidir? Medeniyet nedir? Bu incelik, bu yemek sofrası yanında gönül sofrası medeni olmanın zirvesi değil midir?

Bir yanda böyle, bunun gibi yüzlerce güzelliklerimiz var, diğer yanda bizi mezara sokan tavır ve davranışlar.

Ey Millet! Biz bu hallere düşecek millet miydik? Biz, “Müslümanın hali evinin önünden pırıl pırıl ırmak akan, günde beş kez o ırmağa girip yıkanan birinin hali gibidir. O kimse de kirden eser kalır mı?” diyen Hz. Muhammed’in ümmeti değil miydik?

Neden Batının idrakimize giydirmek istediği bu deli gömleklerini giyiyoruz? Vesselam.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Temel

Namaz kaza yapılabilir.Herkesin içinde uluorta bir yerde uygunsuz bir ortamda namaz kılmak ibadetten daha çok gösteriye girer. Din sadece ibadetten ibaret değildir.

Yusuf Duman

Bize ne olduysa Osmanlı yıkıldıktan sonra oldu. Batıyı örnek ala ala battik.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23