--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İsrail’den önce zalim biz Müslümanlarız

İdris Günaydın
İdris Günaydın
33

Bir müzisyenimiz anlatıyor. Müzik yapımcısı bir arkadaşından bahisle: 

Arkadaşım bir gün heyecanla yanıma geldi. Çok mutluyum, çok sevinçliyim, dedi.

Hayrola, ne oldu?

Bir kıza vuruldum. Kendisiyle tanıştım. Evlenmeye karar verdik. Bugün kimse benden mutlu olamaz.

Bahsettiği kız tanıdık çıktı. Baktım kızın yaşı arkadaşın yaşının neredeyse yarısı.

Bu olmaz, dedim. Anlaşamazsınız. Kız senden çok küçük. Aklını başına al.

Ne dediysem ikna edemedim. Evlendiler.

Aradan beş-on ay geçti. Arkadaş of/puf etmeye başladı. Ne oldu diye sordum. Geçinemiyoruz. Ev benim için tımarhaneye döndü. Bir an önce ayrılmak istiyorum. Kurtulabilirsem bir kurban keseceğim.

Ayrıldılar. Aylar ayları kovaladı. Arkadaş yine bir gün heyecanla geldi.

Nen var, ne oldu?

Abi, bu sefer bir huri melek çıktı karşıma. Allah ayağıma gönderdi.

Kim?

Anlattı. Baktım kadın bundan en az on yaş büyük. Olmaz dedim. Yapma. Bedelini çok ağır ödersin.

Ne dediysem dinlemedi. Evlendiler. Aradan beş on ay geçti geçmedi; arkadaşın suratı sirke saçıyor. Ne oldu yine?

Abi, geçinemiyoruz. Ev benim için zindandan farksız. Beni dinlemiyor. Evi otel olarak kullanıyor. Ayrılırsam bir kurban keseceğim.

Ayrıldılar. Kurbanı kesti. Böyle üç kez oldu bu macera. Üçüncü seferden sonra dedim ki; “Aslında hayvanlık sende ama nedense bedeli koyun ödüyor.”

Bu fıkra gibi olayı neden anlattım?

Gazze’de kandan irinden deryalar içinde kardeşlerimiz. Elimizden bir şey gelmiyor duadan başka. Ama Yahudi’nin ürettiği deterjanla yıkanmış don/gömlek ile oturur, ürettiği sıvı el sabunu ile ellerini yıkar, yine onların ürettiği telefon ile olayları takip eder, onların ürettiği televizyon ile eğlenirsen ve de geriye temiz olmayan iki avucu havaya kaldırır da Allah’tan istersen dua kabul olur mu?

1948 yılından beri İsrail için yapılan bedduanın milyarda biri tesir etseydi İsrail diye bir devlet kalır mıydı?

Demek Allah başka bir şey istiyor bizden.

Mesela; İsrail’e ihracat dursun. Dursun ama sen de azıcık kanaat et de maaşında düşündüğün kadar zam olmadığında çenen dursun. Çünkü devlet oradan kıs, buraya tepki göster, şuraya yardım et, buraya destek çık… Kumdan toplamıyor parayı…

Bosna’yı harap etti, Sırplarla ilişkiyi kes. Mursi’yi devirdi, Sisi’ye düşman ol. Sünnileri öldürüyor Beşar Esad’a mesafeli ol. Libya’yı savaşa sürüklüyor Hafter’e diş bile. Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ölümü için Suudilere kız. Doğu Türkistan için Çin’e, Kırım için Rusya’ya, Arakanlı Müslümanlar için Myanmar’a/Burma’ya tavır koy… 

Tamam, koysun da kardeşim sen de ağzını tut. Hem tavır koyacak hem de bol keseden maaş verecek. Yüz yıldır pisleyen adam heykeli yapacağına, taşı yontup heykel sanayiini güçlendireceğine üretim yapsaydın!

Kumdan mı topluyor devlet parayı?

Devlet, yöneticilerimiz, çok mükemmel siyaset güdüyor. Hem tavır koyuyor hem sonradan ilişkileri düzene sokuyor. Çünkü dünyada yalnız değiliz. Münasebeti kesersen kestiğin ülke kaybetmiyor, sen kaybediyorsun.

Bizim sattığımız tüm malların dünyada başka ülkelerde emsali var. Diğer ülkeler “araları bozulsa da bana gelseler” diye dört gözle bekliyor.

Devlet bugün münasebeti keser yarın yeniden kurar. Ben devletimi beni yönetenlerden daha çok düşünemem.

Asıl bize ne oluyor?

Boykot uygulanması gereken market mallarının tamamının muadili var. Yerli ürün olarak… Neden Ariel kullanıyorum hâlâ? Ariel Şaron, Beyrut kasabı değil miydi? Beyrut’ta tavşanları mı öldürdü?

Niçin yerli üretimimiz varken ve defalarca İsrail’e destek veren ürünlerin listeleri çarşaf çarşaf yayınlanırken hâlâ onlardan almaya devam ediyoruz?

Ve neden içimizden bazı sözüm ona sanatçı ve siyaset müsveddeleri Gazze aleyhine İsrail lehine tavır alırken, konuşma yaparken hemen sokakları doldurup protesto etmiyoruz?

Niçin basın açıklaması yaparak siyasi veya ticari kimliğini ifşa etmiyoruz?

Neden bir avuç ehl-i küfür etken oluyor, başımıza basıyor da bizler edilgen oluyoruz?

Dünyanın en kaliteli ve damak tadı mükemmel yemekleri bizde iken etinde ne olduğu belli olmayan yabancı isimli, resimli “burger”lere gidip bir liralık menüye bin lira ödüyoruz?

Neden, neden?

Sadece Türkiye için demiyorum. Tüm Müslümanlar için bu sorularım.

İslami salabetimize ne odu?

Ah şair! Sen ağır yükün türkülerini söyledin yükü bize bıraktın. Bizim gibi zalimler yüzünden Gazze’deki masumlar ölüyor. Bedeli bebekler ödüyor:

“İlaç olsa içme düşman tasından,

Sakın taş attırma dost arkasından.

Kim ikiyüzlüyse tut yakasından,

Bir yüzüne bir de canına tükür.” (Abdürrahim Karakoç.)

Kim düşman tasından ilaç içmeyecek? Tüm ilaçlarımızı düşman üretiyor.

Kim dostunun arkasından taş attırmayacak? Dost bellediğimiz düşmanın ta kendisi!

Kim ikiyüzlünün yakasından tutacak? İkiyüzlü adam kaldı mı? Çokları rüzgâr gülü gibi fırıl fırıl dönüyor.

Ah, yüzüne de canına da tükürenler Gazze’de lakin biz sağlam duramıyoruz vesselam. 

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle