GİSİP’in toplantısından
GİSİP, Giresun Sivil İrade Platformu.
Giresun’daki tüm hayır kurumlarının aylık toplantısı yapıldı Memur Sen salonunda.
Toplantı Gündemi tek madde idi: Deprem Bölgesinden Giresun ve ilçelerine gelen 5000’e yakın kardeşlerimiz ile ardından gelecek olanlara STK’lar olarak neler yapabiliriz?
Onların barınma, iaşe yanında manen nasıl yanında olabiliriz? Daha doğru bir deyimle, STK’lar olarak devletin yanında nasıl yer alabiliriz?
Önce, araziye gidip beş gün, sekiz gün orada enkaz kaldırma faaliyetlerine katılan arkadaşların gözlemlerini dinledik. Sonra, toplantı sonrası eve geldiğimde Nihal Bengisu Karaca’nın İHH’nın başkan yardımcısı ile yaptığı röportajı okudum.
Şöyle bir tablo oluştu gözümde: Devletin afetler için en örgütlü kurumu AFAD…
Cumhurbaşkanının ifadesiyle 500 atom bombası gücünde bir deprem...
Devlet AFAD birimlerini eğitirken ve planlarken, örneğin: Giresun’da bir afet olursa Ordu ve Trabzon ekipleri hemen yardıma koşacak demiş. Ona göre planlamış. Allah göstermesin ama (misallendirmek için söylüyorum) Giresun’da deprem olmuş. Ordu’nun gelmesi gerekir, orada da olmuş. AFAD’ın müdürü veya gönüllülerinin bir kısmı ölmüş. Sağ kalanların da yakınları ölmüş…
Trabzon? Orası da öyle… Samsun, Sinop, Rize, Artvin, Amasya, Bayburt, Gümüşhane, Çorum, Sivas… On il… Hepsi aynı durumda…
Bu sefer Ankara, Kırıkkale, Zonguldak v.s’yi harekete geçiriyorsun. Uçakla gelmeleri lazım. Hangi havaalanı? Orgi… Pist çökmüş.
Trabzon; pist çökmüş…
Samsun; Pist müsait değil veya görevliler ölmüş.
Rize’ye gönderiyorsun. Rize’den TIR’lara yükledin. Aaa!! O ne? Yollar çökmüş.
Başka bir eski yol veya köy yolu buluyorsun. Dağlardan falan. Kar yağıyor, yollar kapalı. Yolu açıyorsun trafik tıkalı…
Buna rağmen gece saat 4.17’de olan depreme ertesi gün ikindi vakti yardım ekipleri ulaşıyor ama kepçe lazım, yeteri kadar kepçe yok. Hilti, sprey v.s lazım; yollarda…
Buna rağmen yine devletimiz ikinci güne o yolları kısmen, üçüncü güne tamamen açmış da oralara yardım ulaşmış.
Enkaza giriyorsun: on beş katlı, on katlı bir bina üst üste tost olmuş. En alttan ses geliyor; dele dele inerken önüne bir ceset geliyor. Onu çıkarmadan geçemezsin. Adamın kolon üstüne düşmüş. Kolonu kaldırman lazım. Saatlerce ona uğraş, çıkar. Devam ederken üç ceset daha önüne çıkıyor… Aynı durum.
Sese ininceye kadar ya ölüyor veya sağ kurtarıyorsun…
Biri gelip seni evinin enkazına götürüyor. Ses yok, sada yok. Amaç bir umut. Orada vakit geçirirken öbür yanda sağ olanlar ölüyor.
Delik açtın çalışıyorsun. Derken bir artçı. Plakaları oynatıyor. Sağ iken orada sıkışıyorsun.
Hastaneye götürüyorsun yaralıyı. Allah’tan ki her şehirde bir Şehir Hastanesi var ve hepsi sağlam… Lakin personel eksik. Kimi ölmüş kimi enkaz altında kiminin de cenazesi var!
Sen tüm bunları yaparken kar yağıyor, yağmur yağıyor… Hava soğuk…
Çalışan kurtarma ekibi soğuk havada arabada dinleniyor!
Yardım yapılmıyor diye haber gelen yerlerde stoklar, çalmalar oluyor. Bize yardım gelmedi denilen köyde 23 TIR çıkıyor mesela…
Telefonlar çekmiyor, haberleşemiyorsun…
Bir de sinyal karıştırıcılar var: hükümeti, devleti suçlayarak çöplük faresi gibi oralarda dolanan. Allah’tan ki milletimiz onlara bit kadar değer vermiyor.
Komünist, Ülkücünün çorbasını içiyor, Tarikatçı Kemalist düşüncelinin… Sünni Alevi’nin. Bölgede ayrım yok.
GİSİP’in toplantısından öğrendik gururlandık. Giresun’dan o bölgeye binden fazla araç gidiyor. Bunlar TIR ve diğer araçlar…
Yaşa Giresun!
Kurtuluş savaşında 47 ve 53. Alaylarla nasıl cepheye koştu isen aynı işi bugün de yaptın. Helal sana.
ÖNERİ
Deprem Bölgesinden gelen kardeşlerimize maddi destek yanında manevi de destek vermek elzemdir. Bunun için, orada da konuşuldu; ben teyiden tekrar edeyim; her aile için bir aile belirlenmelidir. Ayrıca okula gelen öğrencilerle her okul idaresi irtibata geçerek onları ziyaret etmelidir. Ancak bu ziyarette belirlenen kardeş aile, okulun rehber öğretmeni, okulun bir görevlisi veya görevlendireceği bir öğretmen… beraber gitmelidirler.
Bu da devletin ilgili birimlerinin koordinasyonu veya devletin bilgisi dahilinde STK’ların koordinasyonuyla olmalıdır.
Acımız çok büyük, sıkıntı ve yıkım çok büyük, yara çok büyüktür. Ama Allah her şeyden daha büyüktür. Milletimiz bu hasarlardan daha büyüktür.
Aşacağız. Bu sıkıntıyı da aşacağız.
Saracağız. Bu yarayı da saracağız Allah’ın izniyle. Vesselam.







