Filistinli askerler mücahit mi müşahit mi?
1979’da Sovyetler, Afganistan’a girince Afganlı savaşan askerlerin adı bir anda “Afgan askerleri, Afgan gerillaları, Afgan savaşçıları...” gibi anılmak yerine “Mücahit” olarak anılmaya başlandı. Bu gayet yerinde bir tanımdı lakin bizim medyanın aklına gelecek olan, gelse bile bir iki az tirajlı İslami gazetenin aklına gelebilirdi fakat o da diğer büyük tirajlı gazeteleri etkilemezdi.
Nasıl olmuştu da, tam ve doğru bir tanımlamayla “Afgan Mücahitleri” denilir olmuştu?
Bunun sebebini bilahare öğrendik.
Meğer ABD bir savaşa kalkışmazdan önce, tüm dünyada, algı yoluyla, basın ve neşriyat yoluyla önce propaganda yapıyor. Zihinleri işgal ediyor, altüst ediyor, kendi menfaatine olabilecek terim ve kavramları zihinlere yerleştiriyor, sonra da savaşa başlıyor.
Dünya insanı ABD galip de gelse, mağlup da olsa ABD ağzıyla konuşuyor, zihniyle düşünüyor.
Afganlılara “mücahit” denilmesi ABD’nin işine geliyordu. Çünkü savaş Sovyetler’e yani Amerika’nın mücadele halinde olduğu bloka karşı yapılmaktaydı. Sovyetler’in zarar görmesi veya mağlup olması Amerikan Emperyalizminin işine geliyordu.
Sovyetler Birliği’nin zihinleri işgal edecek bir yapılanması yoktu veya ancak Komünist ülkelerin medyasına tesir edebiliyordu.
Sovyetler Afganistan’dan çekildi. Mağlup oldu. Hatta 1989’da da dağıldı.
Bu sefer akıllarda bir resim kaldı: Duvara dayalı bir kalaşnikof ve önünde namaz kılan bir Afganlı...
Bu artık Afganlı mücahit olarak servis edilmiyor, aksine, Müslüman tipi olarak zihinlere kazınıyordu.
İşin aslı, Müslüman erkek deyince mutlaka eli silahlı, başında Afgan serpuşu; Müslüman kadın deyince de tepeden tırnağa, yüzü gözü de kapalı bir bayan...
Cehalet mi onlarda, görgüsüzlük mü onlarda, şiddet mi onlarda...
Amerika ve Batının Afganlı mücahitlere artık ihtiyacı yok!
Şimdi içimizdeki İslam’a Fransız kalanlar ne diyor: Türkiye’den gidin... Molla Ömer’in yanına, Taliban’a gidin...
Çünkü ABD Afganistan’a girmezden önce zihinlerimize yeniden girdi ve korkunç bir Üsame b. Ladin portresi çizdi.
Dehşet bir Taliban algısı döşedi. Zihinlerimizi yeniden formatladı. Artık en dindarımız bile, Üsame b. Ladin’e bir ders verilmeli demeye başladık.
ABD Afganistan’a girdi. Çocuk ve kadınları öldürdü. Ülkenin tarumar olmamış yerlerini de Amerika tarumar etti. Sonunda rezilce çıktı. Kimseyi baş eğdiremedi. Öldürdü ama korkutamadı.
Aynı şeyi Saddam Hüseyin’e yaptı. Aynı şeyi İran Irak savaşında İran’a yaptı.
Şimdi aynı hayâsızlığı, vahşiliği Filistin’e, Hamas’a yapıyor. İsrailli vampirleri cici, Filistinli mücahitleri öcü gösteriyor.
7 Ekimden beri bakıyorum; Filistinliler tugay oluyor, savaşçı oluyor, gerilla oluyor da bir türlü “mücahit” olmuyor, olamıyor.
Çünkü savaşın bir tarafında ABD ve Batı var.
İslami çizgideki basınımıza ve medyamıza da bakıyorum. FİLİSTİNLİ MÜCAHİTLER, HAMASLI MÜCAHİTLER yazan gür bir punto yok.
Sözün hülasası; zihinlerde işgal sona ermeden Gazze’deki işgal sona ermez. Biz kendi terminolojimizle, kendi anladığımız dilden konuşmalıyız. Zira ehli küfür önce aklımızı, sonra ruhumuzu zehirliyor, vesselam.







