--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fatih Erbakan bu sefer on ikiden vurdu

İdris Günaydın
İdris Günaydın
15

 

Bazen insanın ayağına bir ikbal gelir.

An olur insanın ayağına bir nasip gelir lakin insan bilemez de onu tekmeler.

Eğer bunu yapan bir parti başkanıysa yardakçıları alkış bile sunarlar. Ancak, ne büyük bir ikbali tekmelediğini yıllar sonra anlar. Fatih Erbakan, babasının mirası üzerinde siyaset yapan lakin henüz toylardan bir parti başkanıdır. 

Siyasette yelkenleri şişirebilmek hüner işi olduğu gibi şişen yelkenleri doğru yüzdürebilmek de hüner işidir.

Saadet Partisi Milli Görüşü kendisinin temsil ettiğini iddia ediyor. Yeniden Refah Partisi de aynı şeyi söylüyor. Ak Parti ise Milli Görüş tabanından aldığı hızla daha geniş çevreleri kucaklayarak, yani Milli Görüş davasına icraatlarıyla bir ivme kazandırarak yoluna devam ediyor.

Eğe Saadet ve Y.Refah, Milli Görüşçü olacaklarsa veya öyle kalacaklarsa ya da öyle anılacaklarsa Milli Görüş fikriyatına şerh veya haşiye cinsinden bir yorum katmalıdırlar.

•

Hep dedim ki; “Saadet Partisi Ak Parti’ye böyle fütursuzca saldırmamalıdır. Hatta zor geçitlerde destek olmalıdır. Çünkü Ak Parti’ye kök, mana ve kadro olarak en yakın parti Saadet’tir.”

Onlar ısrarla aykırı yol tuttular.

Hep dedim ki; “Ak Parti bir kitle partisidir. Dağılırsa “Baba Ocağı” Saadet’te toplanırız.”

Hayır. Saadet’in o çokbilmiş Temel’i: “Aynı kutuplar iter, zıt kutuplar çeker. Ben mühendisim. Fiziği iyi bilirim” mantığınca uzak durdu ve gitti celladının bıçağını yaladı.

Fatih Erbakan için gün doğmuştu. Saadet’in oyları orada toplanacaktı. Deva ve Gelecek’in oyları orada toplanacaktı. Ak Parti’den bunalan gayrı memnunlar oraya toplanacak ve Y.Refah barajı aşacaktı. Bu sefer olmasa gelecek sefere.

İlk görüşmeden sonra Cumhur İttifakı’na gireceğini reddedince; anladım ki bu iş nasip işi… Olmayınca olmuyor.

Ama sonra bir daha değerlendirmiş olmalılar ki; bu ara gelen eleştiriler de etkili olmuştur; ittifaka girme kararı almışlar. Hayırlı olsun.

Şimdi Fatih Erbakan’a yeni bir gün doğmuştur. Yukarıda saydıklarım Yeniden Refah’a dönecektir. Çürüyen ağaçların kalıntısı diğer bitkilere ve canlılara gıda olur. Saadet ve diğerleri bir bir eriyecek ve Yeniden Refah güçlenecektir.

•

Plevne Bulgaristan’dadır. Plevne Savaşının hikâyesini Bulgaristan’daki Türkler şöyle anlatır:

 Dünyanın en güçlü donanmasına sahip olduğumuz halde, ordu mevcudu Sultan Aziz tarafından 75.000’e çıkarıldığı halde Mehmet Ali Paşa ve Süleyman Paşa’nın, Osman Paşa’nın uyarılarına rağmen kuşatılmış Rus ordusunu ve limanlarını bombalamaktan vazgeçtiği ihanet sebebiyle maalesef Balkanlar’ı yitirdiğimiz harptir.

Bu ihanet sebebiyle Ruslar; Tuna Nehrini aşarak Romenleri, Bulgarları, Lehleri, Yunanlıları peşine takmış, hürriyet vaadiyle Osman Gazi’nin tek başına savunmak zorunda kaldığı küçücük şehir Plevne’yi muhasaraya almıştır.

Osman Gazi, Rusların Tuna Nehrini geçmeden dağlık bölgede yok edilmesinin mümkün olduğunu, Plevne Ovasına ulaşırlarsa bunun Osmanlı askeri için büyük yıkım olacağını defaatle mektuplarla Plevne Orduları Grup Kumandanı Mehmet Ali Paşa’ya ilettiği halde Mehmet Ali Paşa hiçbir müspet cevap vermemiş, Osman Gazi’yi adeta tek başına bırakmıştır. (Aradan iki asırdan fazla geçtiğinde Mehmet Ali Paşa’nın bir Yahudi olduğunu bu ihaneti de bu yüzden yaptığını belgeleriyle anlıyoruz.)

Plevne’ye yerleşen Osman Paşa, 20 Temmuz’da Rusları bozguna uğrattı. Olay Rusya’da büyük heyecana neden oldu. Osman Paşa, mağlup ettiği düşmanı 36 saat kovalamıştı!.. Süleyman Hüsnü Paşa hiç olmazsa elindeki kuvvetlerle bu kovalamacaya katılsaydı yine Ruslar imha edilebilirdi. Ancak ne Süleyman Paşa ne de M.Ali Paşa bu manevraya katılmadılar.(Keçecizade Fuat Paşa, “Kaçırılan Fırsatlar”, s.107-109)

İkinci Plevne Savaşında, 30 Temmuz’da, Osman Paşa tekrar Rusları bozguna uğrattı. 23 bin asker ve 58 topluk Türk kuvvetlerinin karşısında Rusların 50 bin asker ve 184 topu vardı. Osman Paşa 100 şehit vermiş, Rusların kaybı ise 7305 asker olmuştu.. Rusların mühimmatının büyük bir kısmı da yok edilmişti ve bu, bir zaferdi..

İkinci yenilgiden sonra Ruslar, Batı Plevne’yi boşalttılar. Yeniden seferberlik ilan ettiler ve Plevne’ye 188 bin kişilik askeri kuvvet yığdılar. İkinci Aleksandr’ın St.Petersburg’daki muhafız alayı bile Plevne’ye sevk edildi. Çar da Plevne’ye geldi. Başkomutan Grandük Nikola, Romanya Prensi Şarl’a bir telgraf çekerek, Romanya ordusundan yardım istiyordu: “Yardımımıza geliniz! Nereden isterseniz, nasıl isterseniz, ne şekilde isterseniz, Tuna’yı geçiniz, fakat bir an evvel yardımımıza koşunuz! Türkler bizi mahvediyorlar, Hristiyanlık davası kaybediyor..” (William von Herbert, “Plevne Müdafaasında Bir İngiliz Zabitinin Hatıraları”, s.83)

Şipka Dağında Bulgarların Osmanlıyı yendiklerine dair bir anıt var. Ruslar esir alınan Osman Paşaya kılıncını almayarak iade etti.

•

Gazi Osman Paşa Fatih Erbakan’dan orduyu al gel deseydi gitmeyecek miydi? Ne farkı var Bulgaristan’dan çıkmamıza sebep olan Rus askerleriyle Anadolu’dan çıkmamızı isteyen HDP’nin?

Ne farkı var Recep Tayyip gitsin, insin diye yırtınan ABD’nin, İngiltere, Fransa, Almanya, İran, İsrail, Mısır’ın...

Ne farkı var Erdoğan ile Gazi Osman Paşa’nın?

Ne farkı var Anadolu Türkiye’si ile Plevne’nin?

Bu seçim yüz yılın seçimi ve Fatih Erbakan ordusunu (seçmenini) alıp Cumhur İttifakına yardıma giderek doğru yapmıştır.

“Müslüman Müslümanın kardeşi” değil mi idi! “Müminler ancak kardeştir!” ayeti bu günlerde, böyle günlerde yaşanmayacak mıydı?

Herhalde Fatih Erbakan hükümet düşerse bir yerlere anıt dikecek değildi!

Fatih Erbakan! Bu davranışınla yolun açık olsun. Olması gerekeni yaptın. Lakin bir önerim var: Duyduğun bir haberi araştırmadan sakın propaganda malzemesi yapmayasın.

Sürekli de Refah Yol hükümetine atıf yapma derim. Kendi yapacaklarını anlat. Vesselam.

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle