Evet, bu seçim dar geçitte Çanakkale
Prof. Necati Özgenç… ABD’de yaşıyor. 14 Mayıs seçimlerinde ve bu seçimde 1500 km yol teperek seçim sandığı olan ile gitti ve oyunu Ak Partiden ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan yana kullandı.
Yeğenim Fatih Günaydın. ABD’de hoca. Gidiş geliş 1500 km. yol tepti. Daha altı aylık çocuğunu yanına alarak hanımıyla Miami’ye gidip oy kullandı. Recep Tayyip Erdoğan’a…
Yorumları şu: Biz de cihadımızı (vatanımıza olan borcumuzun bir kısmını) böyle ödedik..
Yurt dışında yaşayanlar çoğunlukla Türkiye’deki istikrara ve Recep Tayyip Erdoğan’a oy kullandılar.
Aslında yurt dışında yaşayanların iktidardan yana tercihte bulunmaması gerekmez miydi eğer Türkiye’deki muhalefet doğru söylüyorsa?
“Soğan onlarda sebil, un, yağ, sebze, meyve… Kiralar düşük, para bol… Sağlık sektörü bedava ve sanki her mahallede görevli/hazır bekleyen ambulanslar var.
Hatta belki de şöyle: Yollar, köprüler, tüneller, viyadükler…
Kitaplar okullar açıldığında masanın üzerinde, ücretsiz…
Nice okulda yemek bedava, süt, beslenme bedava…
Evlerinin kapıları, caddelerin kenarları, otoparklar arabayla dolu… Savunma Sanayii, Taarruz Sanayii, doğalgaz, petrol keşifleri o biçim ileride.
Her şehirlerinde evlerde ve sanayide doğalgaz var…
İnsanların ceplerinde kendilerine fazlasıyla yetecek kadar para.
Sosyal devlet prensibi gereği muhtarlar, kaymakamlar, valiler adeta fakir arıyorlar yardım etmek için…
Arabalarını kendileri üretiyorlar. Sebze ve meyvelerini kendileri yetiştiriyorlar… Balıkları kendi denizlerinden, süt ve peynirleri kendi mandıralarından, etleri kendi çiftliklerinden…
Tavuk, yumurta tamamen milli.
Türkiye gibi mi?
Giresun’da bir hasta ya Trabzon’a gönderiliyor ya Samsun’a. Çünkü hastanede yeteri kadar cihaz yok. Nitelikli doktor yok. Yatacak yatak yok.
Koca şehirde akşamın belli saatinden sonra yemek yemeye lokanta yok.
Ne acı değil mi?
Git Fransa’ya nisan ayında kiraz tezgaha iner ağustosa kadar tezgahlarda. Türkiye öyle mi? Temmuzdan önce kiraz ağustostan önce şeftali bulabilir misin?
Türkiye’ye geliş gidişlerinde çektikleri sıkıntıları onlar biliyor.
Yurt dışında modern marketlerde alışverişe alışmışlar. Türkiye’de hâlâ Ali dayının bakkalından alışveriş yapıyorlar! Paralarını doyasıya harcayamıyorlar bile!”
İşin şakasını bir yana bırakalım; demek Türkiye eski Türkiye değil! Demek yirmi bir yıl önceki Türkiye değil… Çoğu ülkeye vizesiz gidiliyor artık. Ve özellikle Avrupa’da yaşayan Türkler Türkiye’den de emekli. Paraları burada bankada birikiyor. Geldiklerinde o paralarından harcama yapıyorlar. Ve kendileri söylüyorlar: “Yaşama Türkiye’de… Kalkınma Türkiye’de! Avrupa’da para kazansan bile iş, iş… Kalkınma var ama yıllar önce yapılmış. Türkiye gibi yeni değil. Memleketimize şaşıyoruz, hayran kalıyoruz.”
Ama bu seçimde şunları da bizim göz ardı etmememiz gerekiyor:
Kandil’deki ahırlardan Kalaşnikof gösterip tehdit edenler var. Onların silahlarının düdüklerinin durması gereken en münasip yer bu pazar belli olacak. O bizim elimizde.
Batı ülkelerinden tehdit savuran Fetö’cüler var. Onların da savurduklarının nerede durması gerektiği bu pazar anlaşılacak; bizim elimizde.
Ya Süleyman Efendi cemaati? Sizin de bu pazar yeni künyeniz belli olacak.
Bu millete tehdit söker mi?
Her ne kadar şeytanla hareket edenler çıksa da çoğunluğun meleklerle beraber olacağı geçmiş yaşanmışlıklardan belli.
Rahmetli Erbakan Hocamız: “Bizim milletimizin çoğunluğu batıl üzere cem etmez” derdi. Batıl üzere cem etmeyenlerimiz gün sayıyor inşallah.
Muhalefete bakıyoruz: Eğer kendilerine “Hindu seçmenler var lakin oylarını almak için ineğe tapmanız gerekiyor” denilse onu bile yapar. Nasıl olsa Kılıçdaroğlu ne derse desin, ne yaparsa yapsın, her dediğinde ve yaptığında bir keramet arayan, kabul eden veya köprüyü geçinceye kadar eşeğe dayı diyecek olan bir kitle var.
Kılıçdaroğlu kazanırsa sekiz yardımcı ile, TBMM’nin üçte birine ancak hakim, bir yanda PKK’nın tüfenginin dipçiği böğründe, diğer yandan Zafer ve İYİ Partinin muştası yanağında… Deva, Gelecek, Saadet’in üfürüğü ensesinde olmak üzere, % 25 oy oranı ile ülkeyi yöneteceğini iddia ediyor. Ediyor da milyonlar buna inanıyor!
Savunan nasıl bir akla sahip, inanan nasıl bir akla sahip?
“Türkiye Tayyip’ten kurtulsun da…” demekle “Yeter ki bir günlüğüne de olsa iktidara gelelim de…” demek aynı şey.
Geçmişte bu mantıkla ülkemizi yönetenler esnafın yazar kasalarının kendi suratlarına fırlatılmasına sebep oldular.
İstiklal Savaşı’nda şehit olan insanımız sayısınca sağ/sol çatışmasıyla pırıl pırıl gençlerimizin ölmesine sebep oldular.
Batının: “Topraklarınız ve ikliminiz çok verimli. Şeftali yetiştirin de sizden alalım” tavsiyesine kandılar da ne sanayileşebildik ne de iyi şeftali yetiştirebildik. Son yıllara kadar.
Şimdi ne kalkınmışlığı beğeniyor, ne cebindeki parayı ne altındaki arabayı…
Merak etmeyin! Tayyip Bey bir beş yıl için daha seçilirse uzaya sizin için köprü kuracak. Orada yaşayacaksınız. Bize tepeden bakacak ve mutlu, mus mutlu olacaksınız vesselam.







