--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dövdük, öldürdük; ülke kime kaldı?

İdris Günaydın
İdris Günaydın
9

 

Komiser akşam biraz geç gelmişti. Hanımı, çocuklarıyla balkonda oturuyorlardı hâlâ. Kocasını görünce kadın balkondan mutfağa koştu. Belli ki masayı donatacak. Yemek vakti.

Komiser elindeki paketi çocuklara verdikten sonra üst kata çıktı. Ev sahibine söyleyecekleri vardı.

Ev sahibi komiseri görünce içeri buyur etti. Komiser içeriye apansız girip daha gösterilen yere oturmadan anlatmaya başladı:

- Seninkini dut gibi yaptım az önce. Kollarım yoruldu. Bi hayli dövdüm.

- Öyle mi? Ne diyor peki? Konuşuyor mu?

- Hiç bi şey bilmiyormuş ama konuşturacağım! Ayaklarının altı vura vura kıp kırmızı soyuldu. Tuz üzerinde yürütüyoruz…

Tarih 12 Eylül 1980 sonrası… Sol görüşlü bir öğretmen.

Hüseyin, yapılan işkenceden ötürü altına kaçırdı defalarca ve sonunda erkekliğini kaybetti.

Tarih 12 Eylül 1980 sonrası… Bir tarikate mensup genç.

Aslan, günlerce zindanda kaldı, ışık göremedi, şuurunu kaybetti sonunda.

Tarih 12 Eylül 1980 sonrası… Bir ülkücü.

Ayşe bitirmeye üç ay kala okulunu bırakmak zorunda kaldı. Sonunda zorla evlendirdiler ve kocasıyla anlaşamadı. Maalesef iki çocuğu ile ayrıldı. Matematik öğretmeni olacakken bir tekstil atölyesinde çalışmak zorunda kaldı.

Tarih 28 Şubat 1997 sonrası… Bir başörtülü kız.

Sevgi, peruk takarak devam ettiği okulundan atıldı. Peruk kabul edilmedi. En samimi arkadaşından bile ilgi göremedi okuldan atıldığında. Günah keçisi yapıldı. Düşüne düşüne ruh hastası oldu.

Tarih 28 Şubat 1997 sonrası bir başörtülü.

Necdet, çok yüksek puan aldığı halde, emsalleri nükleer tıp okurken, o katsayı engelinden ötürü İlahiyatı kazandı. Kaydını dondurdu, bir daha girdi sınava lakin puan kesildiği için Sınıf Öğretmenliğini kazanabildi.

Tarih 28 Şubat 1997 sonrası bir İmam Hatipli.

Ahmet, üsteğmenliğe kadar yükseldiği askeriyeden çok başarılı bir subay olduğu halde atıldı. Bir şirkette çalıştı yıllarca. Her işten eve geldiğinde Türk bayrağı ile yan yana olan üniformalı resmini gözlerinden yaş akıta akıta selamladı.

Tarih 28 Şubat sonrası bir Üsteğmen.

1990 yılında askerim. Kısa dönem çavuş adayı… Dişlerim apse yapmış, her gün revire gidiyorum. İğne yemek için. Bir gün benim gibi askerliğini geciktirmiş bir asker geldi. Yeni gelmiş. Elbiseleri yeni ve temiz. Ağustos ayında sırtında parke... Sakin, beyzade bir tavrı var.

Tanıştık. Ordu Ulubeyli veya Kumrulu… Ülkücülük Davasından on yıl içerde yatmış. Suçsuzluğu ispat olunca da hapisten çıkıp askere gelmiş.

Birçok şey anlattı. Hastalık kaptığını ve ağustos sıcağında bile üşüdüğünü söyledi. İzmir’in Bornova’sı gibi yerde…

Anlattıklarından biri çok ilginç: 12 Eylül İhtilalinin ilk günlerindeyiz. Asker hepimizi sırayla götürüp işkence yapıyor. Ağzımızdan laf almak istiyor. Koğuşlar karışık. Sağcısı solcusu, tarikatçısı… Hep biriz. Bir yatakta üç kişi yatıyoruz.

İçimizde biri var. Yasadışı MLSP’den tutuklu. Sürekli dövüyorlar sonra da iki büklüm getirip koğuşun ortasına atıyorlar. Öyle hale geldi ki; bir kez daha dayak yese ölecek!

Ölmesin aman diye askerler bir daha almaya geldiğinde onun yerine biz gittik dayak yedik!

Dünkü silah çektiğimiz adamın yerine bu gün gönüllü dayak yedik!...

İşte bu!

Ne oldu? Öldürdük ne oldu?

Dövdük ne oldu?

Hasta ettik ne oldu?

Astık ne oldu?

Arapların petrolü mü azaldı? İsrail, Siyonizm sevdasından vaz mı geçti? Filistin özgür mü oldu? Avrupa, emperyalist emellerini sona mı erdirdi? Rusya sıcak denizlere inmekten vaz mı geçti? Çin, Doğu Türkistan’a hürriyet mi verdi?

Ne oldu?

İçeride ihracat patlaması mı oldu? Sanayileşme kat kat arttı mı? Heykeller para mı kırıyor şıngır mıngır? Fert başına milli hasıla 20.000 doları mı geçti?

İş döndü dolaştı CHP’nin helalleşmesine geldi. Başörtüsüne sahip çıkmasına geldi. Daha fazla özgürlük, daha fazla insan hakları vaadine geldi…

“Dinime dahleden bari Müselman olsa! Yani, dinime giren bari Müslüman olsa” darbı meselini yeniden hatırlama zamanı geldi.

İş döndü dolaştı, Ülkücülerin bir bölümü ile CHP’nin iş birliğine geldi.

Önümüzde seçim var. Bu seçimde kendi partilerinden seçilecek listeye giremeyecek aday adaylarına, söz gelimi Ak Parti, seçilecekleri yerden adaylık teklifinde bulunsa, en koyu CHP’li; İyi Partili, HDP li… Veya tersi… Teklifi kabul eder.

Ne muhafazakârlık kalır, ne milliyetçilik ne Atatürkçülük!

Öyle ise niçin, bu izahı zor tavırlar, yutulması zor sözler, kabul edilmesi zor saldırılar…

1995 seçimlerinde Refah Partisi Giresun’un listesini Yüksek Seçim Kurulu’na diğer partilerden sonra verdi. O geç verdiği saate kadar ANAP’tan, Doğru Yol’dan kendi partilerinin listesine girememiş veya seçilebilecek yere konmamış nice tanıdık adaylar Refah Partisine üşüştüler. Bizi listeye koyun diye…

Hani siz bir gün önce Refah’ın politikasını beğenmezdiniz, merhum Erbakan ve arkadaşlarını takunyacı, dinci, hayalci… ilan ederdiniz?!

İnanç nokta-i nazarı hariç, tüm partiler birbirlerine yakındır aslında. Sadece inanç nokta-i nazarı hariç.

O nokta Âdem Peygamber zamanında da kritik ve en hassas nokta idi, Nuh Peygamber zamanında da, Hz. Muhammed (A.S) zamanında da… Bugün de…

Konu iman meselesi değilse, eleştirmeye evet, fakat kalp kırmaya gerek yok, vesselam!

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle