Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş’a
Sayın Başkan!
Göreve geldiğiniz 16 Eylül 2017’den bugüne size ve Diyanet Kurumuna haksızca saldıran, özellikle “hutbelerde Mustafa Kemal’e yer verilmiyor, maneviyatı ağır gecelerde Mustafa Kemal’in adı anılmıyor” diye aksırıp, hapşırıp üzerinize yürüyenlere karşı dik duruşunuzdan ötürü tebrik ediyorum. Müslümanların, o makamda dik durabilecek, birkaç müfterinin geğirtilerine nazif mendillerle burnunu tutarak aralarından geçecek başkanlara ihtiyacı var.
“Yel kayadan ne alır?” tavrıyla onların sözlerine, iftira ve kışkırtmalarına i’tibar etmemeniz sayesinde yüreğimiz yağ bağlıyor; bilesiniz!
Sayın Başkan!
Türkiye’de yapılan reformların, icraatların istenilen verimi vermediği alan Milli Eğitimdir. Lakin en çok paradigma değişikliğine gidilmesi gereken, gittikçe kan kaybeden, i’tibardan düşen de İmam Hatip camiası ile Diyanet Kurumudur.
“Dinde reform” ancak İslam dışı dinleri bağlayacak bir teklif olabilir. Lakin Diyanet’te veya dini hizmetlerde acilen reforma gidilmelidir. Yapısal reforma gidilmelidir.
Camiler boştur. Yeni camiler inşa edilirken iç süslemelerine gereksiz yere trilyonlar harcanmaktadır. Cami inşaatlarının maliyeti artarken cemaat ise o nisbette artmamaktadır. Pandemi sebebi ile camiye gidemeyenler, bunu alışkanlık haline getirdiklerinden, Cuma cemaati de eski yoğunluğuna henüz ulaşmamıştır..
Şimdi aşağıya, madde madde yapılması gerekenleri kendi aklımca yazacağım. İnşaallah üzerinde düşünülür de bu yazı da hayra vesile olur.
1-İmam Hatiplerin çalışma ve görev tanımları yeniden değerlendirilmelidir. Bir yıl geçmiş bir kişiyi bile cemaate kazandıramamış, çevresiyle dostluk ve diyalog kuramamış imamın ne imameti ne hitabeti ne de nasihati yersizdir, anlamsızdır, can sıkıcıdır. Böyle imamlar tenzili rütbe ile başka kurumlara transfer edilmelidir. Bunun için Diyanet İşlerinde yeni bir kanuni düzenlemeye gidilmesi şarttır.
2-Müftü deyince akla evrak imzalayan bürokrat değil, halkın dini ihtiyaçlarını karşılamak üzere örgütlenmiş Diyaneti, bulunduğu mahalde daha verimli çalıştıracak bilge kişi gelmektedir.
Müftü bizzat çalışmayan İmam Hatipleri denetlemekte, terk edilmiş cami hüviyetine itilmiş camileri faal hale getirmekte aktif rol alan bir amir olmalıdır. Murakıp bu görevi yapıyor denilebilir. Görünen manzara o ki; ya murakıplar görevini yapmıyor ya yapamıyor ya da kanuni yetki sınırlıdır.
3-Özellikle turistik bölgeler ile şehirler arası yollar, limanlar, havaalanları, gar ve istasyonların civarındaki camilerin:
a-Açık tutulması,
b-Aydınlatılması,
c-Tuvaletlerinin temiz tutulması ve tuvalet mendili gibi temizleme malzemelerinin bulundurulması,
d-Şadırvanların insanı kirletecek şekilde değil temiz çıkabilecek şekilde yeniden dizayn edilmesi,
e-Mutlaka şadırvan ve tuvalet konusunda kadınların mahallerinin düşünülmesi,
f-Evlerimizin %90 klozetli hale geldiğini, insanların klozetle yeni bir taharet kültürüne alıştığını ve elle taharet yapmanın artık tarih olduğunu var sayarak, tuvalet kabinlerinin onda sekizinin klozete dönüştürülmesi gerekmektedir.
Maalesef bir şadırvan projemiz yoktur. Herkes bildiği gibi şadırvan yapmakta fakat o şadırvanlar eziyet üzerine eziyet vermektedir.
Örnek şadırvan olarak Giresun Teyyaredüzü Serpile Hatun Camii şadırvanını tavsiye edebilirim. Buna göre düzenlenmelidir.
Sayın Başkan,
Vaaz devri neredeyse ikindi vaktinin grubunu yaşamaktadır. Yeni yollar bulunmalıdır.
Tekrar söylüyorum: Bir yılda yani üç yüz atmış beş günde bir kişiyi ikna edip namaza başlatamayan imamın gözü imamette, kulağı ezanda değildir.
Cumhurbaşkanı ikna edilerek yeni bir görev alanı ve sorumluluk konsepti belirlenmelidir.
Yüz bin imamın olduğu bir ülkede her imam bir yılda bir Müslümanı namaza başlatamıyorsa o kişi görevini hakkıyla yapmakta mıdır?
Şehirler arası yollar ve turistik bölgelerde öyle cami lavaboları var ki; insan temiz girip pis çıkmaktadır. Ayrıca cami lavabolarında tuvalet kağıdı gibi eşyalar bulunmamaktadır.
Makamdaki dik duruşunuzu alkışlarken bu gerçekler karşısında da aynı dik duruşu göstermenizi temenni ederim.
Sizden bir kurultay düzenlemenizi ve bu kurultaya “aman efendim, yaman efendim, hakkı aliniz var efendim” diye diye sırtı düzleşmiş kimseleri değil, dini hizmetlerin felsefi değil de ameli açıdan daha verimli hale gelmesi için, en agresif ve muhalif düşünceye sahip olanları çağırmanızı tavsiye ederim.
Vesselam.







