Dini hayatımızda Türkiye’nin en güzel projesiydi, FETÖ gölgesi düştü!
Kutlu Doğum Haftası’ndan söz ediyorum. İlk kez Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V)’in doğum yıldönümü haftası, anlamlı ve planlı programlarla kutlanıyordu.
O yıllarda öğretmendim. Bir hafta süren Kutlu Doğum Haftası süresince, şahsen şu faaliyetleri yapmıştım: Seçtiğim bir grup öğrenciye, laleler ve güller satın alıp sabahçı ise öğleden sonra, öğlenci ise ertesi sabah, Giresun’un mülki amirlerine “Kutlu Doğum Haftalarını da tebrik ederek” takdim ettiriyordum.
Ayrıca şehrin muhtelif kurumları “Kutlu Doğum Haftası etkinliği” adı altında toplantılar yapıyor, değişik veçhesiyle Peygamberimiz anlatılıyordu.
Bu programlar üniversitelerde de başlamış ve liselere inmeye başlamıştı.
Lise ve ortaokullarda resim, şiir, makale yarışmaları gibi etkinlikler yapılmaya başlanmış, birinci, ikinci, üçüncüye hediyeler takdim edilir olmuştu.
Bugün okullarımızda, hâlâ revaçta bulamayan Değerler Eğitimi anlayışı, Kutlu Doğum Haftası etkinlikleriyle o yıllarda başlamıştı.
Kutlu Doğum Haftası, yılın başından bilindiği için, hassas olanlar ne tür programlar yapabilirizi planlayabiliyordu.
İlk kez, Peygamberimizin topluma, daha doğru ve etkin bir şekilde anlatılacağına dair umudum ve inancım pekişmeye başlamıştı.
Sonra?
Sonra bu güzel programa Fetö gölgesi düştü veya düşürüldü.
Fetö projesi de olsa isabetli bir projeydi.
Şimdi?
Şimdi Rebiülevvel ayının on ikisi geliyor. Televizyondan ve sosyal medyadan “Yarın gece Mevlit Kandili” diye bir yazı okuyoruz. O gecede mevlit okunuyor. Dinleyen dinliyor, çoğu kimse dinlemiyor. Kocaman bir yıl bu manada geçip gidiyor.
Ne kazandık?
Hiçbir şey.
Karşı çıkanlar yerine alternatif ne koydular?
Hiçbir şey…
Müslümanların en büyük eksiği düşünce üretememeleridir zaten. Üretilenleri de kolayca harcıyoruz.
İslam dünyasının bu anlamda en hazır üç ülkesi var denilir: Türkiye, İran ve Mısır… Türkiye düşünce ve fikir üretiminde bu ülkelerden de geride.
Okullarımızdan, birilerinin itirazı üzerine Felsefe dersleri kaldırıldı bir dönem. Mutlaka buna karşı çıkanlar Felsefe dersini doğru dürüst okumayanlar veya okuduğunu anlamayanlardır.
Gerekçeleri de şu idi: Felsefe dersi çocukları inkarcı yapıyor!...
Felsefeyi düzgün yazarsanız, düzgün kitap hazırlarsanız kimse inkârcı olmaz.
Bugün liselerimizde Deist ve Ateist gençler olduğunu, hatta sayılarının azımsanmayacak kadar yüksek olduğunu biliyoruz. Yeni Deist veya Ateist gençlerin yetişmemesinin tek yolu Felsefedir. Lakin Felsefe kitabını inkârcı birine yazdırırsan o kitap inkârcı yetiştirir.
Montaigne’nin “Denemeler”inde “Filozoflar ve Tanrılar” başlıklı bölüm var. Bu bölüm, azıcık aklı başında olana göre inkârcılığın kökünü kurutuyor. Bu ve bunun gibi düşünür ve felsefecilerin fikir ve düşüncelerini işleyip, yazılarını okuma parçası olarak koyarsanız suyu yatağına salıvermiş olursunuz.
Mesela Sartre’yi okutup, Existansiyalizmi öğrettiğinizde onun eleştirisini de koyacaksınız.
Auguste Comte’yi anlattığınızda yanına da eleştirisini...
Bu konuda hocam Sadettin Elibol’un “Sınıfsız Dünyası” isabetli bir eserdir.
Liselerimize mutlaka “Mukayeseli Dinler Tarihi, Mukayeseli Mezhepler Tarihi ve Mukayeseli Felsefi Düşünceler” dersleri konulmalıdır.
Lise çağındaki genç, bir düşünce arayışındadır. Kendini farklı bir kulvarda isbat etmek istemektedir. Farklılık peşindedir.
Bugünün Deist ve Ateistlerinin orta yaşlılıkta inanca döneceği muhakkaktır.
Okuduğumuz yıllarda liselerimiz sol görüşlü, felsefi anlamda inkârcı kaynıyordu. Bugün onlardan çok azı kaldı inkâr eden.
Ama yine de işi sıkıya almak gerekir. Çünkü sosyal medya gençlerimize denetlenemeyen çok geniş bir saha sundu. Bu durumda lise çağında işi sıkıya almak gerekir.
Hâsılı, Peygamberimizi doğru anlamak, inancı doğru anlamak genç beyinlerin aşılanması çağında vesileler bulmakla mümkündür. Onun için, Kutlu Doğum Haftası 20 Nisan’dan sonraya alınmalı ve bir hafta sürmelidir.
Okullarımıza “Mukayeseli Dinler tarihi, Mezhepler Tarihi ve Mukayeseli Felsefi Düşünceler” dersleri konulmalıdır.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitabı mantıklı bir içeriğe kavuşturulmalıdır.
Zira boş yere çırpınmak ve boş boş eleştirmek sadece zarar olarak geri döner. Unutmayalım ki bu ülkede, bir dini cemaat liderinin kızı intihar etmiştir. Dini cemaat lideri de olsanız yol iknadan geçmektedir. O da felsefe veya kelam’la mümkündür, vesselam.







