--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Deprem, yine deprem, yine deprem...

İdris Günaydın
İdris Günaydın
18

 

Allah milletimize yeni acılar göstermesin.

Bu deprem sanılandan daha büyük, yıkıcı ve ölü sayısı çok gibi.

On ilin en az yüz ilçesi var. İlçelerden ve köylerden tam ve sağlıklı haberin geldiğini sanmıyorum. Kaldı ki; bu on ilin köyleri toplu köyler. Karadeniz gibi dağınık değil. Köyden şehire de bizdeki kadar göçün olduğunu sanmıyorum.

 Giresun’dan bile hissedilen depremin alanı son yüz yılların en dehşetli depremlerinden daha korkunç.

Etki alanı daha geniş ve yıkılan her bina en az on katlı. Yani neredeyse bir köy gibi.

Mevsim son derece soğuk ve yağışlı…

Allah yardım etsin.

NEDEN OLUYOR?

Depremin neden olduğunun iki izahı var: Fiziki, ilahi…

Fiziki izahını deprem uzmanları yapıyor. Fay hatları, çürük malzemeyle yapılan binalar, fay zonlarının çarpışması… Bunlar işin fiziki izahıdır ve kimse buna itiraz da edemez, yanlış da diyemez.

Lakin meselenin bir de şöyle bir izahı var: Mesela evinizde otururken camınıza bir taş geldi. Pencereden baktınız bir çocuk. Kaçıyor. Anladınız ki; fail o. Taşı o attı. Camı o kırdı…

Bir fizik mühendisini çağırıp taşın geliş hızını, cama çarpma şiddetini hesap ettirmez, aksine, çocuğu yakalarsınız:

- Niçin attın?

Sebebini söyler çocuk: “Oğlunla kavga ettim, beni dövdü… Sana gıcığım… Annem veya babam yönlendirdi… v.s” der.

Demek oluyor ki her fiziki olayın bir oluş şekli olduğu gibi bir de faili var!

Depremi kim yapıyor?

Kimin gücü yeterse o yapıyor…

Niçin yapıyor?

İşte bütün mesele bu niçine cevap vermekte.

Doğru cevap vermekte…

Deprem gibi büyük olayları da, yaprağın sallanması gibi küçük olayları da yapan Allah.

Niçin yapıyor?

1999 depreminde Kur’an-ı Kerim’in 99. Suresi olan “Zilzal Suresi” çokça okunmuş ve çokça konuşulmuştu: “Yer o sarsıntıyla sarsıldığında, yer ağırlıklarını çıkardığında, insan “Buna ne oluyor?” dediğinde, o gün yer bütün haberlerini anlatır. Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir.”

Denilmişti ki; 1999 yılında 99. surede Allah: “Yer bütün haberlerini o gün anlatır” diyor. Bakın işte bugün anlatıyor.

Diyor ki; Malzemeden çalmayın, deniz kumuyla yapmayın, yumuşak zeminlere ev yapmayın. Aşırı yüksek binalar yapmayın. Planda kendi kafanıza göre tadilat yapmayın. İçine döşediğiniz malzemeleri düzgün şekilde yapacak ustalara yaptırın. “Bugün bir iş bulsam da üç beş kuruş almak için çalışsam” diyeni değil, işindeki kalitesiyle tanınmış ustalara işi yaptırın…”

Bu depreme bakalım: Kur’an-ı Kerim 7/4,5,6 ayetler: “Biz nice memleketler helak etmişizdir ki; onlara baskınımız gece yatarlarken veya gündüz uyurken gelmişti.

Azabımız kendilerine gelince “Bizler gerçekten zulmettik” demekten başka bir şey olmadı.

Sonra kesinlikle, peygamber gönderilen ümmetlere soracağız; kesinlikle gönderilen peygamberlere de soracağız.

Ve onlara olup bitenleri tam bir bilgi ile mutlaka anlatacağız. Biz her an onların yanındaydık.” (Elmalı Tefsiri)

Yani Rabbimiz diyor ki; “Yer bütün haberlerini bu gün anlatıyor.” Adeta soruyor: Bu bölge üzerinde bu kaçıncı deprem? Bu bölgeye yaptığınız bina neden çürük? Bu bölgenin sağlam zemin etüdünü yapmayana veya yaptırmayana ruhsat verilmemesi gerekirken… Ey müteahhit!

Sırf üç kuruş ucuza satacağım diye malzemeden çalarak, zemini dikkate almayarak, çok kazanacağım diye fazla kat atarak, hangi partili belediyeyi kazanmışsa o partinin rozetini takıp günlerce “kat artırımına izin versin” diye kapısında bekleyerek…

Ee! Yandı yıkıldı, hanüman oldu yaptığınız şehirler. Girdiniz binlerce insanın kanına… Her şeyden de Allah’ın haberi vardı. Bugün yarın mahkemelerde bir bir hesap vereceksiniz de asıl hesap ahirette…

Dünya mahkemesinde “alavere, dalavere…” belki ucuza işi bağlarsınız. Lakin İlahi Mahkemede bütün konuşmalarınız, niyetleriniz, hileleriniz Allah’ın elinde.

Nereye kaçacaksınız?

Değerli okuyucu!

Köyüme bir ev yaptırdım bir de su deposu… Su deposu 20 tonluk. Şu ana kadar bir damla dışına sızdırmış değil. On yedi sene önce nasıl yapılmışsa öyle…

Ama yapan usta öyle demir atıp çimento harcadı ki; o zaman şaşmıştık.

Türkiye’deki binaların dış cephelerine bir göz atın. Mantolanmamış binaların hepsinin dışında harita gibi kabarıklık veya su lekeleri görürsünüz. Yani baktığınızda dairelerin tuvalet/banyolarının yerlerini anlarsınız.

Nedendir?

Plastik borularda conta ile birlikte boruyu dirseğe takmak zordur. Usta contayı çıkarır ve boruyu dirseğe öyle takar. Nasıl olsa dirsek aşağı meyillidir ve su sızdırmaz.

Ama Almanya’da bir tane böyle bina göremezsiniz. En az yüz yaşında binalar.

Elin gâvuru Müslümanca iş yapıyor. Gâvurluğu kendine, işi bana...

Tabiat olayları her zaman olur ve olacaktır. Yağmur yağmasın mı? Rüzgâr esmesin mi?

Asıl sen ne kadar sağlam duruyorsun? Ona bak vesselam. 

 

İdris Günaydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle