Deprem ve sonrası!
Darılmaca yok, gücenmece hiç yok; Tayyip Bey’in hataları var. Hem de çok hataları var diyesim bile geliyor.
Tayyip Bey sanıyor ki; kendisi herhangi bir Cumhurbaşkanı veya Devlet Başkanı. Öyle değil işte! İktidar yanlısı olanlar onu has bir kul olarak, akıllı, dirayetli, becerikli bir idareci olarak görüyor, biliyor… Belki de olduğundan fazla bir başarı bekliyorlar kendisinden. Maharet ve dirayet bekliyorlar. Asıl beklenti muhalefette.
Muhalif olanlarda, Tayyip Beyi hiç mi hiç sevmeyenlerde beklenti daha büyük.
İki grup bunlar:
Birinci grup: “Yapacak efendim! İktidar değil mi? Bu kadar yetkiyi aldı” diyerek, aslında “Tayyip Beyin fevkinde bir idareci gelmediği” itirafını açığa vurmayarak onu yıpratmaya çalışıyorlar.
Sevmiyorlar ya!
İkinci grup ise; Tayyip Bey’e muhalefet ederlerse yaptıkları eleştirinin ciddiye alınacağını, birileri tarafından izleneceğini, dinleneceğini ve bir kıymete dönüşeceğini bilip ha bire saldırıyorlar. Şunu çok iyi biliyorlar ki; Tayyip Erdoğan iktidardan giderse en çok onlar üzülecek… Çünkü yapacakları muhalefetin bir anlamı kalmayacak. Çocukluğumuzda akranlarımızla bazen ormanlarda ağaca çıkma yarışması yapardık. Herkes hızla koşarak bir ağaca tırmanırdı. Sonra da değerlendirme yapardık: İnce ağaca çıkan elenirdi. Küçük ağaca çıkan elenirdi. Dalları sık olan ağaca çıkan elenirdi. En kalın, en uzun, en çıplak (dalı seyrek) ağaca en çabuk çıkan kazanırdı. Çünkü aslolan zoru başarmak… Büyük gölde boğul…
Tayyip Beye saldırmaktan aldıkları hazzı Ecevit’e saldırmakla aldılar mı?
Alabilirler mi? Mesela Mesut Yılmaz’a, Murat Karayalçın’a?... Onlar zaten üfürükle ayakta duran siyasetçilerdi!
Şimdi deprem dolayısı ile Tayyip Beyi eleştirenlerin haklı(!) oldukları hususları maddeleyelim:
1-Sen koskoca Tayyip Erdoğan’sın; deprem olacağını üç gün önceden neden haber vermedin? Evleri boşalttırmadın?
Nereden mi bileceksin deprem olacağını? O zaman niçin o makamda oturuyorsun?
2-Eğer deprem o bölgede günahların çoğalması yüzünden olduysa (haşa) neden bir günahları af yasası çıkarmadın?
3- Madem ki depremi engelleyemedin; niçin (haşa)ölümleri engellemedin?
4-Evleri yıkılanlara üç beş kuruş para veriyorsun, kabul de neden bir dairesi yıkılana iki daire taahhüdünde bulunmuyorsun?
5- Can Ataklı gibi böyyük, i’tibarlı, sahibinin sesi gazetecilerin dediği ve istediği gibi neden davranmıyorsun? Ne demişti Can, ne istiyordu Tele 1, Halk, Fox; Cumhuriyet, Sözcü, Karar, Yeni Asya, Yeni Mesaj, Milli Gazete, Yeni Çağ, altılı masa… Senin ey Tayyip Erdoğan; bu zamanda Beştepe’deki külliyeden dışarı adım atmaman gerekir.
Çok korkmalısın! Deprem bölgesini değil, Ankara’da her hangi bir yeri bile gezememen gerekir. Çünkü halkın seni linç etmesi lazım! Ama sen tutup Hatay’a, Maraş’a, Malatya’ya; her yere gidiyorsun. Halk seni taş yağmuruna tutmalı iken omuzlarına kaldırıyor!
Kılıçdaroğlu’nu Ankara’dan Hatay’a kadar kırmızı halıyla karşılamaları gerekirken yuhalıyorlar… Adam neredeyse “kardeş İran’da meydana gelen bu üzücü deprem dolayısıyla…” diyecek şaşkınlıktan!
Sen Kasımpaşa’da dolaşır gibi dolaşıyorsun!
Tayyip Beyin suçu çok büyük!
Gitmeli artık! Zamanı geldi?! Hâlâ Dünya Bankasına yalvarmadı! Hâlâ IMF’ye işmar etmedi! Milletten para topluyor görülmemiş bir rekorla…
Yoo! Artık dayanılamaz buna. Gitmelisin Tayyip Erdoğan! Bir de o ne? Enkazda çalışan gönüllüler “Allahuekber” diyor da bir tane “Mustafa Kemalin askerleriyiz” diye nara sallayan yok!
Artık tahammül sınırını aştın. Bu kadar insan meccanen gelip orada yorgun, uykusuz, yarı aç çalışıyor.
Atatürkçü Düşünce Derneğine düşünme zamanı bile bırakmadılar!
Çağdaşa Yaşamı bir türlü destekleyemiyoruz senin yüzünden.
Sonra, sonra… Enkazdan bir tane Atatürkçü çıkarmadılar ha! Nutuk okuyarak çıkan bir kimse bile yok. Hepsi salavat getiriyor!
Değerli okuyucu!
Yazdığım yazı, evet bir ironi lakin sanki böyle isteniyor. Sanki Tayyip Erdoğan, eskiden televizyon kanallarında gösterilen HE-MAN gibi biri olarak düşünülüyor.
Hatta Allah’a inanmayanlar bile ilah kadar güçlü olmasını istiyor haşa!
O da bir insan, bir beşer, bir kul… Ne var ki lider. Ne var ki inanmış bir insan, siyasetçi… Ne var ki ülkesini sözde değil özde seven insan…
Dürüst olun, dürüst. Boyunuz uzarken şerefiniz devrilmesin. “Zamanında niçin müdahale edilmemiş diye tın tın öteceğinize” sabah deprem olduğunu duyar duymaz niçin yollara düşmediniz?
Neden sizin gibi laik seviciler bir o yan bir bu yan bükülürken TIR’ları yüklemediniz?
Yollar mı kapalıydı? TIR’lar şehirlere mi giremiyordu? İletişim mi kesikti? Neredeydi on yılda yarattığınız on beş milyon?
Bilim sizde, akıl ve aklı kullanmak, akılcılık sizde. Teknoloji sizde. Bizimkiler yobaz?! Ancak tekbir bilir! Kaldırsaydınız enkazı Bergson akılcılığı ile… Bağlasaydınız telleri Edison yöntemi ile… Yapsaydınız yolları Auguste Comte pratiği ile… Tedavi etseydiniz yaralıları Hippokrat metodu ile…Yeni şehirlerin koordinatlarını çizseydiniz Mustafa Kemal’in geometride açtığı çığır ile…
Tarikatlara bir yemek yapma ve tuvalet temizliği kalıyor. Onu da yaparlardı!
Dürüst olun dürüst.
Aklınız almayını almaz ama yine de hatırlatayım: Bu vatan Allah’ın izniyle sapasağlam ayakta kalacak.
Mekke limanından kalkacak ve Tanrı Dağlarında soluklanacak.
Yeryüzünün her yanına merhamet bohçası ile ikram çıkını ile gidecek.
Ağlayan çocukları güldürmek için rol yapacak yoksa birbirini aldatmak için değil.
Nesi varsa Allah için verecek; gerekirse canını lakin bu topraklarda bu toprak için…
Serinlemek isterse de bu bayrak altında serinleyecek vesselam.







