Bu masal burada bitmez
Ne kadar gülerseniz gülün. Bu sezonun son kumpasıdır bu!
Akıllıların ceza almakla üzüldüğü bir ülkede hırsızlar ve deliler ceza aldığında sevinirler.
Hırsızlar, kışı hapishanede, sıcak ortamda geçirmek için hırsızlık yapar, kışı orada geçirir yazın çıkarlar.
Eskiden beri böyle bilinir.
Hırsız ceza aldığına sevinir.
Deli de ne olsa sevinir.
Ceza aldığına sevinen birileri daha çıktı: İmamoğlu ve Akşener...
Sanki İmamoğlu Akşener’e şöyle haber vermiş: Abla! Bugün benim hakaret davamın kararı açıklanacak. Sen de yanıma gel, sonucu beraber görelim. Eğer karar aleyhime çıkarsa yemekler benden. Lehime çıkarsa oturur ağlaşırız. Mendili hazırladım. Kapıya da tembihledim bir saat boyunca kimse gelmesin. Meral ablayla özel görüşeceğiz, diye.
Ve Meral gelir. Beraber makamda beklemeye başlarlar. Bir yandan muhabbet.
Ekrem, bu senin adaylığın konusunda CHP kıllanıyor. Benim de oyum ve gücüm yetmez seni seçmeye. Ne olur bu işin sonucu? HDP ve bizim oyumuz seni seçmeye yetmez!
İkisi ellerini açıyor; Ey yüce ruh! Sana yine iman tazelemeye geliriz. Bu sefer ikimiz geliriz. Hatta İstanbul’u arkamıza takar geliriz. Nolur ama noolur Ekrem’e mahkumiyet kararı çıksın. Ekrem’e mahkumiyet, bana memnuniyet…
Nolur ha noolur!
Derken görevli içeri giriyor. Telefondan mahkumiyet kararını gösteriyor. Son dakika haberi.
Oyy oy!
Kadifeden kesesi, Gayfeden gelir sesi;
Şükür ki mahkum oldu, Ah ciğerimin köşesi…dercesine Meral Akşener yerinden kalkıyor, Ekrem yerinden kalkıyor.
Yuppiiii. Dememiş miydim? Beni mahkum edecekler dememiş miydim?
Aman tanrım!
Falan yatıra gönderdiğim tuz, filan yatıra gönderdiğim şeker, kabul olmuş teker teker…
Bir sarmaş bir dolaş… Cup cup…
Nedir bu aranızdaki hup?
Görülmüş şey değil! Duyulmuş şey değil…
Ama bu masal burada bitmez ki?!
Devamı var daha.
DEMİŞTİM AYLAR ÖNCE
“Bu Kılıçdaroğlu’na Akşener, Davutoğlu, Babacan, Karamollaoğlu tuzak kuruyorlar” diye. İşte çıkıyor bir bir.
Kılıçdaroğlu’nun yanında güvenebileceği üç kişi var; Gültekin Uysal, Haydar Baş’ın oğlu Hüseyin Baş ve HDP…
Ahh Kılıçdaroğlu. Yalnız kaldın yalnız… Elini münasip yere vurmadın, dilin münasip sözler söylemedi. Kendini nal izine biriken suda yüzüp, okyanusta yüzdüm sanan böcek gibi gördün.
Cüssen neydi, müktesebatın neydi?
Samimi değilsin. Bütün yaptığın ataklar içten gelerek değil, muhafazakar seçmeni kandırma uğruna idi.
Şimdi birbirini yiyen iki dişli gibisiniz: İmamoğlu ve siz… O da samimi değildi siz de…
Birbirinizi yıpratın şimdi.
Çünkü iktidar olmayı hiçbir zaman hak etmediniz, etmiyorsunuz…
Hâlâ adamların, şer kuvvetlerin komutanı gibi davranıyor.
Hafazanallah; bir iktidar olsanız ülkeyi Kerbelaya döndürmeye aday gibisiniz. Başlarınıza sarık taksanız İbni Ziyad’ın sarığını takasınız gelir.
Daha dün Giresun İlçe Başkanınız bir Kur’an hafızı Reisü’l Kurranın Giresun’a gelmemesi için ortalığı bulandırdı.
Nedense; din ile Kur’an ile Peygamber ile ilgili konular sizi çok rahatsız ediyor.
Bir de çıkıp helallik istiyorsunuz.
Peh!
Sizin istediğiniz helallik heykelin eline kitap tutuşturmaya benziyor. Bir anlamı var mı?
Yok.
Samimi ve dürüst olun.
Leanilerin ve Safevilerin dümen suyunda yürümeyin.
Milletin tarihiyle, inancıyla uğraşmayın.
BİR SAMİMİ TEKLİF
Eğer muhafazakar seçmenden oy almak istiyorsanız 5816 sayılı “Atatürk’ü Koruma Kanunu”nu kaldırmak için teklif verin.
Bunu yapabilirseniz dengeler değişir bilesiniz.
Vesselam.







